top of page

Boş arama ile bulunan sonuçlar

  • Fransa Tatili: Nice – 1. Gün

    Nice’deki ikinci günümüzde tatilin hakkını vermek için ayrıca hazır önümüzde çarşaf gibi gerilen deniz de dururken günün büyük bölümünü plajda geçirmeye karar verdik. Şehrin başından sonuna kadar uzanan sahilinde bir çok farklı plaj var. Yanımızda şemsiyemiz olsaydı hiç düşünmeyip her hangi bir yerden denize girebilirdik fakat hava o kadar sıcaktı ki güneşin kavucu ışıklarından korunmak için biraz paraya kıyıp, Nice kalesinin hemen dibindeki Castel Beach’e gittik. Nice plajı düşündüğünüz gibi kumdan değil taşlardan oluşuyor. Denize girip çıkmakta biraz zorlasada en azından vücudunuza kum taneleri yapışmadı. Cannes’da başımıza geldiği için bunu söylüyorum! Paralı plajlarda her türlü ihtiyacınıza göre fiyat ödüyorsunuz. Bu da giriş için her hangi bir ücret talep etmiyorlar sizin terciğinize göre fiyat çıkarıyorlar. Ayrıca hemen hemen her plajın içinde kendine ait restoranları da mevcut. Deniz keyfimizi biraz da eğlenceli hale Cote d’Azur  tatil sponsorlarımızdan biri olan HTC ‘nin RE Kamerası getiriyoruz. RE kamera sayesinde mutlu bir tatil geçirdiğimin özellikle altını çizmek isterim. Burada göreceğiniz bir çok fotoğrafları ve özellikle denizdekilerin hepsini onunla çektim.  bunun dışında tam bir gezginseniz ve gittiğiniz yerlerin olduğu gibi görüntülemek isterseniz bu minik alet tam size göre! Deniz ile 3. gününe ertelediğimiz Nice şehir içi gezi planımızı plajdan sonra en azından bir kısmını tamamlama kararı alıyoruz. Hazır kalenin dibine de gelmişken kaleye çıkmaya karar veriyoruz. Tahmin ettiğiniz gibi kolay iş değildir kaleye tırmanmak, önünde sıra sıra dizilen basamakları aşıp zirveye ulaşmak özellikle deniz sonrası mayhoşluğumuzdan dolayı biraz zor olsa da sonunda zirveye çıkmaya başarıyoruz. Zirveye ulaştığımızda tüm Nice’in panoramik görüntüsü karşısında yorgunluğumuzdan eser kalmıyor doğrusu.. Kalenin yanından devam eden yolu izliyoruz ve daha yukarda duran şelaleye varıyoruz. Her turist gibi burada güzel fotoğraflar çekip kale turumuzu sonlandırıp hala yorulmadığımızın farkına varıp sahil boyunca yürümeye devam ediyoruz. Eski Nice (Vieux Nice) sokakları önümüze serilirken her zaman aşık olduğum mimari ile karşı karşıya kalmak beni yine mutlu ediyor. Rotamızı otelimize doğru yöneltip akşam yemeği için hazırlanıp Garibaldi Meydanındaki  Cafe de Turin’e gittik. Hayatımda ilk kez istiridye, yengeç,ve diğer kabuklu deniz ürünlerine bu tailimde yeterince doyduğumu da belirtmek isterim. Bu arada Cafe de Turin Nice’e gidecekler arasında ister öğlen isterseniz akşam yemeği için mutlaka listenizde yer alsın derim. Nice biraz ara verip bir sonraki rotamız Saint Jean – Cap Ferrat  ve  Eze Village postunu beklemenizi tavsiye ederim. #cntraveller #htcReKamera #onurollstyle #cafedeturin #seyahatetmek #tatilbudur #htcre #taraveller #nicerehberi #travel #nereyegitsem #Nice #CotedAzur #recamera

  • BLACK WHITE DAY

    Hello everybody! After returning to from Pitti, with this first post here ı am. I love harmony of black & white everytime. The shirt is a gift from SINEK STORE and it’s wonderfull to share with you… I combine my black jean with a hat and stuples shoes. I hope you like it. If you like, leave a comment below… Feel free to share on Facebook/Twitter/Instagram ***** Herkese merhaba! Pitti dönüşü ilk İstanbul postu ile karşınızdayım. Her zaman siyah ve beyaz’ın armonisine bayılmışımdır.  Üzerimde gördüğünüz gömlek ise bunu tamamlayan önemli bir parça oldu benim için… SİNEK STORE‘dan hediye olarak gelen bu gömleği inanın ki çok severek giyinmeye başladım.  Kombinimi ise siyah şapkam ve zımbalı ayakkabılarım ile tamaladım. Umarım siz de beğenmişsinizdir. Yorum yapmak veya takip etmek isterseniz, altta sosyal medya hesaplarım var.… Feel free to share on Facebook/Twitter/Instagram shirt SINEK STORE, hat MUDO CONCEPT, pant ZARA MAN, shoes ALDO PHOTOGRAPY HUSEYIN KIRLAK #STREETFASHION #onurollstyle #onurerol #outfit #istanbul #menfashionblogger #sinekstore #galata #erkekmodabloggerları

  • SPRING IS COMING

    The spring is my  favorite season, especially April- the time of joy and fun, the nature has used its best tones to paint the trees when the purple clusters and redbuds are accompanied by the tulips which have decorated the green areas near the streets… I love it:) Güneş yavaş yavaş ısıtırken içimi inceden şarkımı mırıldanıp baharı kutluyorum bir taraftan… Yılın en sevdiğim zamanlanıdır. Nisan’ın yeri bambaşkadır benim için, çiçekler yeni yeni açmış, yeşilin en güzeli boyamış ağaçları bir taraftan mor salkımlar, erguvanlar  ve yol kenarlarındaki laleler  eşlik ediyor ya işte buna bayılıyorum! ım wearing.. shirts: Zara pants: Altınyıldız Classics socks: Cos Shoes: Hotiç #STREETFASHION #onurollstyle #onurerol #outfit #istanbul #menfashionblogger #erkekmodabloggerları

  • Ne giysem yakışır

    Doğum günlerine bayılıyorum özellikle benim doğum günüm ise daha çok bayılıyorum. Baharın kapısını araladığım kapının hecanı ile Nişantaşı’nda ki Zara’dan bir gün önce doğum günü için giyeceğim kıyafetleri almıştım. Oldum olası beyazı seviyorum ve hiç çekinmeden dolaştığım reyonda beyaz ne varsa topladım. bir ince dokuma sweet ve bir pantolanla çıktım daha sonraki kombin için ayakkabı ve aksesuarlarında beyaz olmasını istemezdim tabii ki… yine yolumun üstü olan Pull&Bear mağazasında bulduğum mavi ayakkabı ve şal ile partiyi kurtaracaktım. Fakat fotoğrafta da gördüğünüz gibi durum hiçte öyle olmadı. Sevgili arkadaşım Ayşe’nin  süpriz doğum günü yemeğinde hediye paketlerini açınca karşılaştığım hediyeleri karşısında acaaip mutlu hissettim ve o gün hepsini giydim. Nasıl olmuşum? #pullandbear #rayban #zara #kanyon #obika

  • Pembe gönlüm sende!

    Cıvıl cıvıl yaz güneşi vurunca bir başka oluyorum. rengarenk giyinip kendimi işe atmak ve o mod ile çalışmak harika birşey! Pembe rengi sadece kızların değil! erkeklerin de sıkça tercih ettiği bir popüler bir renk olduğunu herkes biliyor. Bir çok markanın artık erkekler için geniş renk yelpazesiyle çalışıyor olmasıı benide çok sevindiriyor. Ayrıca yıllarca çekmecem de sırasını bekleyen pantalon askılarımın da kullanma vakti gelmişti deyip bugün böyel bir kombinleydim. #pantolonaskısı #pinkipadcover #manfashion #topman #zara #apple #topshop #erkekmodası

  • Floransa Pitti Uomo Fuarı: Florance Pitti Days 1

    Hi Guys and Girls, Here I am, my first day at Pitti Uomo. Pitti is kind of the worlds biggest platform for men’s clothing and accessory collections and  for launching new projects in men’s fashion.  But first I’m showing you what I was wearing on my first day here. I’m wearing a blue  blazer  and I combined it with a grey pant, dark green socks The shirt I’m wearing is light blue with a print.  so ı  need for a  green scarf ! That’s it guys, hope you like and as I told you, I will tell you more experiences soon! ***** Herkese merhaba! Beni instagram hesabımdan  (@onurollstyle ) takip edenler biliyor ki Pitti için İtalya’daydım! Dünyanın en önemli giyim fuarına davet edilmek ve orada o havayı solumak inanın ki çok keyifliydi…  Pitti’yi Altınyıldız Classic ile keşfetmek ve birbirinden güzel kombinleri taşımak benim için gurur vericiydi.. Pitti ilk gününde mavi blazer ceketime gri ve yeşil renklere sahip pötikare desenli pantalonum, mavi çizgili gömleğim ve yine yeşil pötikare atkım ve yeşil çoraplarımla oluşturdum. Pitti uomo’ya ait diğer postları sırası ile hızlı bir şekilde paylaşacağım beni takipte kalın! Sevgiler, Onur Erol I’m wearing: Shirt, Pant, Blazer and Scarf  ALTINYILDIZ CLASSICS  Shoes INCI DERI Eyewear BLINDE  bag PULL&BEAR photography AYSE EBRU YARDIMCI #STREETFASHION #pitti2015style #onurollstyle #pittimen #onurerol #pitti2015 #istanbul #travel #menfashionblogger #erkekmodabloggerları

  • Fransa Tatili: St Jean Cap Ferrat – Eze Village

    Beni takip edin lütfen sizi Cote d’Azur’un saklı güzellikleri ile buluşturacağım! Nice’deki 3. günümüzde daha önceden haritadan işaretlediğimiz ve muhakkak görmeden dönmeyeceğimiz yerleri keşfe çıkmak için hazırlık yapıyoruz. Otel resepsiyonuna inip bu saklı koy ve köye nasıl gideceğimiz hakkında bilgi alıyoruz önce… Önce Nice şehir merkezine yani Garibaldi meydanı yakınında duran otobüs istasyonunda 81 nolu otobüs ile yolculuğumuza başlıyoruz. Buralarda otobüs bileti almanıza gerek yok her otobüs içinde 1,5 Euro ödeyerek  yolculuk edebiliyorsunuz. Yaklaşık yarım saat süren yolculuk sonunda St. Jean – Cap Ferrat’a ulaşıyoruz. Son durak’ta karşımıza tüm yarımadanın manzarasını avuçlayan bir kafe ile karşılaşıyoruz ve burada birşeyler içmek için küçük bir mola veriyoruz. St jean- Cap Ferrat yaz döneminde Nice ve çevresinin yoğun turist akınından kendinizi koruyarak tatilin tadını çıkartabileceğiniz görece sakin bir destinasyon. Ulaşımın trenle sağlanmaması bunun başlıca nedenlerinden biri. Ayrıca hem Fransız hem de dünya zenginlerinin yıllardır tercih ettikleri tatil destinasyonlarından biri olarak da dikkat çekiyor. 20. yüzyılın başlarında Belçika Kralı 2. Leopold‘un St Jean cap Ferrat’da mülk satın alması ile dünya zenginlerinin dikkatini çekmeyi başaran bu yarımadada sonraki yıllarda, meşhur Rothschild ailesinden Beatrice Ephrussi de Rothschild Toskana tarzı bir saray yaptırır. Nitekim bu yapı şuan müze olarak ziyaretçilere açık. Charlie Chaplin, Elisabeth Taylor da burada evi olmuş ünlü isimlerden ilk akla gelenler. Bugün de St Jean Cap Ferrat’da evi olanlar arasında Microsoft Kurucuları’ndan Paul Allen da yer alıyor. Bu kadar bilgiyi edindikten sonra kadehlerimizi güzel yarımadaya kaldırıp havanın bunaltıcı sıcağından biran önce kendimizi serin sulara atmak için plajın yolunu tutuyoruz. Plaj şehir merkezinden aşağı doğru bir çok güzel yapı ve hediyelik eşya satan ufak dükkanlar arasından açılarak sizi kucaklamaya hazır bir şekilde bekliyor. Buranın en popüler plajı olan Paloma Beach’e doğru yol alıyoruz fakat rezervasyon yaptırmadığımızdan dolayı yer bulamıyoruz ama çokta önemsemiyoruz çünkü hemen yan tarafında halk plajına girip sonrasında yemek yemek için plajın restoran bölümüne geçiyoruz. Paloma Beach gördüğüm en güzel plaj konseptine sahip yerlerden biri diyebilirim. Gerek konumu gerekse çalışanları ile benden tam not aldığının altını özellikle çizmek isterim. Nice’den başlayan tatilimiz boyunca sürekli karşımıza çıkan Türk turistlerin bilgisini de burada vermek isterim. Bu daha sonrasında da devam ediyor ki kendinizi bazen hiç yabancı bir yerdeymiş gibi hissetmiyorsunuz doğrusu :)) Saatimizi kontrol edip çok geç kalmadan Eze Köyü’ne gitmek için çabucak hazırlanıyoruz. Bizi St. Jean Cap Ferrat’a bırakan otobüsü yakalayıp Eze köyüne gitmek için tekrardan biniyoruz ve ufak bir dalgınlıkla inmemiz gereken durağı kaçırıp başka bir yol kenarında iniyoruz. Bilmediğimiz bir yol üstünde yukarı doğru tırmanmaya karar veriyoruz ama olacak gibi değil! Hava o kadar sıcak ki o yolu yürümemizin imkanı olmadığını anlayıp otostop yapmaya karar veriyoruz. Yaklaşık 4-5 araç sonrasında bir araç duruyor önümüzde ve hemen binip Eze’ye gitmek istediğimizi söylüyoruz. Aracı kullanan genç anlıyor bizi ve yol alıyoruz köy’e doğru… Buralara ingilizcenize güvenip aman gelmeyin derim. Bizi yoldan alan çocuk dahil hemen hemen hiç kimse doğru düzgün ingilizce konuşmuyor. Ya çok az kelime biliyorlar yada beden dili ile anlaşmak zorunda kalacağınızı şimdiden söylemem gerek sanırsam… Neyse yaklaşık 10 dk sonra köy’ün meydanına varıyoruz. Köy’ varır varmaz tepeye çıkmadan önce yol üstünde bulunan restorana girip birer pizza ve buz gibi bir şişe roze şarap açtırıp hem deniz hem de yol yorgunluğumuzu unutmaya çalışıyoruz. Eze Cote d’Azur da denilen güney Fransa’da küçük ve çok sevimli bir kasaba. Geçmişi ortaçağa (12.yy’a) kadar dayanıyor. Nice ve Monako arasında yer alıyor. Bu köyün en önemli özelliklerinden biri ünlü düşünür Nietzche’nin bir dönem burada yaşamış olması ve Nietzche burada yaşadığı dönemde “Böyle buyurdu Zerdüşt” kitabını burada yazmış. Hatta köyde “Nietzche yolu” denen bir yol da var. Nietzche bu yolu her gün kullandığı için adı öyle kalmış. Dünyada çok az olduğu söylenen parfüm fabrikalarından (daha doğrusu öz üreten fabrikalardan) Fragonard ve Galimard’ın burada bulunması. Alfred Hitchcock ise “Kelepçeli Aşık” filmini burada çekmiş. Böyle güzel bir köyde yarım gününüz rahat harcanır. Fazla koşturmadan , herşeyin tadına vararak gezmek gerekli. Bir de kaktüs bahçesi varki görülmeye değer. 6 euro vererek gezebilirsiniz. Özellikle kaktüs sevenler deniz kızı heykellerini de görerek bu bahçeyi severek gezeceklerdir. Margot isimli deniz kızının atında şöyle yazar : ” Beni takip et genç adam ve sırlarımı öğren.. Hemen hemen…” 1949 yılında ziraat mühendisi Jean Gastaud tarafından tasarlanan Egzotik Bahçe, agav, aloevera, yuka, kaktüslerin onlarca çeşidi ile bezenmiş.. Egzotik Bahçe’nin içi heykeltıraş Jean- Philippe Richard tarafından yapılmış, “Yeryüzünün Tanrıçaları” konulu kadın heykelleriyle süslenmiş. Kalenin arka kısmında ünlü Fransız aktörü Francis Blanche’ın de yattığı mezarlığı ve dağlar arasından süzülerek akan otoyolu izleyebilirsiniz. Eze’in tepesinden St-Tropez’i hatta Korsika Adası’nı bile görebilirsiniz. Köyün tepesinden aşağıya inerken ufak şirin bir yer keşfediyoruz. Adı Deli olan bu ufak şirin mekanda birer bira içmeye karar veriyoruz. Sanırsam mekanın işletmeci olan tatlı ve güler yüzlü kadınla koyu bir sohbete koyuluyoruz bizi o kadar çok seviyor ki elleriyle bize mükemmel derecede lezzetli ton balıklı sandviç hazırlıyor. sohbet sohbeti açarken biz oradan hiç kalkmak istemiyoruz… Deniz son anda son otobüs’ün kaçta olduğunu soruyor kadına, o da ne biz son otobüsü kaçırmış olduğumuzu öğrendiğimizde bunu fazla da dert etmiyoruz nasıl olsa tatildeyiz. Neyse öğreniyoruz ki yaklaşık 45 dk bir yürüyüş sonunda köyden merkeze inebilirmişiz fakat benim bu pek içime sinmiyor havanın kararması ve dağlık çayırlık alandan aşağıya inmeye cidden ürküyorum. Bu yüzden nasıl otostop ile geldiysek o şekilde dönmek için durakta beklemeye başlıyoruz. Neyse ki yaşlı bir amca tamda gitmek istediğimiz yere yani Nice’e gidiyormuş bizi Garilbaldi meydanına bırakıyor. Garibaldi meydanına gelmişken burada da bir kafeye oturup buradaki son gecemiz için plan yapmaya başlıyoruz. Akşam için yine yolumuzu G-Bar’da geçirmeye karar verip Nice’e veda ediyoruz. Cannes’da görüşmek üzere… Bu arada tatil fotoğraflarını instagramdan #onurollstyleontheway hashtagi ile takip edebilirsiniz. #cntraveller #ezevillagecotedazur #ezeköyü #onurollstyleontheway #gezi #StJeanCapFerrat #travel #saintjeancapferrat #eze #nereyegitsem #Nice #visit #traveller

  • Fransa Tatili: Antibes – St Paul De Vence

    Cannes’da sabahın erken saatinde kalkıp kahvaltı faslını otelde geçirdikten sonra otel resepsiyonunda duran resepsiyon görevlisine Antibes ve Saint Paul de Vence’ye gitmek istediğimizi bu konuda yardıma ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz. Otel çalışanı bu konuda bize gerçekten yardımcı oluyor ve hatta harita üzerine bineceğimiz otobüs numarasına kadar yazıyor. Konu seyrüsefer olunca herşeyi göze almak gerek. İşte bu yüzden bizde herşeye hazırlıklıydık. Çantamızın içinde yedek kıyafetler havlumuz şapkamız vs. ile otelden çıkıp yakın mesafede bulunan tren istasyonuna varıyoruz. Bilet almak için makineler var fakat biraz garip olduğu için yardım sayesinde biletlerimizi alıp Antibes’e doğru yol alıyoruz. Yaklaşık 8-10 dk’lık bir yolculuk sonrasında Antibes tren istasyonuna varıyoruz. Şehir merkezine varmak için biraz yürüyoruz. Antibes’in çevresini saran surlar karşılıyor bizi deniz kenarında. Limanı lüks yatlarla çevrili, rengarenk bir yer burası. Roma döneminden kalma bir kasaba. Fransızlara geçtikten sonra zengin Avrupalıların çamların arasında yüksek duvarlı lüks evler yaptırdığı popüler bir Akdeniz kasabası haline gelmiş zamanla. Kasabanın zenginliği her halinden belliydi. Antibes‘te gezmeniz gereken üç önemli bölge var; sevimli sokakları ve müzeleriyle hemen limanın girişinden başlayan Old Town, the Cap d’Antibes ve Juan-Les-Pins. Antibes’in en kalabalık ve popüler sokağı Old Town’daki Rue Sadeen turistik yer. İllaki buradan geçiyorsunuz. Old Town’ın ara sokaklarında bir sürü küçük ve sevimli renkli kepenkli dükkanlar ve mağazalar var. Ours Masséna’daki Marche Provençal’a (Antibes’in kapalı pazarı ) mutlaka gidin. Bu pazar yerel çiftçilerin ürettikleri sebzeler, meyveler, balsamikler, zeytinyağları, zeytinler, peynirler, balıkçıların sabah denizden getirip tezgahlarına attıkları balık ve balık ürünleri ile adeta bir görsel şölen. Biz vardığımızda daha yeni yeni toplanıyordu. Sabah saatlerinde kurulan pazar öğleden sonra kaldırılıyor. Antibes, geçmişte Picasso ve Max Ernst gibi birçok ressamın altın yıllarını yaşadığı bir yer olmuş.  Juan-Les-Pins’de yer alan 12. yüzyıldan kalma ve Monaco kraliyet ailesinin eskiden yaşadığı yer olan Grimaldi Şatosu’nda Musée Picasso var ve kesinlikle  görülmeye değer bir yer. Picasso’nun resim ve heykellerinden oluşan, kapsamlı bir müze. Picasso, 1946’da şatonun bir bölümünü atölyesi olarak kullanmış ve 150’ye kadar eserini buraya bağışlamış. Özetle; bir gün boyunca çok harika vakit geçirebileceğiniz bir kasaba Antibes. Çok heyecana kapılıp kalmak bile isteyebilirsiniz. Yolunuz Cote’ d Azur’a düşerse kesinlikle burayı atlamayın. Geldiğinize hiçbir şekilde pişman olmayacaksınız. Antibes sokakları ve Picasso müzesini gezdikten sonra şehri kuşatan plajına girmeden kesinlikle dönmeme kararındaydık. Kalenin surlarının üzerinden geçen yolu yürüyerek yaklaşık 20 dk kadar sonra plaja ulaştık. Plaj yakınındaki bir büfeden yiyecek ve içecek birşey alıp Antibes’in sularına kendimizi bıraktık. Buralarda denize girmek bizim için artık farz olmuştu her neresi olursa olsun kesinlikle denize girmeden dönmemeliydik sanki 🙂 Plaj faslını çok uzatmadan ve bir sonraki keşfedilecek noktaya geç kalmadan çabucak toparlanıp şehrin içerisinde 400 nolu otobüs arama macerasına soyunduk fakat ne o numarada olan bir otobüs ne de gitmek istediğimiz Sain Paul de Vence’ye buradan bir araç kalkıyordu… Hepeyi bir yol yürüyerek ki alıştık artık, tekrar tren garına geldik doğru olan rotayı burada bulmuştuk. Tekrar trene binip bu sefer yaklaşık 10 dk. lık mesafede olan Cagnes Sur Mer’e ardından da aradığımız 400 nolu otobüse binip yaklaşık 20 dk sonrasında Sain Paul de Vence’ye ulaşıyoruz… Saint Paul de Vence Bir kasaba düşünün . Her gördüğünüz köşenin fotoğrafını çekmek, her sokağa girmek , her dükkanı gezmek için dayanılmaz bir arzu duyuyorsunuz . St. Paul de Vence böyle bir yer . Anlatılmaz yaşanır derler ya , işte onlardan. Ama gene de biraz anlatayım. Kasabaya vardığımızda ilk olarak baktığımız şey son otobüs’ün kaçta olduğuydu burada geçirecek ne yazık ki çok fazla zamanımız yoktu toplam 1,5 saat sonra son otobüs hareket edecekti ve bu yüzden hayal ettiğimiz yemek faslını es geçmek zorundaydık. Kasabayı gezmeye meydandan başladık. Meydanda kasabalıların petank oyunu ile karşılatık! Bu gerçekten büyüleyiciydi! Yerlerde ve ellerinde olan çelik topları hala ne yapamaya çalıştıklarını anlamasamda görüntü açısından mükemmel olduğunu söylemeliyim. Daha sonra, Rue Grande’ı takip ederek, ard arda yer alan şık sanat galerileri ve butiklerin arasında bulduk kendimizi. Neredeyse bu kasabada yer alan tüm dükkanların bir benzeri daha yok.  Burada yaşamış ünlü ressamların reprodüksiyonları tüm galerilerde satılıyor. Gerçekten tarif edemeyeceğim güzellikte butikler, takı dükkanları, sanat galerileri, parfüm dükkanları, sabun dükkanları, zeytinyağı dükkanları var burada. Deniz ile neden daha erken buraya gelmedik diye hayıflanıyoruz diğer taraftan da instagram ve blog için fotoğraflar çekmeye devam ediyoruz. İkinci bir otobüs kaçırma durumu ile gerçekten karşılaşmak dahi istemiyoruz çünkü bu geldiğimiz nokta Cannes’a oldukça uzak bir mesafede… Şehri 1,15 dakika içinde dolaşıp en azından bira içecek vakit için kasabanın girişindeki kahvede oturuyoruz. Günün tadını hala çıkaramamanın etkisi ile buranın ne kadar güzel bir olduğunu hatırlatıyor hatta bir delilik edip kalsak mı diye düşünmeden edemiyorduk fakat yarın için başka bir noktayı gezmemiz gerekiyordu…. Bir sonraki rotamız İle St. Honorat ( Honorat Adası) #stpauldevencecotedazur #stpauldevencegezi #onurollstyleontheway #gezmenlazım #gezi #fransaturu #entibesgezi #travel #nereyegitsem #CotedAzur #gezmengörmengerek #antibes #france #traveller

  • HİKAYE

    Her fotoğraf karesinin sizinle buluşmasının bir anlamı, bir zamanı elbette bir de hikayesi vardır…. Özellikle şu son aylarda instagram‘da yayınlayacağım fotoğraflar için bir kurgu yaratırken bunları önceden planlamadığımı size itiraf etmeliyim. Herşey önce “birşey paylaşmam lazım” ile başlıyor beynimde daha sonrasında ortamı ruh halimle birleştirip ilk beynimde çekiyorum fotoğrafı ve geriye hayata geçirmek için gerekli olan duruşu ve pozu yakalamak kalıyor.. Bu karede tam böyle çıktı ortaya, kurduğum hikayede her ne kadar betonlaşmış olsa sa kalbimiz hala filizlenmek için yeterli alanımız olduğu belkide yada gerçek aşk’a düşen bir ruh halimden ortaya çıktı kimbilir? Herşeyin, herkesin bir hikayesi vardır ardında…. Her neyse, ben sadece bunu sizinle paylaşmak istedim. t-shirt: JUST HYPE kot şort: TOPMAN ayakkabı: ADIDAS ORIGINAL gözlük: BLINDE #onurollstyle #instagramfenemonleri #justhype #onurollstyleinstagram #instahramdafenomenolmak #instagramfotoğrafları

  • MILANO MILANO

    Hello everyone, like every year the Fashion Tour has begun. We’ve just returned from Milan, where we had the pleasure to attend several fashion shows and presentations. just a weekend getaway, though it was fun to spend time in Milan. I’M WEARING: all combi from KOTON Eyewear: ITALIA INDEPENDENT Shoes: INCI DERI Clutch: GUCCI If you like, leave a comment below… Feel free to share on Facebook  — Twitter  — Instagram ***** Herkese merhaba beni İnstagram’dan takip ettiğiniz gibi hafta sonu kaçamağı için Duygu ile Milano’ya kaçamak yaptık. İlk günümüze italia independent partisi ile başlayıp sonrasında davetli olduğumuz Massimo Rebecchi ve sonrasında John Richmond showlarına katıldık. Milano’ya gitmek her zaman iyi geliyor, orada yaşayan blogger arkadaşlarla vakit geçirip farklı kültür sentezi ile modayı harmanlamak hem bana yeni fikirler hem de vizyonumun daha da gelişmesine denen oluyor. Peki bu iki günlük kaçamakta ne mi giydim? Tüm kombinim: KOTON Gözlük: ITALIA INDEPENDENT Ayakkabı: INCI DERI Clutch: GUCCI #STREETFASHION #onurollstyle #onurerol #outfit #istanbul #milanfashionweek #travel #menfashionblogger #erkekmodabloggerları #mfwlook

  • Merhaba Yeni Yıl

    Hi Everyone, I hope you are enjoying the beginning of the new year. , I love new years and the opportunity to get a fresh start, clear the decks, and make plans for the coming year. My next plan in Italy,  11 -16 Florence for Pitti Immagine Uomo… “This is the most important platform in the world” and after  16-18 January in Rome for sort holiday, maybe see you there! Ciao, Onur ***** Yeni yılın ilk postundan herkee selam! Yeni bir yıl, yeni umutlar ve yeni planlar için ben de hazırım ve 2015’e hızlı bir giriş yapacağım gibi… Önümüzdeki hafta sonu Pitti Uomo için İtalya- Floransa’ya gidiyorum. Bildiğiniz üzere dünyanın en büyük moda platformu olan Pitti’ye ilk kez gidiyor olmanın heyecanı içindeyim. Hemen Pitti sonrası rotamızı Roma’ya çevirip bir kaç gün kısa Roma tatili sonrası dönmüş olacağım. Herkesin yeni yılını en içten dileklerimle kutlar, tüm hayallerinizin gerçek olmasını dilerim. Sevgiler, Onur hat ZARA MAN, shirt TOPMAN, Jacket BARBOUR, shoes VANS #STREETFASHION #onurollstyle #onurerol #outfit #istanbul #menfashionblogger #erkekmodabloggerları

  • DOUBLE DENIM

    Hello everyone, Hope your monday has been a graet one. Today was a double denim day. I love denim on denim, and you rock it beautifully! Do you wear denim on top and the bottom? How do yo feel about it? ım wearing, jacket from Lee jeans, shirts from TopMan, Jeans from Bershka and my shoes from Adidas #STREETFASHION #onurollstyle #sokakmodası #onurerol #outfit #istanbul #menfashionblogger #erkekmodabloggerları #Doubledenim

© 2025 by Onurollstyle.co. 

bottom of page