top of page

Boş arama ile bulunan sonuçlar

  • Bulgaristan Gezisi – Benim Güzel Sofya'm

    Herkese merhaba! Yolumu bu sefer komşumuz Bulgaristan’a uzattım. Bulgaristan Turizm Bakanlığı davetiyle Sofya başta olmak üzere birçok şehrini, ve bölgesini keşfetme fırsatı yakaladım. Ne yalan söyleyeyim gitmeden evvel biraz önyargım vardı lakin gittikten sonra Bulgaristan’a aşık oldum. Ve şunu da belirtmek isterim ki hayatımda ilk kez bu kadar güzel karşılama ve inceliklerle dolu bir ağırlama ve seyahat yaşadım. Beni instagram’dan takip edenlerin çoğu ne kadar keyif aldığımı biliyordur ama bilmeyenler için buradan ballandıra ballandıra  tekrar anlatacağım. İlk Durak Sofya! ”Benim güzel Sofya’m” Havaalanında elinde adımızın yer aldığı yazı ile karşılıyor bizi Ivaylo Hranov ( Ivo ) ve Asya Zareva. 5 gün sürecek olan seyahatimizde hep yanımızda olup bize Bulgaristan’ın tarihini, kültürünü ve daha çok ne kadar yakın dostluk kurabileceğimizi anlatacaklar. Bu satırları yazarken şu an bile özlediğimi anladım. Havaalanından otele doğru ilerlerken transfer aracının camından şöyle bir izliyorum şehri! Sofya resmen nefes alıyor ayrıca muhteşem yapıları ile de nefes kesiyor. Hemen hemen her yerde ağaçlar ağaçlar arasında göz kamaştıran binalar kucak açıyor bize varmadan evvel hemen şehir merkezindeki otelimiz Hyatt Regency Sofya’ya.. Otelimiz şehir merkezine adım mesafesinde ve yanı başımızda hemen oracıkta o muhteşem görkemi ile göz kırpıyor bize Alexander Nevesky Katedrali. Her bir köşesini keşfetmek için ne kadar sabırsız olduğumu hatırlıyorum! Ama önce bir yemek yesek iyi olur! Burada kahvaltı etmek için uçakta bile kahvaltı etmediğim aklıma geliyor. Otele yürüme mesafesinde olan bir yere doğru Ivo ve Asya’nın peşinden gidiyoruz ve şirin mi şirin bir kafenin sandalyesine kuruluyoruz. Sipariş için kendime içerisinde humus, avokado ve enginar kalbi olan bir sandviç yanına da kahve ile ilk günümüze başlıyorum. Mekanın adını merak ediyorsanız hemen söyleyeyim Fabrika Daga (Gökkuşağı Fabrikası) Nefis kahvaltımı kahve ile taçlandırıp otelemize doğru yola koyuluyoruz. Bahsetmiştim otelimiz Hyatt Regency Sofya baya şehrin göbeğinde ve Sofya’da gezip görmek isteyeceğiniz hatta gece eğlenmek isteyeceğiniz her yere yürüme mesafesinde diye… Hızlıca otelimize yerleşip şehrin tadını çıkarmak için ne kadar heyacanlı olduğumu anlatmama gerek yok sanırsam! -ve öyle de oldu her bir saniyesini değerlendirmek için dinlenmek bile istemediğimi hatırlıyorum! Sevgili Ivo ve Asya ile muhteşem bir şehir turu bizi bekliyor daha ne olsun! Yol üstünde önünden geçtiğimiz devasal büyüklükteki Alexander Nevesky Katedrali ilk durağımız olacak ve önünde yüzlerce fotoğraf çektirip buradan Sofya’dan ilk instagram karemi payalaşacağım o muhteşem kareyi yakalayacağım önce ve sonrasında içeriye girip mest olacağım. Aynen öyle de oldu bu arada içeride fotoğraf çekmek yasak demiştim lakin ben iki kare detay çekmişim altta görebilirsiniz 🙂 Sofya’nın sembolü olan kliseden ayrılıp yol boyunca karşımıza çıkan her heykel, her yapı ve geçmişten günümüze kadar olan hemen hemen her şeyi sevigili Ivo’nun muhteşem anlatımı ve tarih bilgisi ile can kulağıyla dinliyorum. Zaman zaman içimden o dönemlere ışınlanmak ( geçmişe yolculuk ) yapmak en azından bir kaç dakika o havayı solumayı arzu ettiğimi hatırlıyorum. Sofya’da şehir içi ulaşım pek bir kolay şehrin merkezinden önünüzden hemen hemen her yerden tramvaylar geçiyor! Bu bana Milano’yu anımsatıyor bir anda! Bunların dışında metro ve otobüs hatlarıda sizi istediğiniz yere ulaştırabiliyor. Sofya’da görmeniz gereken başka bir önemli klise ise mutlaka St. Sophia Kilisesi olacaktır. Buraya Ayasofya veya Azize Sofya Kilisesi de denmektedir ve İstanbul’daki Ayasofya Kilisesinde kullanılan aynı renk tuğlalardan yapılmıştır. Biraz yazı dilimi değiştirip burası hakkında bilgi vermek isterim size; Tarihi 6. yüzyıla uzanan ve Sofya’nın en eski ikinci kilisesi olan St. Sophia Kilisesi, Sofya’nın ismi şehirde bulunan bu kiliseden gelir. Kilise olarak kurulup sonradan camiye dönüştürülen bu yapı, şehrin en eski yapılarından biridir. Dördüncü asırdan beri bu yerde bir kilise bulunmaktadır fakat şimdiki yapı 6. asırda inşa edilmiştir. Ayasofya kutsal bilgelik anlamını taşır. Kilisenin içine 12. yüzyılda ikonlar çizilmiştir. Binanın planı haç şeklindedir ve Roma devri mimarisinin en iyi örneklerinden biridir. Sofya şehri Osmanlı Devleti topraklarına katılınca kilise 16. yüzyılda camiye çevrilmiştir ve minareler eklenmiştir. Fakat minareleri 19. yüzyılda bir depremde yıkılmıştır ve cami terk edilmiştir. Ayrıca içeride bir patlama da olduğunu Ivo’dan öğrendik. Şehir Bulgarların eline geçince o dönemki adıyla Ayasofya Camii (veya Büyük Ayasofya Camii) tekrar, kiliseye çevrilmiştir. Ben de hemen kilisenin önündeki şu güzelim aslanın yanında bir fotoğraf çektirip şehrin göbeğine doğru giden ekibe yetişiyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi Sofya’da her köşeyi dönünce muhteşem yapılar tarihten günümüze kadar tüm ihtişamını gözler önüne sunuyor. Buram buram kokan Ihlamur ağaçlarının kokusu tarihin izlerine sürüklüyor resmen insanı burada! Nasıl bir emek, nasıl bir mimari ve nasıl muhteşem! Şüphesiz şehir turumuzda burada yazmadığım bir çok şey ve detay oldu lakin o kadarını buraya yazmaya kalksam inanın ki ne satırlar yeter ne de ben Sofya’dan başka yeri yazabilirim. Bu yüzden bu detayların hepsini tam da oradayken instagram’a attığım hikayelerimden izleyebilirsiniz. Not: Öne çıkanlarda 🙂 Şehir turumuza bir ara verip öğlen yemeği için soluğu şehrin en işlek caddesi üzerinde yer alan Shtastliveca Restaurant Sofia’da alıyoruz. Ambiansı, dekorasyonu ve yemekleri gerçekten şahaneydi. İçeride yer alan tablolar ise gerçekten çok dikkat çekiciydi ve hemen yemek öncesi poza bile bürünmüşlüğüm oldu. Yemek olarak kendime Risotto Porçini sipariş ettim şarabımızı ise Ivo önerdi! Eğer yolunuz buraya ya da Bulgaristana düşerse mutlaka Zelanos Misket denemenizi tavsiye ederim. Öğlen yemeğimiz ardından otelimize geri dönüp hızlıca hazırlanıp akşamüstü biraz dinlence sonrası gene dışarıya çıkıyoruz. Sevgili Ivo’un değerli anlatımıyla Sofya’nın tarihini ve değerli olan her şeyini öğreniyoruz şöyleki; Atamızın bile ne güzel anıları yaşanmış burda onları hayranlıkla dinliyoruz. Hatta bu yazının sonunda bir şiir payalaşacağım Nazım Hikmet’den ben mesela ilk kez bu şiiri Sofya’da Ivo’dan duydum. Çok etkilendim ve sizde okurken etkeneceksiniz. Bu yüzden son sayfaya kadar gidin ve okuyun. Akşam yemeği için  gene güzel bir yerde aldık soluğu… Yahu bu Sofya’nın da restoranları acaip iyi! Gittiğimiz mekanın adı Kocmoc ( Cosmos ) muhteşem kokteylleri ve yemekleri olduğunu söyleyebilirim. Dekoruna ise bayılacaksınız! Burada kuzu siparişi verdim tadı hala damağımda ve unutmadan içtiğim ise buranın kendi birası! Bulgaristan’ın genelinde restoran ve kafelerde her işletmenin kendi birası oluyor ve bira ambalajları ise şahane altta fotoğraf paylaşıyorum ben bayıldım!!!! Sofya’da ilk günümüzü okuduğunuz ve fotoğraflardan gördüğünüz gibi dolu dolu geçirdik! Daha fazlası da oldu tabii ki bunun için de instagram sayfama gidip öne çıkanlara göz atmanızı isterim. Daha fazla bilgiyi ise Bulgaristan’ın resmi sayfası olan Bulgaria Travel ( @bulgariatravel ) ‘dan edinebilirsiniz. Sofya’dan ayrılmadan yani yolumuzu Bansko’a hemen çevirmeden önce otelimizde güzel bir kahvaltı ve fotoğraf çekimi yapmalıydık! Benim pek kahvaltı ile aram olmasa da şunu söyleyebilirim ki kahvaltı çeşitleri bol ve lezzetli! Kahveye ise diyecek sözüm yoktu! Şimdi yolumuzu Bansko’ya çevirme zamanı! Orada bizleri bol caz bol havuz ve bol spa bekliyor… Bu arada unutmadan Nazım Hikmet’in o muhteşem şiirini yani Sofya şiirini şuracıkta paylaşayım! SOFYA’DAN Sofya’ya bir bahar günü girdim, şekerim. Ihlamur kokuyor doğduğun şehir. Dünyayı sensiz dolaşıyorum, böyleymiş kaderim elden ne gelir… Sofya’da ağaç duvardan önce, duvardan güzel. Sofya’da ağaçla insan karışmış birbirine, he kavak, nerdeyse odaya girip kırmızı kilime oturacak… Sofya şehri, büyük mü? Şehirler, gülüm, caddeleriyle değil, anıtını diktiği şairleriyle büyük oluyor, Sofya büyük bir şehir… Burda akşam deyince dökülüyor sokağa millet, çoluğu çocuğu, genci ihtiyarı, bir gülüşme, bir uğultu, bir gürültü, bir kıyamet, bir aşağı, bir yukarı, yan yana, kol kola, el ele… İstanbul’da Şehzadebaşı’nda ramazan geceleri -Sen o devre yetişmedin Münevver- piyasa edilirdi tıpkı böyle. Yok… Geçti o geceler… Şimdi İstanbul’da olsam aklıma mı gelirdi onları aramak? Ama İstanbul’dan uzak her şeyini arıyorum. Üsküdar Cezaevi’nin görüşme yerini bile… Sofya’ya bir bahar günü girdim, şekerim. Ihlamur kokuyor doğduğun şehir. Bilmediğin gibi ağırladı beni hemşerilerin. Doğduğun şehir kardeş evim bugün. Ama kendi evin kardeş evinde bile unutulmuyor. Şu gurbetlik zor zanaat zor… Nazım Hikmet 24 Mayıs 1957, Varna #findyourstory #bulgaristangezilecekyerler #sofiabulgaria #bulgaristangezirehberi #bulgaristanturu #sofia #sofyagezi #bulgaria #yoursafesummer #bulgaristangezisi #discoverbulgaria

  • Bodrum Bodrum

    90’lardan bugüne kadar her yaz muhakkak gittiğim yerdir Bodrum… Böyle olunca biraz da Bodrumlu sayılırım haliyle! Ergenliğimden bugüne kadar olan yıllarda sayısız anı biriktirmişimdir o sokaklarda, o caddelerde, o barlarda ve o plajlarda. Bir başkadır Bodrum bu yüzden benim için… Her şeyin ilkini yaşadığımdır… Bu yaz da gene soluğu aldım kireç beyazı evlerin sahile vurduğu güzelim Bodrum’da… Şuursuzca, özgürce uzanıp kumsala güneşe emanet ettim bedenimi, özümü. Bodrum’a gidince artık kaldığım bir evim de var… Aslında ev değil şirin mi şirin bir butik otel lakin benim için ev. Canlarım Burcu ve Aysun’un işlettiği güzeller güzeli kale manzaralı White & Blue Otel. Geçtiğimiz yıldan bu güne kadar da sanırsam 3-5 kez arası konaklamışımdır burada. Barlar sokağına yakınlığı, plaja 2 adım uzaklığı da cabası… Hele o akşamüstü Bodrum kalesine batarken gün işte en can alıcı noktası.. Evet dostlar, Şiir gibi satırlarla başladım gene:) Ama anlatılanı yazabilmenin  en güzel tarafı budur belki yani ben böyle ifade edebiliyorum. – Ve böyle de güzel oluyor:) Efem, doğum günü haftamda Bodrum’daydım bu yaz başı… Hem keyifle geçen günler hem çok sevdiklerim Burcu, Aysun ve Astrolog Elvan ile harika vakit geçirdim ve bunu da post etmesem olmazdı. Altta fotoğraflardan bir kısım seçmeler var bakabileceğiniz daha fazlası hatta sinema tadında reels videolarını ise instagram sayfamda bulabilirsiniz. o zaman şimdilik size hoşça kalın der ve hemen beni BURADAN takibe alıp. İnstagram dünyamın kapılarını aralamaya davet ediyorum. Hepinize çok mutlu günler. xoxo Onur #whiteampbluebodrum #bodrum #bodrumbodrum #whiteandbluebodrum #bodrumtatili #Bodrumtatilionurollstyle

  • Rengarenk Yaz Bu Yaz…

    Herkese içimizi ısıtan sımsıcak bir yaz gününden merhaba! Evet yaz geldi sonunda ve attık kendimizi sahillere… Belki de mayıs çocuğu olduğumdan mı bilemem fakat yaz insanıyım tam. İçimi ısıtan güneş, sahile vuran dalga sesleri, martı çığlıkları ve bir sürü detay beni benden alır götürür. Neredeyse tüm yaz sezonu boyunca da vururum kendimi yollara bir bakmışın karadeniz, bir bakmışın ege kıyılarında voltalar dururum. Bu yaz da aynen öyle başladı! Boğazın karadeniz ile buluştuğu nokta Kilyos’la başladım serüvene ve sonrasında Bodrum, Ayvalık Cunda’ya kadar uzandı. Evet bu postum Kilyos’tan. Devamı ise geliyor…. Yaz’dan sıcaklardan bahsettim durdum bir de yazın en güzel tarafı yazlık kıyafetler tabii ki… Bu yazda alt üst takım olan gömlek şortlara sardım. Bir de tabii ki rengarenk olanlarına! Üzerimde görmüş olduğunuz takımın altı deniz şortu değil lakin böyle takımların deniz şortlu olanlarını da aldım. Devamında gelecek postlarımda muhakkak göreceksiniz. Bu arada tüm yaz kombinlerimi de Trendyol Koleksiyon Linkime BURAYA tıklayarak ulaşabilirsiniz. Herhangi bir sorunuz olursa lütfen bana ulaşmaktan çekinmeyin! Bana instagram hesabımdan kolayca ulaşabilirsiniz. Şimdilik hoşça kalın diyorum. xoxo Onur Bu gönderiyi Instagram’da gör Onur Erol (@onurollstyle)’in paylaştığı bir gönderi #onurollstyle #erkekinstagram #erkekşort #trendyolman #trendyolerkekgömlek #alışveriş #stil #erkekinfluencer #yazkombinleri #erkekmodası

  • Tam Kapanma ve covid -19

    Herkese uzun zaman sonra merhaba! Evet arkadaşlar baya bir boşladığımın farkındayım blog postlarını… Hem içinde bulunduğumuz ve bir türlü geçip gitmek bilmeyen korona virüs salgını, hem piyasanın durumu hem de bizim psikolojik durumumuz derken doğal olarak tam adapte olamıyoruz hiçbir şeye… Bir açılıp kapanan restoranlar, peşi sıra gelen kısıtlamalar derken uzun zaman önce yapılması gereken adım ise bugün itibari ile sonunda gerçekleşti. Başlıktan da anlamış oluğunuz gibi 21 günlük kapanmadan bahsediyorum. Bence bu karar çok önceden alınmalıydı! Eminim ki benim gibi düşünen bir çok kişi vardır. Artık bitsin şu virüs bir an evvel hatta sonrasında belirli bir süre yurtdışı kapılarını da açmayalım derim. Sonrasında virüssüz temiz bir Türkiye olalım! Gerçekten olacak mı orası da mechul! Artık gerçekten 3-4 gün sürer dediğimiz bu süreç bir yılı geçti ve her birimiz artık tahammül edemeyeceğimiz durumlar yaşıyoruz. Bu arada geçtiğimiz bu süreçte ben de covid oldum! Şükür ki ilk günlerde zorlu geçse de hem favicovir hem de dışarıdan aldığım takviyeler, bitki çayları ve gıdalar ile atlattım. İlk günlerde gerçekten çok zorluydu bu yüzden ne’olur dikkatli olun. Korona’ya nasıl yakalandım ve günlerim nasıl geçti diye merak ediyorsanız youtube kanalımda bir video paylaştım izlemek isterseniz altta paylaşıyorum. Gelelim konumuza; 21 günlük tam kapanmanın şahsen ülkemize iyi geleceğini düşünüyorum. Çünkü hem covid testi pozitif olan bilen ya da bilmeyen bir çok kişinin bulaştırma riski ortadan kalkacak. Hem açık alanlardaki kalabalık son bulacak hem de bu şekilde temaslar sıfıra ineceği kanısındayım. Siz ne düşünüyorsunuz merak ediyorum? Bunları benle paylaşmak isterseniz bana instagram’dan @ONUROLLSTYLE ulaşabilirsiniz. Hepinize bol sağlıklı günler dilerim. Onur Erol | Onurollstyle #koranavirüs #covid #21günkapanma #tamkapanmaiyimi #tamkapanma #koronavirüssalgını #tamkapandık #covidoldum #tamkapanmanasılolacak

  • Evde Çok Sanat – Suluboya Çalışmam

    Herkese merhaba evde kaldığımız bu süreçte eminimki benim gibi sanat ile meşgul olan bir çok kişi vardır. Beni takip edenler bu süreçte neler yaptıklarımı çok iyi biliyordur. Seramik, makrome, mobilya boyama derken bu süreçte beni en çok etkileyen ve var olan resim yeteneğimi geliştiren suluboya çalışmaları yapmaya başladım. Peki siz bu süreçte neler yapıyorsunuz? Evde kaldığımız bu süreçte ne gibi hobiler edindiniz? bunları çok merak ediyorum ve bunları benimle INSTAGRAM DM ‘den paylaşırsanız çok mutlu olurum. Bu gönderiyi Instagram’da gör Onur Erol (@onurollstyle)’in paylaştığı bir gönderi #watercolorart #karantinadasanat #artpainting #suluboya #resim #çizim #watercolorpainting #sanatçalışması #suluboyaçalışması #sanat #artwatercolor

  • Doğaya Dönüş: Toprak Tonları

    Tüm mevsimlerin tüm sezonların rengidir bejler, kahveler, tabalar… 2021 sonbahar kış, ilkbahar yaz sezonunun renk trendlerinde de toprak tonları, mevsimlerin kendine has atmosferine uyum sağlıyor ve doğanın içinden olan bu renk paletini gözler önüne seriyor. Ben de doğanın çağrısına ayak uyduran ve ruhunu en iyi yansıtan parçalarım arasına bu yıl bol bol toprak tonları ekledim. . . Üzerimde gördüğünüz camel kadife gömleğimi gene camel bol paçalı ve dökümlü pantolonum ile kombinledim. Altta bu kombinle çekmiş olduğum Reels videosunu da paylaşıyorum mutlaka izleyin. 🙂 Ayrıca tüm kombinlerim ve favorilerimi de trendyol koleksiyon linkime ekledim. Eğer sizde favorilerimi görmek isterseniz link: https://ty.gl/ptiepbmb Bu gönderiyi Instagram’da gör Onur Erol (@onurollstyle)’in paylaştığı bir gönderi #topraktonlarıkombin #erkekkombinönerileri #trendyolman #erkekmodainfluencer #trendyolman #cameltonları #erkekinfluencer #menstyleinfluencer #erkekmodası

  • Kilden Saksı Yapımı / Kil Hamurundan Saksı Nasıl Yapılır? #DIY

    Herkese merhaba, Evde kaldığımız bu süreçte eminimki benim gibi siz de bir çok şeye el atıp yepyeni hobiler edindiniz. belkide en azından mutfakta harikalar yaratacak potansiyele gelmişinizdir. Ben bu süreçte gün be gün hobiler edinmeye devam ediyorum. Bu sefer elimi çamura buladım ve kil hamurundan saksı yapmayı denedim. Yapım aşamasını da aşama aşama videoya çekip youtube kanalımda paylaştım. arzu edenler alttan izleyebilir? Yorumlarınız için şimdiden heyecanlıyım! #kildensaksı​ #kilhamuru​ #diy #clayceramic #howtomake #kildensaksı #ceramicplanter #ceramic #kilhamurusaksıyapımı #seramiksaksı #diy

  • Favori Parfümlerim – Erkekler İçin Parfüm Önerileri

    Herkese merhaba, Parfümün dünyasına kapımızı aralıyoruz bu sefer… Doğru parfüm seçmenin yolları neler? Vazgeçemediğim kokum hangisi? Hangi parfümleri kullanıyorum? Parfüm seçerken nelere dikkat edilmeli? Kıyafetinize ve kombininize göre parfüm seçimi nasıl olmalı? Gündüz ve Gece parfümleri hangileridir? Yani bu videomda erkekler için parfüm önerilerim var. Aynı zamanda parfüm ile ilgili söylenmiş sözlerden bir kaç alıntım da var… Haydi şimdi kokunun büyüsüne kapılın istiyorum ve parfüm seçimlerinizi bu videodan sonra yapın! Ayrıca Trendyol’da Kadın ve Erkekler için günlük bakım ve parfüm koleksiyonuma da BURADAN ulaşabilirsiniz. Link: https://www.onurollstyle.co/p/onurollstyle-bakm-guzellik.html Bu arada kanalıma ABONE olmayı ve beni instagram’da takip etmeyi de unutmayın! #geceparfümügündüzparfümü #favoriparfümlerim #parfümseçimi #günlük #hangiparfüm #sevgililergünüparfüm #parfümnasılseçilir #erkekparfümleri #2021parfümönerileri

  • Mont, Triko Ve Kazak Mevsimi Geldi!

    Mont, Triko Ve Kazak Mevsimi Geldi! Herkese merhaba, Sonbahar mevsimi geldi çattı! Sizi bilmem ama ben sonbahar ve kışı da pek severim. Doğanın renk değiştirmesi ve dinginleşmesi oldum olası hoşuma gitmiştir. Hal böyle olunca bolca kendimi yağmur altında yürürken veya sararan yapraklar arasında bir parkurda yürürken bulurum. Tabii ki de sonbahar ve kış aylarında da stiliminden ödün vermek istemem. Başlıktan da anlamış olduğunuz gibi konumuz sonbahar & kış erkek modası! Bakalım biz erkekler için trend olan renkler neler ben sizler için hangi Mont, kazak ve triko modellerini seçtim bir göz atalım. Unutmadan! trend örneklerimi ise hepinizin bildiği Kiğılı Erkek Giyim markası ile çeşitlendireceğim. Mont Seçimlerinize Dikkat Edin! Evet bu önemli konu. Öncelikle tarzınıza uygun bir model seçmeye özen gösterin. Biliyorsunuz ki montlar, kabanlar veya bu mevsim için seçmiş olduğunuz trençkotlarınız kombininizin tamamlayıcısı olacaktır. Bu yüzden kendi tarzınıza ve renginize göre mont seçimleri yapmanızı öneririm. Bunların dışında günlük kullanım mı veya oluşturduğunuz kombinin bir parçası mı olacak ona göre seçim yapmanızı da tavsiye ederim. Son olarak ise rahatlık, kumaş kalitesi ve üzerinize oturması gibi detayları da gözden geçirdiğinizde artık yeni bir mont seçimi yapabilirsiniz. Kiğılı Erkek Giyim‘den en beğendiğim ve kendi kombinlerimin hemen hemen hepsinde kullanabileceğim 3 faklı renk ve kesimde mont önerimi görebilirsiniz. İlk fotoğrafta görmüş olduğunuz sarı renkli bol cepli montu günlük şehir yaşamında veya doğa geziniz için tavsiye ederim Özellikle benim gibi bolca fotoğraf çektirmeyi seven biriyseniz inanın ki bana her bir ortamda çekilen karelerde sizi daha iyi gösterecektir. İkinci tercihim daha çok şehrin dinamiğine ayak uydururken isterseniz tişört isterseniz gömlek veya havaların serinlemeye başladığı şu günlerde bir kazak ile gönül rahatlığı ile kombinleyebilirsiniz. Bej, krem ve kahve tonlarından vazgeçemeyen bir stiliniz varsa kesinlikle 3. mont modeli tam size göre! toprak tonlarının hemen hemen hepsi ile kombinleyebileceğiniz ve tarzınızı konuşturacağınız bir seçim olur doğrusu! Kış kombinlerinin olmazsa olmazı kazaklar ve trikolar her stile kolayca uyum sağladığını rahatça söyleyebilirim. Her kış sezonunun trendi balıkçı yaka kazaklar, çizgiler ve örgü detaylarıyla stilinize yeni bir soluk kazandırıyor. Fakat seçimlerinizi yaparken tekrardan renk seçimlerinizi ve sezonun trend renklerini gözden geçirmeniz şart. Kiğılı Erkek Giyim’de sezonun en trend model ve renklerini keşfedebilirsiniz . Kiğılı 2020/21 Sonbahar/Kış koleksiyonundan bonus bir öneri çıkarsam da orta fotoğrafta gördüğünüz yelek olabilir! Özellikle yurtdışı sokak modasını yakınen takip ettiğimden gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki yakında bu yelekleri sokakta bolca göreceğiz! belki de ilk deneyen ben olmalıyım:) Evet bir stil önerisi blog postumun daha sonuna geldik. Umarım önermiş olduğum bilgiler işinize yarayacaktır. Eğer bir sorunuz veya öneriniz varsa bana instagram‘dan üzerinden ulaşabilirsiniz. Önerilerimden daha fazlasına Kiğılı Erkek Giyim‘in web sayfasından ulaşabilirsiniz. Sevgiler, Onur Erol #kiğılımont #kiğılıerkekgiyim #erkekmontmodelleri #erkekmontönerileri #erkekstilöenerileri #favorimontlarım #2020erkekmodası #favorikazaklarım #erkekkazakönerileri #erkekmodası

  • Kitap Önerisi: Merkür ve Mucize I French Oje

    MERKÜR VE MUCİZE ”Bitişler aslında son değil, kusursuz başlangıçlardır.” Herkese merhaba, Yeni bir bir kitap önerisi ile karşınızdayım. Sevgili French Oje’nin son kitabı Merkür ve Mucize’sinin sayfalarını aralıyor ve Sezen, Tuna, Ebru ve Mira’nın hikayesine sizi de konuk etmek istiyorum. Kitabın ilk satırlarından itibaren kendinizi sıcacık, samimi, duygusal aşk ve arkadaşlıkla bezeli bir hikayenin içinde buluyorsunuz. Satırlar birbiri üzerine çevrilirken tesadüfler çıkıyor karşınıza ve çoğu yerde ”bu kadar da tesadüf olur mu? ” diye kendime sormadım değil! Sonrasında hayatın bir mucize olduğunu, kendi çevremden, kendimden de yaşadığım olayları düşününce aslında hayatımızın ne kadar da tesadüflerle dolu olduğunu bir kez daha anımsadım! Dört arkadaş olan Sezen, Tuna, Ebru ve Mira’nın birbirine olan dostlukları, yaşadıkları duygusal ilişkileri ve en önemlisi aşklarını akıcı bir şekilde soluksuz olarak okuyorsunuz. Çok düşünmeden hayatı kendi akışına bırakmamız gereken durumların olduğunu, bazen sonların güzel başlangıçlara da neden olabileceğini, evrenin bir düzeni olduğunu ve bu düzen içerisinde bizi bazen düşüren gibi gözüken aslında bizim yeni başlangıçlara sebep olabileceğinizi kitap içerisinde fark ediyorsunuz. En kötü anlarımızda bile umudumuzdan asla vazgeçmemizi, hayata hep bir tarafından tutunmamız gerektiğini usulca ve bazen de haykırarak fısıldıyor bize Merkür ve Mucize’sinde French Oje… Kısacası hikayede her birimizin umutla kendi hikayemizi yazmak için cesaretli olmamız gerektiğini, evrenin bize yol göstereceğini, bazen de mucizeler yaratabileceğini gözlerimiz önüne sermek istiyor. Kendi tarzından yine kopmadan, bir başka yön ile sunmuş bu sefer renklerini French Oje… Sizin renginiz hangisi ne? O renge tutunun dermişcesine! Benim için tam da zamanında gelen bir kitap oldu, tam ihtiyacım olan motivasyonu vermek adına.. Umarım sizler için de bir umut pırıltısını ya da çok daha fazlasını bırakır Merkür ve Mucize.. Kitabın tümü başlı başına bir motivasyon kaynağı. Kitabın birbirinden farklı 4  kahramanı ile aynı hisleri yaşıyor ve onlarla şaşırıyor, hüzüne, sevince giriyorsunuz. Kitabın satırları arasında kendi iç yolculuğuma çıkmak ve bu hikayenin içinde kendimi bulduğum için çok mutluyum. Acaba bir gün ben de kendi mucizemi bulabilecek miydim? Feyza Tanyolaç #kitapalıntıları #gününkitabı #çoksatanlar #frenchos #neokusam #merkürvemucize #frenchoje #kitapönerisi

  • Stilinizi Beyaz Kombin ile Konuşturun!

    Herkese Merhaba! Yazın en çok tercih edilen renklerinden biri de şüphesiz beyazdır. beyaz tişörtler, gömlekler, şortlar, pantolonlar, ceketler doğru tonlarla kombinlendiğinde duru ve şık bir görünüm vadediyor. Çabasız şıklıktan yana olanların ve casual görünümlü sade kombinleri tercih edenlerin vazgeçilmezi beyazı ben de çok severim. Hem daha cesur hem de duru olmayı bir arada tutan beyaz kombinim ile karşınızdayım! İşte sizin için benim stilim ve tarzım ile yazlık beyaz kombin önerim. Bu gönderiyi Instagram’da gör Onur Erol (@onurollstyle)’in paylaştığı bir gönderi (23 Ağu, 2020, 12:29öö PDT) #menstyle #erkekleriçinkombinönerileri #whitekombine #beyazkombinönerileri #erkekstili #beyazkombinönerim #allwhitestyle

  • Stilinizden Ödün Vermeyin!

    Yıllar önce blog yazmaya karar verdiğim noktada aslında tam olarak ben de bilmiyordum kendi stilimizin ne derece önemli olduğunu, giyim kuşamın sadece bir tişört bir pantolondan ibaret olmadığını… Ta ki… işin içine girip bu güne kadar yoğrulup her geçen gün stil, tarz ve giyim kuşam hakkında daha fazla bilgi sahibi edinene dek. Şu an 42 yaşındayım ve aslında bu işe daha erken başlasaydım ve boşa geçen yılların da hakkını verseydim diye de düşünmüyor değilim fakat er ya da geç bir yerinden tutmuşum ya ona seviniyorum. Şimdi okuyan bir çok kişi aslında stil sahibi olmayı para ile eşdeğer olarak yorumlayabilir ama bahsettiğim konu inanın ki para ile pul ile hiç alakası bile yok ki…. Özellikle günümüz dünyasında artık modaya çok uygun fiyata ulaşılabilirlik var. Bu yüzden bizim gençlik dönemlerimizde olsak bunun için biraz hak verebilirdim size ama dediğim gibi şu zaman diliminde bunu söylemem çok yersiz olur. Neyse girişi biraz uzattım gibi geldi… Demem o ki; İster kadın olun ister erkek muhakkak bir tarzınız olsun. Bu tarzınızı tabii ki seçmiş olduğunuz kombinlerde göstermeyin! Her şey moda diye de üzerinizde denemeyin. Size yakışan, hayata bakışınıza, yaşam tarzınıza eşdeğer olan seçimler yapın. Hem bu şekilde hem kimliğiniz hem de tarzınız birbiri ile bağlantı olmuş olur. Bu blog postundaki fotoğraflarda gördüğünüz kombinimde  farkettiyseniz çok fazla bir detay yok. Hemen hemen herkesin gardrobunda bulunan sade beyaz bir tişört, siyah bir pantolon… bunlara ilave edilmiş bir şapka, bir kolye tamamen bu seçimleri konuşturan şey oldu. Yani seçimlerinizde basit olabilirsiniz fakat bunlara ilave dokunuşlar yaparak stilinizi konuşturabilirsiniz. şimdilik bunları yazmak istedim bir sonraki postumda görüşmek üzere. Unutmadan Instagram da her zaman görüşüyoruz! Sevgiler, Onur erol #onurollstyle #menstyle #menfashion #erkekmodainfluencer #stilönerileri #erkekmodablog #instagramstilönerileri #stil #lookbook #erkekmodası

© 2025 by Onurollstyle.co. 

bottom of page