Zamanın tortusuyla yoğrulup çeşitli medeniyetler sonrasında hala varlığını ve tarihini koruyan yerdir Selanik..
Yunanistan’da ikinci rotamızdı Selanik. İzmir’e benzerliği ile bilinir en çok, Selanik’te hayat dışarda erken başlar geç biter. Biz de güne erkenden başladık burada, güzel bir kahvaltı sonrası sahilde uzunca bir keşfe çıktık sahil kenarında sıra sıra kafeler arasından geçiyoruz. ne çok kafe var burada şaşırıyoruz ama alışıyoruz yoğunluğa.. yolumuzun devam ederken Şehrin simgesi olan Osmanlıların inşa ettiği Beyaz Kule’yi görüyoruz karşımızda öğreniyoruz sonra tarihini balkan savaşı sonrasında sembolik bir vaftiz işleminden geçerek beyaza boyanmış ve o günden beri Beyaz Kule adıyla anılıyormuş.
Yemek faslı sonrasında gece yaşamını merak ediyoruz Selanik’te..
Dışardan baktığımızda bugünkü şartlar altında krizin eşiğinde gibi görünen ülkede hiç kriz belirtisi olmadığını söylemekte fayda var. bütün sokaklar dolu ve eğlenmeyen insan yok gibi birkaç bar sonrasında kendimizi saat gece 3 gibi otele attığımızda Selanik’te gece daha yeni başlıyordu gerisini siz düşünün 🙂
Sabahın ilk ışığı ile bizim için en önemli olan yere gitmek için heyecanlıydık hepimiz.
Selanik bizden derin izler taşır sokak araları, meydanları, caddeleri en önemli izi ise Atatürk şüphesiz! Doğduğu evi, annesi, babası, oynadığı avlu kısaca onun büyüdüğü şehirdir. Kendinizi yabancılarşmadan sanki topraklarınızda yürüyormuş gibi hissediyorsunuz önce ama Ata’nın doğduğu evin kapısından içeri girdiğinizde bu duygu daha da yoğunlaşıp gözlerinizden yaş akmasına bir türlü engel olamıyorsunuz. Yaşanmışlık oluk oluk akarken duvarlarda tutancak yer arıyosunuz adeta… Bir tarafınız gurur bir tarafınız hüzünle geziniyorsunuz o avluda…
Yaşadığın yerden, işten güçten uzaklaşıp yeni yerler keşfetmek, bilmediğin sokaklarda kaybolmak, yeni insanlarla tanışmak, havasını solumak bir başka iyi geliyor ruha ve bedene..
Adı üstünde tatil bu ya! O yüzden abartmanın bir zararı yok diyerek kutlama anlarının keyfini çıkarmak da bambaşka oluyor. Bir elimde şişe diğer elimde kadeh ile tadını çıkartıyorum bu büyülü düşün. Kapılınca şehrin sakin ve huzur veren rüzgarına burada kalmak, kendimle olmak dinginleşmek istiyor canım.
2014’ün 2. tatil rotasıydı Kapadok’ya, biliyorsunuz ki yeni yılın ilk rotası Roma‘ydı, şimdi sırada bir aksilik olmazsa Yunanistan ve ardından tekrar İtalya var. Başka bir şehir masalıtyla, başka bir düşle görüşmek üzere diyorum.