top of page

Boş arama ile bulunan sonuçlar

  • Kitap Önerisi: Merkür ve Mucize I French Oje

    MERKÜR VE MUCİZE ”Bitişler aslında son değil, kusursuz başlangıçlardır.” Herkese merhaba, Yeni bir bir kitap önerisi ile karşınızdayım. Sevgili French Oje’nin son kitabı Merkür ve Mucize’sinin sayfalarını aralıyor ve Sezen, Tuna, Ebru ve Mira’nın hikayesine sizi de konuk etmek istiyorum. Kitabın ilk satırlarından itibaren kendinizi sıcacık, samimi, duygusal aşk ve arkadaşlıkla bezeli bir hikayenin içinde buluyorsunuz. Satırlar birbiri üzerine çevrilirken tesadüfler çıkıyor karşınıza ve çoğu yerde ”bu kadar da tesadüf olur mu? ” diye kendime sormadım değil! Sonrasında hayatın bir mucize olduğunu, kendi çevremden, kendimden de yaşadığım olayları düşününce aslında hayatımızın ne kadar da tesadüflerle dolu olduğunu bir kez daha anımsadım! Dört arkadaş olan Sezen, Tuna, Ebru ve Mira’nın birbirine olan dostlukları, yaşadıkları duygusal ilişkileri ve en önemlisi aşklarını akıcı bir şekilde soluksuz olarak okuyorsunuz. Çok düşünmeden hayatı kendi akışına bırakmamız gereken durumların olduğunu, bazen sonların güzel başlangıçlara da neden olabileceğini, evrenin bir düzeni olduğunu ve bu düzen içerisinde bizi bazen düşüren gibi gözüken aslında bizim yeni başlangıçlara sebep olabileceğinizi kitap içerisinde fark ediyorsunuz. En kötü anlarımızda bile umudumuzdan asla vazgeçmemizi, hayata hep bir tarafından tutunmamız gerektiğini usulca ve bazen de haykırarak fısıldıyor bize Merkür ve Mucize’sinde French Oje… Kısacası hikayede her birimizin umutla kendi hikayemizi yazmak için cesaretli olmamız gerektiğini, evrenin bize yol göstereceğini, bazen de mucizeler yaratabileceğini gözlerimiz önüne sermek istiyor. Kendi tarzından yine kopmadan, bir başka yön ile sunmuş bu sefer renklerini French Oje… Sizin renginiz hangisi ne? O renge tutunun dermişcesine! Benim için tam da zamanında gelen bir kitap oldu, tam ihtiyacım olan motivasyonu vermek adına.. Umarım sizler için de bir umut pırıltısını ya da çok daha fazlasını bırakır Merkür ve Mucize.. Kitabın tümü başlı başına bir motivasyon kaynağı. Kitabın birbirinden farklı 4  kahramanı ile aynı hisleri yaşıyor ve onlarla şaşırıyor, hüzüne, sevince giriyorsunuz. Kitabın satırları arasında kendi iç yolculuğuma çıkmak ve bu hikayenin içinde kendimi bulduğum için çok mutluyum. Acaba bir gün ben de kendi mucizemi bulabilecek miydim? Feyza Tanyolaç #kitapalıntıları #gününkitabı #çoksatanlar #frenchos #neokusam #merkürvemucize #frenchoje #kitapönerisi

  • Stilinizi Beyaz Kombin ile Konuşturun!

    Herkese Merhaba! Yazın en çok tercih edilen renklerinden biri de şüphesiz beyazdır. beyaz tişörtler, gömlekler, şortlar, pantolonlar, ceketler doğru tonlarla kombinlendiğinde duru ve şık bir görünüm vadediyor. Çabasız şıklıktan yana olanların ve casual görünümlü sade kombinleri tercih edenlerin vazgeçilmezi beyazı ben de çok severim. Hem daha cesur hem de duru olmayı bir arada tutan beyaz kombinim ile karşınızdayım! İşte sizin için benim stilim ve tarzım ile yazlık beyaz kombin önerim. Bu gönderiyi Instagram’da gör Onur Erol (@onurollstyle)’in paylaştığı bir gönderi (23 Ağu, 2020, 12:29öö PDT) #menstyle #erkekleriçinkombinönerileri #whitekombine #beyazkombinönerileri #erkekstili #beyazkombinönerim #allwhitestyle

  • Stilinizden Ödün Vermeyin!

    Yıllar önce blog yazmaya karar verdiğim noktada aslında tam olarak ben de bilmiyordum kendi stilimizin ne derece önemli olduğunu, giyim kuşamın sadece bir tişört bir pantolondan ibaret olmadığını… Ta ki… işin içine girip bu güne kadar yoğrulup her geçen gün stil, tarz ve giyim kuşam hakkında daha fazla bilgi sahibi edinene dek. Şu an 42 yaşındayım ve aslında bu işe daha erken başlasaydım ve boşa geçen yılların da hakkını verseydim diye de düşünmüyor değilim fakat er ya da geç bir yerinden tutmuşum ya ona seviniyorum. Şimdi okuyan bir çok kişi aslında stil sahibi olmayı para ile eşdeğer olarak yorumlayabilir ama bahsettiğim konu inanın ki para ile pul ile hiç alakası bile yok ki…. Özellikle günümüz dünyasında artık modaya çok uygun fiyata ulaşılabilirlik var. Bu yüzden bizim gençlik dönemlerimizde olsak bunun için biraz hak verebilirdim size ama dediğim gibi şu zaman diliminde bunu söylemem çok yersiz olur. Neyse girişi biraz uzattım gibi geldi… Demem o ki; İster kadın olun ister erkek muhakkak bir tarzınız olsun. Bu tarzınızı tabii ki seçmiş olduğunuz kombinlerde göstermeyin! Her şey moda diye de üzerinizde denemeyin. Size yakışan, hayata bakışınıza, yaşam tarzınıza eşdeğer olan seçimler yapın. Hem bu şekilde hem kimliğiniz hem de tarzınız birbiri ile bağlantı olmuş olur. Bu blog postundaki fotoğraflarda gördüğünüz kombinimde  farkettiyseniz çok fazla bir detay yok. Hemen hemen herkesin gardrobunda bulunan sade beyaz bir tişört, siyah bir pantolon… bunlara ilave edilmiş bir şapka, bir kolye tamamen bu seçimleri konuşturan şey oldu. Yani seçimlerinizde basit olabilirsiniz fakat bunlara ilave dokunuşlar yaparak stilinizi konuşturabilirsiniz. şimdilik bunları yazmak istedim bir sonraki postumda görüşmek üzere. Unutmadan Instagram da her zaman görüşüyoruz! Sevgiler, Onur erol #onurollstyle #menstyle #menfashion #erkekmodainfluencer #stilönerileri #erkekmodablog #instagramstilönerileri #stil #lookbook #erkekmodası

  • Kitap Önerisi: Kalbimin Can Mayası I İclal Aydın

    Herkese merhaba… Karantina döneminin benim için en büyük faydalarından biri de okuduğum kitap sayılarındaki artış oldu. Okuduğum kitaplar bana bir şeyler katarken bazen de yüreğimin derinliklerine kadar inip derin izler bıraktı. Size son okuduğum, İclal Aydın’ın kaleminden satırlara dökülen Kalbimin Can Mayası’ kitabından bahsetmek isterim. Kitabı okurken bana hissettirdiği ve benden götürdüğü çok şey oldu. Roman’ın genel lokasyonu Ayvalık olmasına rağmen,  geriye dönüşlerle farklı mekan ve zamanlara da yolculuklar yapıyor. İlk satırları okurken siz de bu yolculuğa şahit oluyorsunuz. Roman içindeki karekterler bazen yüzümüze tebessüm ettirirken zaman zaman hüzün bazen ise kızmanıza sebeb oluyor. Roman içindeki hissiyatlar son derece duygularıyla yansıtılmış ve karakterlerin her biri için ayrı ayrı ayrı ‘ben olsaydım ne yapardım? ‘ sorusunu kendinize ister istemez soruyorsunuz. Son dönemlerde okuduğum en özel kitaplardan biri buydu ve bu yüzden bunu burada yazmak ve sizinle bu duygularımı da payalaşmak istedim. Genel olarak roman okurken kahramlardan son derece etkilenir ve onlarla bir kurarım. Burada da bir taraftan kitabı bitirmek isterken diğer taraftan sayfaların bitmesini ve kahramanların beni terketmesi hiç istemedim. Kalbimin can Mayası’nın konusundan biraz bahsedecek olursam; Üç kızkardeş olan Türkan, Dönüş ve Derya’nın hayat hikayesi anlatılmakta. Tabii ki onların hayatlarına giren diğer kahramanlarla kesişen yolları da sürprizlerle yoğurarak bizlerin beğenisine sunuluyor. Karakterlerden en kendime yakın hissettiğim ise Defne oldu. Bazı düşüncelerine ve kararlarına katılmadığım zamanlar da olsa, kendi ruh halime, karakterime en yakın onu buldum. Erkek kahramanlardan ise Kartal beyin dik duruşu, sevdiklerine sahip çıkışı ile gönlümde taht kurdu desem abartmış olmam sanırım. Diğer kahramanlardan ise Kiraz ve Mine de farklı davranış ve söylemleriyle de helal olsun dedirtti çoğu zaman. Sizlere daha fazla ipucu vermeden kitabın konusu hakkında söyleyeceklerimi burada noktalıyorum. Bu roman, Üç Kız kardeş romanının devamı … Eğer okumaya karar verirseniz önce ondan başlayın derim. Ben bu kitabı okuduktan sonra öğrendim. Şimdi sırayla diğer kitaplarını da okuyacağım yazarın. Sonra da sıra Unutursun romanına gelecek, bir diğer merak ettiğim romanı. Kalbimin Can Mayası’nda anlatılan bir hikayenin Unutursun romanının konusunu oluşturduğunu öğrendiğimden beri okumaya can attığım kitaplar arasında artık. Mükemmel bir roman çıkmış ortaya, ellerinize sağlık sayın İclal Aydın.. #iclalaydınkitapları #unutursun #kitapyorumları #kalbimincanyarası #üçkızkardeş #karantinakitapönerisi #kalbimincanmayası #iclalaydın #kitap #kitapönerisi

  • Karantina Günlükleri I Nasıl Delirdim

    ” Özgür olmak için çok delirmek gerek! ” Her geçen günün ardından temiz temiz deliriyordum kirlenen dünyaya rağmen! Artık kelimelerim yüzümden okunuyor ve dokunduğum her şeye bulaşıyordu… Ben kimdim? Ben neydim? Ben ne istiyordum? Her defasında sorgulayan, yargılayan ve hırpalayan kimdi beni?  Bilmiyorum! Bildiğim bir şey vardı o da kabıma sığmadığım ve taştığımdı! Herkese merhaba, karantina sürecinde benim gibi hissettiğinizi biliyorum. Belki bir çoğunuz benim gibi dışarıya karşı bu çok belli etmese de eminim ki aynı ortak duygular içindeyiz. Kabıma sığmadığım bu dönemde ”daha çok sanat” dedim. İçimdeki, sessizliği, yalnızlığı ve yerli yersiz kopan fırtınayı ancak bu şekilde dindirebilirdim. Ancak düşlerimi satırlara, duvarlara o da yetmeyince yüzüme gözüme ve her yere kusarak dindirebilirdim. Benim hikayem böyleydi… Zaten normal bir hikayem olsaydı burada olmazdım burada sizinle bunları konuşuyor olmazdım…. #onurollstyle #karantinadaben #nası #quarantinediaires #karantinagünlerim #karantina #nasıldelirdim #karantinablog #karantinavideo #quarantinedays #karantinayazısı

  • Karantina Günlükleri I Yürüyorum Düş Bahçelerinde

    – gün biter. İlk kendine sorması gereken soruyu en son kendine sorar insan Nasılsın? Ne iyi, ne de kötü olduğumu söyleyemiyorum artık! Sanki yüzyıldır bu şekilde yaşıyormuşum gibi hissediyorum zaman zaman.. Dışarıya çıkıp çıkmamak bile önemli değil artık. Sokakların bu kadar ürkütücü olacağını düşünemezken market alışverişi için bile çıksam eve dönmek için sabırsızlanıyorum. Bir de bunun kırklanması var! Üstündekileri makineye at, duş al kendini temizlen… Artık normalim neydi onu bile hatırlamıyorum ki? Açıkcası ne iyi ne de kötüyüm! Ama emin olduğum tek bir şey var hiç mutlu değilim. En azından hem zamanı geçirmek hem de aklımı korumak adına bol bol uğraş buluyorum kendime. Bir görev gibi her an hissettiğim duygularımı fotoğraflıyorum. Denemediğim fotoğraf karelerini deniyor bir şekilde iyi kötü pozlarım oluyor. İyi ki de oluyor ve burada bunları sizlerle paylaşıyorum. Bir de Karantina günlerime Tik Tok çok iyi geliyor. Orada eğlenceli videolar çekip paylaşıyorum ve akşamları ise canlı yayın açıp yeni yeni arkadaşlar ediniyorum. Onlarla sohbet etmek gerçekten beni içnde bulunduğum durumdan uzaklaştıyor. Bu aradabeni Tik Tok’ta takip etmiyorsanız Buraya tıklayarak edebilirsiniz bakalım beğenecek misiniz? Yukarıya sürpiz bir video ekledim onu da izleyin 🙂 #karantinadaevdeneleryapıyorum #quarantinelife #karantinagünlerimnasılgeçiyor #karantinagünlüklerim #quarantinadiaires #karantinagünlerindeben #karantinanotlarım

  • Karantina'da Bayram Havası …

    Çok değil bir sene evvel bayramlar daha bir heyecanlıydı… Belki çocukluğumuzdaki gibi bayramlıklarımızı alır, sıraya girer, büyüklerimizin ellerinden öpemezdik, harçlık toplamazdık ama büyük bir coşku ile kutlardık. Bayramlar tüm aileyi bir araya toplardı ve hep bir arada olmanın mutluluğu saçılırdı hanelerde… İçinde bulunduğumuz karantina sürecinde kaç bayram eskittik oysa! 23 Nisan, 19 Mayıs ve şimdide Ramazan bayramı.. Her ne kadar telefon kadar uzakta olsak bile sarılmanın, el öpmenin göz göze gelmenin eksikliği çok zor geliyor, zoruma gidiyor. Özlemim bugün gene çocukluğumdaki bayramlarda… Nasıl güzeldi değil mi? Çocuktuk, mutluyduk. Mutluluk ne kadar ucuzdu bir zamanlar düşünsenize… Avucumuzu dolduran şeker kadardı mesela! Her şeye hesapsız sevinirdik, mutluluk çocukluğun kalbindeydi… “Nerede o eski bayramlar” hemen hemen herkesten duymuş ve bu sözle büyümüştük hepimiz. Şimdi soruyorum nerede geçen yıl ki bayramlar? Hangi ara değişti dünya aklım almıyor. Şöyle bir bakın etrafınıza, geçmişinizle kıyaslayın. Yaşam şartlarınız nasıl değişti? Hayatlarımız nasıl değişti? İklim nasıl değişti? Oysa bayramlar birleştirir! Bu böyleydi ve içinde bulunduğumuz bu karantina döneminde de böyle olacak daha çok birleşeceğiz… Uzak olsakta kalplerimizle, ruhumuzla ve inancımızla birleşeceğiz. Bunun için bayramdır! Hepinize iyi bayramlar. #şekerbayramı #koronabayram #eskibayramlar #pandemibayram #karantinabayram #karantina #karantinadabayram #covid19bayram #eskibayram #karantinabayramı #iyibayramlar

  • Karantina Günlükleri I Sessizlik Lütfen!

    Sessizlik lütfen! Silenzio per favore Sessizlik lütfen deliriyorum… Sadece takvim yapraklarının değişmediği bir dört duvar arasındayım şimdi. Okuduğum dergiler duvarıma yaprak yaprak sıralanırken içimdeki delilik artık tescilli bir şeklide odamın her köşesine  nakış gibi işleniyordu. Delirdiğimi hissediyorum bazen, hatta çoğu zaman! Karantina artık hayatımın bir parçasıydı ve inanın ki temiz deliriyordum. Kendimle geçinemiyorum! Söz geçiremiyorum kendime… İçimde biriktirdiğim koskoca bir suskunluk, dışımda ise fırtınalar esiyor. Bu yüzden sığamıyorum kendime! Bir anda bir çok şeye değiyor elim. Tutabildiğimce tutunduğum fotoğraflarım, soğuk kahvem, kitaplarım, kalemlerim ve başı boş yapraklarım arasında uyuyup uyanıyorum. Aslında değişen bir şey yok benim dışımda! Çok değişiyorum ama çok… Bu gönderiyi Instagram’da gör – huni takacak halimiz yok arkada yazıyor zaten! Bir de duygularınıza tercüman olayım dedim. #iorestoacasa Onur Erol (@onurollstyle)’in paylaştığı bir gönderi (25 Mar, 2020, 12:50ös PDT) #karantinagünlükleri #quarantinelife #quarantineinfluencer #karantina #evdekal #quarantinesosyalmedia #instagrammer #dreamer #karantinagünleri #quarantinedays #iorestoacasa

  • Karantina Günlükleri I İyi Hissediyorum

    – iyi hissediyorum…. çünkü gökyüzü her zaman mavi. – mi sento bene… perche il cielo e blu. Günler hızla birbirini kovalarken artık içinde bulunduğum yalnızlığa pek alıştım… O kadar alıştım ki artık aynaya bakmaya bile ihtiyaç duymuyorum. Biliyordum! Zaman tüm yaraları iyileştirdi ve bu da geçecekti elbet. Her gün bu umutla uyuyor her sabah perdemi bu umutla aralayıp güneşi, yağmuru, rüzgarı… artık o güne ne ise kısmet onu alıyordum odama. Spotify modumu bile havaya göre seçiyor, günün aktivitesini bile ona göre belirliyordum. Bazen ise içimden hiçbir şey yapmak gelmediği oluyor, tüm gün yatak içinden çıkmıyordum fakat gene de iyi hissediyordum, alışıyordum. Neredeyse haber kanallarını zapping yapmıyor, twitter da son vaka sayılarına bile bakmıyordum. Açıkcası kendimi dinliyordum. Belki de eksik yanlarımı keşfediyor, yarım kalanlarımı tamamlıyor ve yaralarımı sarıyordum. Açıkcası kendimle o kadar meşguldum ki instagram’a bile fotoğraf atıp çıkıyor, kimin ne yaptığı pek umrumda olmuyordu. Yatağıma yayılan kitapları karıştırıyor gerekli gördüğüm yerleri kırmızı bir kalem ile çiziyor, özellikle gezi ile alakadar dergilere bakarak hayaller kuruyordum bulutların ötesine… Yani günlerim birbirinden pek farksız gibi olsada mutlu olduğum anlarım daha da fazlaydı kendimleyken bile… Yakınımda oturan biricik yeğenlerim bu dönemde en iyi gelen şeydi bana! Onlarla olmak, vakit geçirmek bir nevi yeniden doğmama ve bu hapis durumu unutmama sebep oluyordu. Uzakta olanlarım ise bir whatsapp tuşu kadardı. Bu süreçte bana en en en çok onların mutluluğu, boylarından büyük hayalleri ve düşleri iyi geliyordu. Zaten başka bir şeyin de önemi yoktu! … Bu gönderiyi Instagram’da gör Onur Erol (@onurollstyle)’in paylaştığı bir gönderi (31 Mar, 2020, 2:38öö PDT) #karantinafotoğraf #karantinagünlükleri #quarantinediaires #karantinagünlüklerim #karantina #karantinasanat #quarantineart #karantinaevhallerim #quarantinedays

  • Kitap önerisi: Nermin Bezmen Sır I Aurora'nın İncileri

    Merhabalar, Karantina günlerinde okumaktan keyif aldığım iki kitabı daha sizlere önermek isterim. Her iki kitabı yazmak istememin nedeni birbirinden ayrılamaz olmaları… Sır’ı okuyunca devamını da okumak isteyeceksiniz! Kitabın yazarı Nermin Bezmen, Sır kitabında 96 yaş gününde hayata gözlerini yuman Hüma, tüm çocuklarının, gelinlerinin ve bazı torunlarının huzurunda onlara bıraktığı hatıra defterinin sesli okunmasını belirttiği bir not bırakmıştır ve bizleri de içine çeken hayat serüvenini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir… İkinci kitapta arka kapaktaki tanıtım sözleri  ise şöyledir; New York’ta bir bankanın kasasında duran ikinci defteri bulmasını torunu Hüma’ya vasiyet etmiş ve ona tiyatro oyunu gibi  hazırladığı bir yolculuk armağan bırakmıştır. Şimdi genç kadın babannesinin sırlarının peşinde süresi, sonucu, dönüşü belirsiz bir serüvene başlamak üzeredir. Bildiği bir şey vardır. O da babannesinin şu sözleri: “Hayatını kendi seçtiğin gibi yaşarsan senin olur unutma!”Aurora’nın İncileri Nermin Bezmen’in Sır kitabında ustaca kurguladığı aşkla ,tutku ve cesaretle örülmüş bir hayatı bu kez torun genç Hüma’nın kendini keşfedişindeki yol haritasına dönüştürüyor. Sır’ın ikinci perdesi açılırken Hüma için de bilinmezlerle dolu bir yolculuk başlıyor. Beni hangi kitap daha  çok etkiledi diye soracak olursanız kesinlikle ilk kitap olan Sır derim. Hüma’nın yaşadıkları o kadar çarpıcı idi ki bazı yerlerde göz yaşlarımı tutamadım. Bir insanın bu acılara nasıl dayanabildiğini, hayata nasıl yeniden başlama gücünü bulabildiğini düşündüm. İnsanoğlu için hayat hep bir sürpriz hazırlıyor. iyi ya da kötü önemli olan her şeyi kabullenip kendini akışa bırakmak sanırım. Kötü olayların da yaşanması gerektiği ve onların başımıza gelecek güzelliklere giden yolda birer engel olduklarının farkına varıp hayata dair inancımızı kaybetmememiz gerekiyor. Hayat her şeye rağmen yaşamaya değecek kadar güzelliklerle de dolu görmesini bilene… Keyifli okumalar dilerim Feyza Tanyolaç #kitapalıntıları #gününkitabı #nerminbezmen #karantinadakitap #kitapönerileri #sır #auroranınincileri

  • Kitap Önerisi: Kelebeğin Kaderi

    “Bir gün, küçük bir kozada minicik bir delik açıldı. O an kozayı seyretmekte olan bir adam, bedenini o minicik delikten dışarıya çıkartmak için çabalayıp duran ama onca çabaya rağmen bir arpa boyu yol alamayan kelebeğe çok acıyıp yardım etmeye karar verdi. Kelebeğin kozasındaki deliği genişleterek içinden çıkmasını sağladı. Ancak dışarı çıkan kelebeğin kanatları bedenine oranla küçücük, kupkuru ve buruş buruştu. Şaşıran adam, zamanla kelebeğin kanatlarının büyüyüp gelişeceğini umut ederek beklemeye başladı. Ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Çünkü hayat suyu kelebeğin bedeninden kanatlarına ancak kozadan çıkmak için çabaladıkça akabilirdi. Kelebek ömrünün geri kalanını, uçma hayalleri kurarak, kocaman bedeni ve küçücük kanatları ile sürünerek geçirdi. Hiç uçamadı. Adamın anlayamadığı, kelebeğin o küçücük delikten dışarı çıkmak için verdiği mücadelenin aslında o kelebek için gerekli olduğu idi. Çünkü bu, kelebeğin kaderini gerçekleştirebilmesi için, içinden geçmesi gereken Tanrı’nın bulduğu bir yoldu!” Herkese merhaba, Karantina günlerinde okuduğum beni en derinden etkileyen kitap oldu Kelebeğin kaderi… Bu süreç içerisinde okunacak daha oldukça kitap var. Kitabın yazarı Başak Sayan. Bu yazarın ikinci kitabı… İlkini de okumuş ve yine oldukça beğenmiştim ama bu eserinin yeri bende ayrı. Sanırım hayata uygulanabilirliği oldukça daha yüksek ve eğlenceli olduğundan. Kitabın arka kapağında yer alan yazıdan bir bölüm paylaşmak isterim sizinle. Modern dünyanın kahramanlarının sevmek, sevilmek, acı çekmek ihanete uğramak ve kendini keşfedip kaderini gerçekleştirmek yolunda yaşadıkları yoğun ve sarsıcı bir serüven Kelebeğin Kaderi. Tesadüflerin hayatı nasıl yönettiği ve aslına bakarsak hiç bir şeyin rastlantı olmadığı, her adamın ve her deneyimin yaşam yolunda birer basamak olduğuna dair epik bir anlatı, bir modern vakit masalı.Yaşamın karşınıza çıkardığı işaretleri ayrım etmeye, en derin acılarınıza başka gözle bakmaya ve tüm yaşadıklarınızın nedenini keşfedip kozanızdan çıkmaya hazır mısınız? Diye yazılmış satırlar.. Bu kitabı okumaya adım atmak meraktan, ama devam edebilmek ise bir seçimden ibaret bence. Kendini keşfetmek, olaylara başka açılardan bakabilmek ve de en önemlisi kendine karşı dürüst olabilmek harbiden cesaret isteyen olgular benim gözümde. Sizi bazen rahatsız edecek, zorlayacak ama ilerleme isteğinizi de kamçılayacak anlatılar ile dolu bu roman ve mutlaka bayağı değil… Ruhunuzu değiştirecek, ümit verecek, tüm güçlükleri atlatmayı denemeye hazır hale gelmenizi sağlayacak olabilir, şayet harbiden buna cesaretiniz, gücünüz ve isteğiniz varsa… Okumaya devam ettikçe o gücü kendinizde hissetmeye başlamış olacak ve sizler de bir başlamak isteyeceksiniz.İnsanın gücünü, benzer acılara karşın hala nasıl direnme ve hayatta kalma gücünü bulabildiğini düşünüp sorgulamaya başlayacaksınız, şayet hayatınızda şimdiye kadar bunları sorgulamadı iseniz… En başından sonuna kadar temponun hiç düşmediği ,ve tam can alıcı yerde diğer karakterlerin hayatını anlatmaya geçildiği, olağan dışı ve harekete geçiren bir eser olmuş. 572 sayfanın her satırı mutlaka okumaya değer. Ruhunuza iyi gelecek bu romanı okumanızı ısrarla öneririm. sevgilerimle, Feyza Tanyolaç #başaksayan #kitapsözleri #kitapalıntıları #kitapyorumu #kelebeğinkaderi #kitapyorumları #karantina #gününkitabı #karantinadakitap #covid19 #kitap #evdekitap #kitapönerisi

  • Karantina Günlükleri I Öyle Yalnızım ki

    – artık özgürüm. öyle yalnızım ki . . . Karantina günleri hızla geçiyor. Daha önce alışık dahi olmadığım şeylere alışıyor ve her geçen gün kendimi keşfe çıkıyordum. Açıkcası her günüm boş olduğundan zaman ayırabileceğim çok şey oluyordu… Bir günde tam sezon izlenen diziler, artık raflarda değilde yatağıma savrulmuş kitaplar ve içimdeki sanatçı ruhum. Oysa kendimi hiç bu kadar tanımamıştım. Şehrin kaosu içinde zaman geçirirken insanın kendini pek tanımadığını ve kutularını açmadığının farkına vardım…. Her gün farklı uğraşlarımın dışında hemen hemen aynı geçiyordu, sabaha karşı uyumaya alışkın ruhumu ise uyku modunda dinlediğim olumlamalar ile ödüllendiriyordum. Evet, günler hızla akıp gidiyordu! Artık takvimler 29 Martı gösteriyordu. Anlamadan geçen günler bir bakıma iyiydi, oysa bazı günler daha da hızlı geçtiği kanısındaydım üstelik. Duvara yaptığım çalışma yerini bir kenara atılmış resim defterine bırakmıştı. Çünkü içinde bulunduğum yalnızlığımın en büyük ilacı olacaktı! Büyük bir huzurla karalamanın keyfini sürecektim… İnsanın içinde olduğu durumu ifade edebilmesi sanattır. Yoğurduğunuz hamur, çizdiğiniz bir resim, gökyüzüne bakış şekliniz, bestelediğiniz müzik, hatta söylediğiniz laf. Aslında yaşamak bir sanat! Beni Sesimden Dinleyin… Aslında Karantina döneminden önce podcast yayını yapmaya başladım fakat burada sizinle şimdiye kadar paylaşmadım. Bu vesileyle, karantina dönemindeki son podcast’imi de size takdim edeyim. Bu gönderiyi Instagram’da gör Onur Erol (@onurollstyle)’in paylaştığı bir gönderi (24 Nis, 2020, 3:46öö PDT) Bu gönderiyi Instagram’da gör Onur Erol (@onurollstyle)’in paylaştığı bir gönderi (25 Mar, 2020, 12:50ös PDT) #birgünüm #onurollstyle #pencildraw #karantinagünlükleri #ÖyleYalnızımki #onurerol #podcast #resim #evdekal #blog #karantinadasanat #birhikayemvardı #karakalem #sanat #drawing

© 2025 by Onurollstyle.co. 

bottom of page