top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 14 May 2020
  • 1 dakikada okunur

quarantine dieares

– iyi hissediyorum….

çünkü gökyüzü her zaman mavi.

– mi sento bene…

perche il cielo e blu.



Günler hızla birbirini kovalarken artık içinde bulunduğum yalnızlığa pek alıştım…

O kadar alıştım ki artık aynaya bakmaya bile ihtiyaç duymuyorum.

Biliyordum! Zaman tüm yaraları iyileştirdi ve bu da geçecekti elbet.

Her gün bu umutla uyuyor her sabah perdemi bu umutla aralayıp güneşi, yağmuru, rüzgarı…

artık o güne ne ise kısmet onu alıyordum odama.

Spotify modumu bile havaya göre seçiyor, günün aktivitesini bile ona göre belirliyordum.

Bazen ise içimden hiçbir şey yapmak gelmediği oluyor, tüm gün yatak içinden çıkmıyordum fakat gene de iyi hissediyordum, alışıyordum.

Neredeyse haber kanallarını zapping yapmıyor, twitter da son vaka sayılarına bile bakmıyordum.

Açıkcası kendimi dinliyordum.

Belki de eksik yanlarımı keşfediyor, yarım kalanlarımı tamamlıyor ve yaralarımı sarıyordum.

 Açıkcası kendimle o kadar meşguldum ki instagram’a bile fotoğraf atıp çıkıyor, kimin ne yaptığı pek umrumda olmuyordu.

Yatağıma yayılan kitapları karıştırıyor gerekli gördüğüm yerleri kırmızı bir kalem ile çiziyor, özellikle gezi ile alakadar dergilere bakarak hayaller kuruyordum bulutların ötesine…

Yani günlerim birbirinden pek farksız gibi olsada mutlu olduğum anlarım daha da fazlaydı kendimleyken bile…

Yakınımda oturan biricik yeğenlerim bu dönemde en iyi gelen şeydi bana!

Onlarla olmak, vakit geçirmek bir nevi yeniden doğmama ve bu hapis durumu unutmama sebep oluyordu. Uzakta olanlarım ise bir whatsapp tuşu kadardı.

Bu süreçte bana en en en çok onların mutluluğu, boylarından büyük hayalleri ve düşleri iyi geliyordu.

Zaten başka bir şeyin de önemi yoktu!



evde fotoğraf
karantina fotoğrafları

instagram fotoğrafçılığı

plaster art
  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 12 May 2020
  • 1 dakikada okunur


Merhabalar,

Karantina günlerinde okumaktan keyif aldığım iki kitabı daha sizlere önermek isterim. 

Her iki kitabı yazmak istememin nedeni birbirinden ayrılamaz olmaları…

Sır’ı okuyunca devamını da okumak isteyeceksiniz!

Kitabın yazarı Nermin Bezmen, Sır kitabında 96 yaş gününde hayata gözlerini yuman Hüma, tüm çocuklarının, gelinlerinin ve bazı torunlarının huzurunda onlara bıraktığı hatıra defterinin sesli okunmasını belirttiği bir not bırakmıştır ve bizleri de içine çeken hayat serüvenini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir…




İkinci kitapta arka kapaktaki tanıtım sözleri  ise şöyledir;

New York’ta bir bankanın kasasında duran ikinci defteri bulmasını torunu Hüma’ya vasiyet etmiş ve ona tiyatro oyunu gibi  hazırladığı bir yolculuk armağan bırakmıştır. Şimdi genç kadın babannesinin sırlarının peşinde süresi, sonucu, dönüşü belirsiz bir serüvene başlamak üzeredir. Bildiği bir şey vardır. O da babannesinin şu sözleri:

“Hayatını kendi seçtiğin gibi yaşarsan senin olur unutma!”Aurora’nın İncileri Nermin Bezmen’in Sır kitabında ustaca kurguladığı aşkla ,tutku ve cesaretle örülmüş bir hayatı bu kez torun genç Hüma’nın kendini keşfedişindeki yol haritasına dönüştürüyor.

Sır’ın ikinci perdesi açılırken Hüma için de bilinmezlerle dolu bir yolculuk başlıyor.


Beni hangi kitap daha  çok etkiledi diye soracak olursanız kesinlikle ilk kitap olan Sır derim.

Hüma’nın yaşadıkları o kadar çarpıcı idi ki bazı yerlerde göz yaşlarımı tutamadım.

Bir insanın bu acılara nasıl dayanabildiğini, hayata nasıl yeniden başlama gücünü bulabildiğini düşündüm.

İnsanoğlu için hayat hep bir sürpriz hazırlıyor.

iyi ya da kötü önemli olan her şeyi kabullenip kendini akışa bırakmak sanırım. Kötü olayların da yaşanması gerektiği ve onların başımıza gelecek güzelliklere giden yolda birer engel olduklarının farkına varıp hayata dair inancımızı kaybetmememiz gerekiyor.

Hayat her şeye rağmen yaşamaya değecek kadar güzelliklerle de dolu görmesini bilene…

Keyifli okumalar dilerim

Feyza Tanyolaç


sır kitap
nermin bezmen
  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 11 May 2020
  • 2 dakikada okunur


başak sayan

“Bir gün, küçük bir kozada minicik bir delik açıldı. O an kozayı seyretmekte olan bir adam, bedenini o minicik delikten dışarıya çıkartmak için çabalayıp duran ama onca çabaya rağmen bir arpa boyu yol alamayan kelebeğe çok acıyıp yardım etmeye karar verdi. Kelebeğin kozasındaki deliği genişleterek içinden çıkmasını sağladı. Ancak dışarı çıkan kelebeğin kanatları bedenine oranla küçücük, kupkuru ve buruş buruştu. Şaşıran adam, zamanla kelebeğin kanatlarının büyüyüp gelişeceğini umut ederek beklemeye başladı. Ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Çünkü hayat suyu kelebeğin bedeninden kanatlarına ancak kozadan çıkmak için çabaladıkça akabilirdi. Kelebek ömrünün geri kalanını, uçma hayalleri kurarak, kocaman bedeni ve küçücük kanatları ile sürünerek geçirdi. Hiç uçamadı.

Adamın anlayamadığı, kelebeğin o küçücük delikten dışarı çıkmak için verdiği mücadelenin aslında o kelebek için gerekli olduğu idi. Çünkü bu, kelebeğin kaderini gerçekleştirebilmesi için, içinden geçmesi gereken Tanrı’nın bulduğu bir yoldu!”


Herkese merhaba,


Karantina günlerinde okuduğum beni en derinden etkileyen kitap oldu Kelebeğin kaderi…


Bu süreç içerisinde okunacak daha oldukça kitap var.


Kitabın yazarı Başak Sayan.


Bu yazarın ikinci kitabı…


İlkini de okumuş ve yine oldukça beğenmiştim ama bu eserinin yeri bende ayrı. Sanırım hayata uygulanabilirliği oldukça daha yüksek ve eğlenceli olduğundan.


Kitabın arka kapağında yer alan yazıdan bir bölüm paylaşmak isterim sizinle. Modern dünyanın kahramanlarının sevmek, sevilmek, acı çekmek ihanete uğramak ve kendini keşfedip kaderini gerçekleştirmek yolunda yaşadıkları yoğun ve sarsıcı bir serüven Kelebeğin Kaderi. 


Tesadüflerin hayatı nasıl yönettiği ve aslına bakarsak hiç bir şeyin rastlantı olmadığı, her adamın ve her deneyimin yaşam yolunda birer basamak olduğuna dair epik bir anlatı, bir modern vakit masalı.Yaşamın karşınıza çıkardığı işaretleri ayrım etmeye, en derin acılarınıza başka gözle bakmaya ve tüm yaşadıklarınızın nedenini keşfedip kozanızdan çıkmaya hazır mısınız? 


Diye yazılmış satırlar..


Bu kitabı okumaya adım atmak meraktan, ama devam edebilmek ise bir seçimden ibaret bence.




Kendini keşfetmek, olaylara başka açılardan bakabilmek ve de en önemlisi kendine karşı dürüst olabilmek harbiden cesaret isteyen olgular benim gözümde. Sizi bazen rahatsız edecek, zorlayacak ama ilerleme isteğinizi de kamçılayacak anlatılar ile dolu bu roman ve mutlaka bayağı değil…


Ruhunuzu değiştirecek, ümit verecek, tüm güçlükleri atlatmayı denemeye hazır hale gelmenizi sağlayacak olabilir, şayet harbiden buna cesaretiniz, gücünüz ve isteğiniz varsa…


Okumaya devam ettikçe o gücü kendinizde hissetmeye başlamış olacak ve sizler de bir başlamak isteyeceksiniz.İnsanın gücünü, benzer acılara karşın hala nasıl direnme ve hayatta kalma gücünü bulabildiğini düşünüp sorgulamaya başlayacaksınız, şayet hayatınızda şimdiye kadar bunları sorgulamadı iseniz…


En başından sonuna kadar temponun hiç düşmediği ,ve tam can alıcı yerde diğer karakterlerin hayatını anlatmaya geçildiği, olağan dışı ve harekete geçiren bir eser olmuş.


572 sayfanın her satırı mutlaka okumaya değer.


Ruhunuza iyi gelecek bu romanı okumanızı ısrarla öneririm.


sevgilerimle,


Feyza Tanyolaç



başak sayan


Yeni Seyahat var mı?  Ama var! ✈️#seyahat #reelstrends #kesfetteyiz
00:10
Amsterdam’da Kalabalıktan Kaçış Noktası: Şahane Bir Kanal Manzarası 🇳🇱 #amsterdam #mekanönerisi
00:45
Amsterdam’a gelirsiniz muhakkak uğramanız gereken o masası köy Giethoorn. #giethoorn #amsterdam
00:44
Amsterdam’daki en güzel evi buldum! #amsterdam #gezilecekyerler #hollanda
01:01
Kendinle Kalmak İyidir | Etsy’de Paylaştığım Çizimler Nasıl Ortaya Çıktı? #etsy #etsyartist
00:39
Keşke Bunu Daha Önce Bilseydim! Gri Saç İçin Doğru Mor Şampuan ve Bakım. #saçbakımı #erkeksaç
00:50
Bir Zamanların Küçük Paris’i: İskeçe ( Xanthi )  #xanthi #iskeçe #yunanistan
00:58
Suluboya’dan Kartpostal yaptım! #xmas #xmasdiy #christmastpostcard
00:41

© 2025 by Onurollstyle.co. 

bottom of page