top of page

SEARCH RESULTS

Bu sitede ara

Boş arama ile 414 sonuç bulundu

  • Fransa Tatili: Nice – 1. Gün

    Hepinize tekrardan merhaba, bu aralar çok fazla seyahat yaptığım doğrudur! Hatta moda bloggerlığından vazgeçip bir an kendimi seyahat ve yaşam bloggerlığına adım atar gibi görsem de moda hep devam edecek bilgisini öncelikle size vermek isterim. Geçtiğmiz günlerdeki rotam Fransa’nın Cote d’Azur bölgesiydi… Beni sosyal mecralardan takip edenler özellikle instagram’dan takip edenler biliyor ki harika bir tatil geçirdim. Özellikle tatil boyunca yanımda olan sevgili arkadaşım Deniz Saatçioğlu’un, benim yine yurtdışında olmam dolayısı ile tüm gideceğimiz noktaları önceden belirlemiş olması harikaydı!  Bir haftalık tatil boyunca hemen heme her gün kilometrelerce yürüdük, yorulduğumuz noktada kendimizi denize attık, bir çok köy kasaba gezdik ve birikmiş koskoca anılarla döndük. Bu yüzden blog yazısını bir çok bölgeyi ayırarak gün ve gün yazmak niyetindeyim umarım bizim yaşadığımız kadar okumaktan keyif alırsınız. Nice’de ilk günümüz varışımız öğleden sonraya denk geldiği için o günü biraz keşif ve güzel bir yemek eşliğinde geçirme niyetindeydik. Otel odasına (Merkeze cok yakin, Jean Medecin uzerindeki Hotel Univers) valizlerimizi bırakıp kısa bir hazırlama sonrasında kendimizi sokağa attık. Gittiğimiz gün hemen hemen her yer kapalı olmasını ilk olarak anlamadık. hafta içi üstelik öğleden sonraki saat diliminde bu manzara bizi biraz korkutsa da  14 Temmuz, Bastille Day diye bilinen, Fransiz’ların ulusal bayram günü olduğunu öğreniyoruz. Bahsettiğim gibi açık dükkan bulmak zor desemde ortalık maşer alanı gibi kalabalıktan geçilmiyordu! Tüö caddeler, sokaklar, plajlar, restoranlar doluydu. Biraz şehri dolaşıp zar zor yemek yiyecek bir yer bulduk. Tesadüfen bulduğumuz  A L’ecurie adında şirin mi şirin bir cafeydi. Rastgele sokakta bulmamıza rağmen yemekleri harikaydı! Hatta şunun altını çizmek isterim ki alakart olarak menü seçmedik tüm Cote D’Azur bölgesinde menü içerisinde fix menüler mevcut bunun içinde tatlı olan veya olmayan olarak ikiye ayrılıyor. Bu şekilde istediğinizi seçip daha ucuza güzel bir yemek yeme şansınız doğabiliyor. Gelelim genel olarak Nice havasına.. Nice’de yapılanma oldukça eski sokak aralarında geçerken kendinizi bir an olsun İtalya’daymış gibi hissede biliyorsunuz. Gerçi sokakta o kadar İtalyana rastladık ki ben şahsen kendimi Roma’da hissettim desem yeridir. Bunun dışında normal olarak tüm kafeler ve restoranlar akşam saat 10’da kapatıyor bu yüzden yemeğinizi en geç saat 82de yemekte fayda var. Yemek sonrası biraz yürüyüş için sahile indik. Sahil o akşam tıklım tıklımdı bir sonraki akşamlarda o kalabalığı göremecektik tabii ki … Bir şişe şarap eşliğinde sahilde otururken tanıştığımız birkaç kişi tarafından gece kulübü önerisi ile gecemizi G-Bar’da devam ettirdik. Bara gittiğimizde burada eğlenemeyeceğimizi düşünsek bile sonraki gecelerde bile müdavimi olduk diyebilirim. Gerçekten hem ben hem de Deniz’in çok eğlendiğine şahit oldum diyebilirim. Şimdilik bu satırları noktalarken Nice’de 2. günü yazmak için ben sabırsızım. Görüşmek üzere :)) Bu arada unutmadan instagram’dan daha fazla tatil fotoğrafına #onurollstyleontheway hashtag’i ile oluşabilirsiniz. #cntraveller #onurollstyleontheway #Nicefransa #Nicetatil #travel #holiday #Nice #CotedAzur #Nicegezi #contenasttraveller

  • BERLIN FASION WEEK: PENGUIN – EMRE ERDEMOGLU

    Hepinize kucak dolusu sevgilerimi sunuyorum öncelikle… Özellikle yurtdışı seyahatlerim dolayısı ile postlarımı ne yazık ki geç paylaşabiliyorum. Geçtiğimiz iki hafta öncesinde Emre Erdemoğlu’nun “Penguin” koleksiyonu tanıtımı için Berlin Fashion Week’e yolumuzu uzattık. Uzattık diyorum çünkü benimle beraber yaklaşık 20 kişilik bir gurup ile hareket ettik. Pegasus havayolları sponsorluğunda gerçekleştirdiğimiz İstanbul- Berlin uçuşumuz sonrasında yine sponsorumuz olan Titanic Deluxe Hotel Berlin’e doğru yol aldık. Burada sadece defileden bahsetmek değil amacım! Berlin Fashion Week çıkarmasında yaşadığımız o heyacanlı defilenin yanı sıra geçirdiğmiz güzel 3 günü size anlatmak için sabırsızlanıyorum Otelimiz gerçekten şehrin tam merkezinde tüm Berlin’de görmek isteyeceğimiz her yere yakın olması bizim için özellikle bir avantajdı! Bu sayede hem ilk kez ziyaret ettiğim şehri görebilecek hem de orada olmanın hakkını vereceğim için gerçekten mutluydum. Berlin’e adım atar atmaz ilk olarak oranın en meşhur yerlerini gezmekle yetindik. İlk durağımız 1700 yılları ortasında Johann Boumann tarafından barok tarzında inşa edilen Berlin Katedraliydi… Bu büyülü katedralin bahçesinde çimenler üzerinde vakit geçirmek inanılmaz derecede iyi geldiğini söyleyebilirim. Sonrasında biraz daha şehrin içerisine dalarak meşhur Alman biralarının ve mükemmel lezzetli olan çöreklarin tadına bakmadan olmazdı tabii ki… Şehir turumuzdan sonra kendimizi biraz dinlenmek için otel odasına attık sonrasında Titanik Hotel’in organize ettiği akşam yemeği için alt katta bulanan Beef Grill adındaki restoranda keyifle yemeklerimizi yedikten sonra gecenin tadını çıkarmak için yine sokak aralarına daldık! Berlinde yaşayanlar cidden eğlenmeyi biliyor! Gece hayatının çok renkli olduğunu bildiğim Berlin’i birde ben doğruladım diyebilirim. Gördüğüm şu ki ; oradaki herkes eğlenmesi son derece iyi biliyor! Yorucu ama keyifli gece gezmesi sonunda sabaha yakın bir saatlerde odamıza çekilip biraz da olsa dinlendik ki kesinlikle bunu yapmamız lazım dı, yarın çünkü büyük gündü! Emre Erdemoğlu – Penguin Ertesi gün hem Emre hem de bizim için çok heyecanlı bir gündü. Malum Emre’nin ilkbahar – yaz 2015 koleksiyonu Berlin Fashion Week’te sergilenecekti! Ve ne şanslıydım ki ben de onunla ve orada olan diğerleri kadar heyecanlıydım. Herzaman diyorum bu adam işini biliyor! Emre Erdemoğlu koleksiyonları her zaman içimi kıpır kıpır ediyor. Kullandığı kumaşından tutunda baskısına kadar herşey o kadar özel ki hepsini giymemek için inanın ki ben kendimi zor tutuyordum. Bir önceki postumda da gördüğünüz gibi yeni koleksiyon penguin’den bir parçayı günler öncesinden kapmıştım bile::) Neyse çok uzattım farkındayım! Ama burada samimi olup olup biten herşeyi yazmak ve hissederek analatmak için blog tutuyorum. Her neyse defile öncesinde her zamanki gib,i kendimi yine backstage’e attım. Her daim o kargaşayı çok seviyorum. Yapılan provalar, sevgili Öner’in titiz çalışması, Emre’in heyecanı modeller kıyafetler ve giydiriciler herkez öyle güzel işini yapıyordu ki sanki bir şarkının notaları gibi nağme nağme işleniyordu… Her neyse bir kaç kare sizin için yakaladım onlar ve diğer anlattığım herşey altta fotoğrafalarda bakın lütfen. Defile alanına geçtiğimde şova sadece saniyeler kalmıştı. Bir taraftan en güzel kareyi yakalamak diğer taraftan da biraz da olsun video çekmek için hazırlığımı yapmaya başladığımda neredeyse defile de başlamıştı. Defile ile ilgili ufak video altta geri kalan herşey o kadar güzeldi ki tüm basın Emre’den bahsederken bana söz kalmadı dersem yeridir! Hepinize güzel günler dileyerek geri kalan herşeyi altta paylaşıyorum. Sevgi ile kalın. Onur Erol #titanichotelberlin #sokakmodası #berlinemreerdemoglu #pegasushavayolları #berlin #katedral #penguin #tülinşahin #travel #berlindom #emreerdemoğlu #berlinfashionweek #berlintatili #berlinkatedral

  • BERLIN FASHION WEEK

    Herkese merhaba, beni instagram‘da takip edenler bilecek ki geçtiğimiz haftalarda sevgili Emre Erdemoğlu’nun Berlin’de düzenlen defilesi için Almanya’daydım. 10 Temmuz’da Mercedes-Benz Fashion Week Berlin etkinliğinde “Penguin” isimli koleksiyonunu görücüye çıkartan Emre, yine tüm dikkatleri üzerine toplamayı başardı. Bende böyle bir günde şüphesiz onun yeni koleksiyonunda bir başkasını giyemezdim. Defileyi izlemek için görücüye çıkan koleksiyonundan bu mor tulumu tercih ettim. Umarım sizde beğenmişsinizdir? Berlin çıkarmasından Emre Erdemoğlu defilesini bir sonraki yazımda paylaşacağım. hepinize keyifli günler dilerim. Sevgiler, Onur Erol #onurollstyle #berlinemreerdemoglu #onurerol #berlinfashionweek #emreerdemoğlu #fashionweek #streetstyle

  • TODAY IM WEARING…

    Hello again to everybody ! How are you all ,I hope everything is okay ? Here I am again with new combine. You know that every time my favorite patterns and colors. Because I like to add a bit more comfort in these elections for the summer, I prefer linen clothes for sure. If you want to follow me Instagram onurollstyle ***** Herkese tekrardan merhaba, nasılsınız herşey yolundadır umarım? Yeni bir yaz koleksiyonu ile karşınızdayım yine… Kombinlerimde renkler ve desenlere olan zaafımı az çok tahmin ediyorsunuzdur diye düşünüyorum. Renkler ve desenlerin dışında kesim ve rahatlıkta benim içim önemli bir etken! Malum yaz sezonunda olduğumuzdan dolayı öyle herşey ne yazık ki giyilmiyor ve bu yüzden yaz aylarında tercihimi çoğunlukla keten pantolon ve gömlekten yana kullanmayı tercih ediyorum. Umarım sizde bu kombini beğendiniz diye düşünüyorum. Sevgi ile kalın! A bu arada beni instagram’da takip etmek isterseniz, altta linkini veriyorum. onurollstyle SHIRTS & PANTS :BENETTON SHOES: KIGILI WATCH : ESCAPE EYEWEAR: BLINDE #onurollstyle #benetton2015men #linenshirts #menfashion #onurerol #ıstanbulfashionblogger #todayimwearing #BENETTON #STREETSTYLE

  • ÇEŞME TATİLİ: FLYINN BEACH

    Herkese merhaba, İnstagram’dan bildiğiniz üzere hafta sonları sürekli Çeşme’deyiz. Malum işlerimizin yoğunluğu sebebiyle uzun uzun bir tatil zamanını yakalamasakta hafta sonu kaçamağı için  Çeşme bizim için kaçış noktası… Gerek denize girmek gerekse güneşlenmek için Çeşme’de yolumuzu düşürdüğümüz tek ve en popüler yer şüphesiz Flyinn Beach oluyor. Bu plajda aradığınız herşeyi bulmanız mümkün içinde kafesinden, barına, restoranlardan çocuk alanlarına herşey düşünülmüş. Bir plaj’dan daha fazlasını arıyorsanız ve yolunuz Çeşme’ye düşüyorsa kesinlikle buraya uğrayın derim. Neden mi? Çünkü biz bu yaz hep oradayız. Tank Top & Beach Short : TOPMAN by TOPSHOP Eyewear: ITALIA INDEPENDENT #onurollstyle #flyinnbeachçeşme #alaçatıtatil #topmanbeachwear #yaztatili #travel #plaj #çeşmeplaj #çeşmetatil

  • Yunanistan Tatili: Skinos ile Atina

    Çeşme’de eğlence son gaz devam ediyor… Gündüz Flyinn’de denize girip güneşlendikten sonra akşam yemeği için Marge Butik Otel’in bizim için özenle hazırlamış olduğu yemeğe eşlik etmek için bahçeye kurulmuş uzun masada yerimi alıyorum.. Yenen keyifli yemek ve sohbet ardından Çeşme geceleri için başka bir hazırlığa girip geceyi ateşliyorum anlayacağınız. Saat gece yarısını çoktan geçmiş ve arkadaşlardan erken ayrılıp otele geri dönüyorum. Erken dediğime bakmayın saat 03:00! Otele varır varmaz valizi toparlayıp yeni bir yolculuk için hazırlığa başlıyorum. Saat 04:00’te daha önceden ayarlamış olduğum özel araç geliyor ve yaklaşık 45 dakikalık İzmir havaalanı yolculuğum başlıyor. Saat 06:00 İzmir Atina Uçağı için gerekli pasaport kontrollerinden geçip uçağımı beklemeye başlıyorum. O da ne! Uçak korkusu olan ben için, normal olarak asla tercih etmeyeceğim bir uçağa (pırpır) biniyorum gün yeni yeni aydınlanırken.. Neyseki sakinliğim üzerimde, genelde uçak yolculuğu öncesi genelde antidepresan ilacı kullandığım için gözümü Atina’da açıyorum. Yunanistan’a daha önce Dedeağaç, Kavala ve Selanik turu yapmama rağmen Atina beni daha heyecanlandırmıştı nedense…. Hava alanında İstanbul’dan gelecek ekibi bekliyorum ve her zaman ki gibi THY yine rotar yapıyor. Havaalanında bekleyenler bilir o saatler bir türlü geçmez! Defalarca kahve içiyorum, alamadığım uykumu valizimi yatak yaparak almaya çalıştıysam da bir türlü olmuyor işte 🙂 Her neyse o malum saatler geçiyor sonunda ekip sapasağlam iniyor ve buluşup Atina’nın merkezinde bulunan otelimize (Greco Palas Athena ) yeleşiyoruz. Bu oteli gerçekten çok beğeniyorum dışardan bakılınca çok ahım şahım olmasa da iç dekorasyonu ve odalar son derece güzeldi. Hızlıca yerleşip Burcu ile kendimizi Atina sokaklarına atıyoruz. Günlerden pazar, ortalıkta in cin birde biz top oynuyoruz neredeyse! Pazar olmasından dolayı herkes çekilmiş evine diye düşünüyoruz.  Şehrin en meşhur caddesi olan Kolanaki’de açık olan bir kafede soluklanıp Atina’nın kalbinde yükselen LYCABETTUS tepesine yol alıyoruz. Bu tepeye çıkmak için oldukça yüksek bir bayır, hatırlayamayacağım kadar merdiven ve sonrasında bir teleferik yoluculuğu yapmak gerekiyor. Tepeye çıktığımızda yorgun olsakta karşımızda bu eşsiz manzarayı görünce bir o kadar rahatlıyoruz. Bütün Atina tarihin izleriyle karşımda duruyorken bir o kadar heyecanlanıyorum. Her köşesinde tarih kokan bu yerde olmak, burada bulunmanın sevinci kaplıyor içimi birden. Vardığımız noktada bir klise ve kafe var. Klise’yi gezip instagram için bir fotoğraf çektirip kafe’de birşeyler içiyoruz. Kısa bir şehir turundan sonra Otele varıp üstümüzü değiştirip akşam yemeği ve Skinos ile tanışmak için The Clumsies adındaki kafe’ye gidiyoruz. Kafe gerek dekorasyonu gerek ise yemekleriyle oldukça hoşuma gidiyor. Bizim için hazırlanmış olan Skinos kokteyllerini sırasıyla götürüp başka bir lokasyonda partilemek için soluğu alıyoruz. Konu içki ve yurtdışı olunca bu işi ne kadar çok sevdiğimi bir ke daha anlıyorum. Oldukça yoğun bir gün programından sonra otele dönüyoruz. Sabah ilk hedef erken kalkmak oluyor. Çünkü; asıl Atina’ya geliş nedenimiz Skinos Mediterrane Cocktail Chalence yani Uluslar arası Skinos kokteyl yarışmasında Türkiye’den dereceye giren Osman Baycan’ı desteklemek ve yarışmayı izlemek olacak.. Sabah erkenden kalkıp kahvaltı faslını otelde bitirip öğlen için belirlenmiş barlarda tadımlar için yollara düşüyoruz SKİNOS HAKKINDA Skinos kokteyl yarışmasından bahsetmeden evvel önce bu içkiyi bilmeyenler için bira zbilgi vermek isterim… “Saf damla sakızı kullanılarak üretilen Skinos’un yapımında damla sakızı kristalleri, alkol , su ve şeker ile karıştırılıyor. Bu karışım 3 ay bekletildikten sonra hassas bir yöntemle damıtılarak içki severlerin karşısına çıkıyor. Berrak rengi ve her bir şişede en az 6/ 7 gram damla sakızından elde edilen tadların bulunuyor olması içkinin en öne çıkan özellikleri arasında. Akdeniz’in esintisiyle damla sakızını bir arada buluşturan Skinos içki severler için tam bir lezzet şöleni sunuyor. Farklı tadı ile ferahlatıcı da olan Skinos’u dilerseniz shot veya bol buzlu olarak içebileceğiniz gibi sıcak Akdeniz akşamlarında lezzetli kokteyllerinizde de kullanabilirsiniz.”yine… İlk durağımız Kolokotroni 9 adında şirin mi şirin bir bar oluyor. Burada kıdemli bar şefi bizim için bir kaç çeşit Skinos kokteyli hazırlayıp sunuyor. Özellikle bir likörün bu kadar hafif bir içki olcağını ve kokteyl olabileceğini düşünmüyordum taa ki bu nefis içeceklerin tadına bakana kadar. İçtiğimiz kokteyllerin bir çoğunda aroma ve içine kullanılan, gül kurusu, lavanta ve kekik gibi bitkiler beni benden aldığını söyleyebilirim. Altta bir kaç fotoğrafı görebilirsiniz. Uzun ama keyifli bar gezileri sonrasında akşaö hazırlığı için hızlıca otele girip hazırlanıyoruz büyük gün dakikalar sonra! Akşam için tüm hazırlıklarımızı yapıp Atina’nın en meşhur mekanı olan 360 Cocktail Bar’da yerimizi alıyoruz. Kendime yukarda gördüğünüz kokteyli hazırlatıp muhteşem terasın keyfini karşımda duran Akropolis’e karşı yudumluyorum. Osman bir taraftan telaş içinde sunumunu hazırlarken kendisini rahatsız edip beraber bir fotoğraf çektirmeden duramıyorum. Yarışmaya katılacak 8 farklı Barmenin sunumunu beklerken ilk sunumu bizi temsil eden Osman Baycan yapıyor. Bir barmen’in bu kadar titiz ve mükemmel olabileceğine şahit oldum demek istiyorum! Evet kesinlikle mükemmel bir şekilde hazırlamış olduğu sunumu izleyicilere anlatırken ondan fazla heyecanlanıyorum. DEMETER Osman Baycan’ın Skinos ile hazırladığı kokteylin adı Demeter, Yunan mitoojisinde duymuş olacağınız bu bereketin, mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçasıdır. Osman, kokteylinde Demeter’den esinlenerek hazırladığı kokteyli hüznü ve sevincinden döktüğü yaşları sakız ağacının yaşlarına dönüştürüp oradan da akdenizin muhteşem tılsımlarıyla kokteyline yansıtarak ülkemizi son derece güzel bir şekilde temsil etti diyebilirim. Gece saatleri 24:00 vururken yarışma sonuçlanıyor ve yarışmanın birincisi  Argyris Vemianin oluyor. Olsun bizim içimiz çok rahat Türkiye olarak orada olmak ve o muhteşem sunumuyla ülkemizi çok çok iyi temsil etmek önemli olan değil mi? Yarışma jurisinde Dünyaca ünlü barmen Steve Schneider vardı. Gerçekten hepimiz için heyecanlı ve önemli bir yarışmaydı diyebilirim. Sonuç olarak o geceden yukarda gördüğünüz güzel kareler ve altaki fotoğrafta gördüğünüz yarışma birinci ve Steve ile güzel bir fotoğrafımız ile geceye son verdim. Bugün boş gün ve Atina gezimize kaldığımız yerden devam edebileceğiz! Sokak aralarına dalıyorum en güzel fotoğraf karelerini çekmek için şehirde dolaşan onca turist ile yarışırcasına fotoğraf makinesinin tuşuna basıp duruyorum. Şehir arasında turlarken  tarihle harmanlanmış ama biraz mahsum Atina’yı görüyorum. Ekonomik kriz kendini her adımda belli ediyor. Bir çok iş yerinin kapanmış kepenkleri sokaklara bakarken derin ve sessizce şiir okuyor gibi geliyor bana… Hayat devam ediyor… Bu hüzünlü tablonun yanında sokakta yine az da olsa hareket var! Oturup bir yerlerde yemek yiyor kahve içiyoruz. Yemek kültürümüz olduğu gibi aynı, kebaplardan dönere, helva’dan revani’ye kadar bilindik herşey burada. Tarihi kalıntılar, sokak aralarındaki kliseler arasında gözümüzü Akropolis Müzesine dikiyoruz. Buraya gelmişken kesinlikle uğranması gereken bir müze olduğunun altını çizmek istiyorum. Müze içinde fotoğraf çekmek yasak olduğu için burada ne yazık ki fotoğraf paylaşamıyorum. Fakat sokaktan güzel fotoğraflar altta yer alıyor. Umarım biraz olsun keyifle okumuşsunuzdur diye düşünüyorum. Burada olmayan birkaç fotoğrafa instagram’dan #SkinosMCC2015 veya SkinosMCCMacerasi taglarinden ulaşabilirsiniz. Bir önceki yarışma videosuna altaki linkten ulaşabilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=VnBh0B4VNlM Hepinize sevgilerimi sunar bir sonraki gezi yazısında görüşmek üzere derim. #athenstour #onurollstyle #atinagezisi #skinosmcc2015 #trave #yunanistangezi #atinaturu #travel #athenstravel #skinos #skinosmccmacerasi

© 2026 by Onurollstyle.co. 

bottom of page