SEARCH RESULTS
406 sonuç bulundu
- Sakinliğin Kıyısında Bir Masal Şehri: Novo Mesto Gezi Rehberi
Slovenya’yı anlatırken akla ilk gelen yerler genellikle Ljubljana, Bled Gölü ya da Postojna Mağarası olur. Fakat ülkenin güneydoğusunda, Krka Nehri kıyısında sessiz sedasız bir şehir vardır ki, ona vardığınızda zamanın akışına başka bir ritim eşlik eder: Novo Mesto. Burası turistik haritalarda çok yer kaplamaz, ama kalpte fazlasıyla iz bırakır. Tarihi, doğası ve sadeliğiyle Slovenya’nın keşfedilmeyi bekleyen hazinelerinden biridir. Novo Mesto, kalabalıklardan uzak bir yolculuk isteyenler için adeta bir içsel seyahat kapısıdır. Novo Mesto Novo Mesto Nerede? Nasıl Bir Yer? Novo Mesto, Slovenya’nın Dolenjska bölgesinde, başkent Ljubljana’nın yaklaşık 70 kilometre güneydoğusunda yer alır. 1365 yılında Habsburg arşidükü IV. Rudolf tarafından kurulmuş olan şehir, yüzyıllar boyunca hem bölgesel bir merkez olmuş hem de kültürel kimliğini koruyabilmiş. Krka Nehri’nin kıvrımlarına yaslanmış olan şehir, yeşilin ve mavinin birbirine karıştığı, huzurun mekâna dönüştüğü bir yer izlenimi verir. Bu yönüyle Slovenya’nın kalabalık şehirlerinden oldukça farklı bir deneyim sunar. Novo Mesto’nun diğer şehirlerden farkı, sessizliği ve sadeliği bir avantaja dönüştürmesidir. Şehri Özel Kılan Ne? Novo Mesto’yu ilk bakışta küçük ve sıradan bir kasaba sanmak kolaydır. Ancak sokaklarına adım attığınızda, şehir yavaş yavaş karakterini göstermeye başlar. Renkli cepheli evler, dar taş sokaklar, tarihî meydanlar ve her şeyin merkezinden usulca geçen Krka Nehri… Burada her şey kendi ritminde ilerler. Aceleye, koşuşturmaya yer yoktur. Şehrin büyüsü tam da bu yavaşlıkta ve sadelikte saklıdır. Her köşe başı, geçmişten bugüne uzanan sessiz bir anlatıdır. Modernizmin hızı henüz buraya uğramamış gibidir. St. Nicholas Katedrali: Sessiz Bir Anıt Novo Mesto’nun siluetinde hemen fark edilen yapı, şehrin en önemli simgelerinden biri olan St. Nicholas Katedrali’dir. 15. yüzyıldan kalma bu yapı, barok mimarinin zarif örneklerinden biri olarak Krka Nehri’ne ve çevredeki bağlara yukarıdan bakar. Katedrale çıkan yollar boyunca hissedilen sessizlik, yapının içindeki dinginlikle birleşir. İçeri girdiğinizde, taş duvarların ve vitray camların arasında geçmişle baş başa kalırsınız. Burada birkaç dakikalığına oturmak, şehirdeki yolculuğunuzu anlamlandırmak için ideal bir duraktır. Krka Nehri ve Şehrin Ruhu Krka Nehri, Novo Mesto’nun sadece coğrafi değil, aynı zamanda duygusal merkezidir. Şehrin sokaklarında yürürken nehir bir süre kaybolur gibi olur, ama hemen ardından tekrar karşınıza çıkar. Bu döngüde bir tür ritim vardır. Krka, şehirle birlikte nefes alıp verir. Kıyısında oturmak, suyun yüzeyinde dans eden yansımaları izlemek, doğanın bir parçası olmak gibidir. Gürültüden uzaklaştıkça şehir insanı içine çeker, sessizliğiyle sarmalar. Novo Mesto, modern yaşamın yüksek temposundan çıkıp kendine dönmek isteyenlere güçlü bir davet sunar. Yerel Tatlar ve Kültürel Zenginlik Novo Mesto, gastronomi açısından da kendine özgü lezzetler sunar. Şehir özellikle Cviček isimli hafif ve düşük alkollü şarabıyla tanınır. Asidik yapısı ve meyvemsi aromasıyla farklı damaklara hitap eden bu şarap, yalnızca Dolenjska bölgesinde üretilir ve Slovenya’nın ulusal içkilerinden biri kabul edilir. Şehrin etrafı üzüm bağlarıyla çevrilidir. Bu bağlarda üretilen yerel beyaz şaraplar ve ev yapımı likörler özellikle yöresel pazar yerlerinde bulunabilir. Bal üretimi bölgede oldukça yaygındır; doğal, katkısız ve aromatik ballar yerel kültürün önemli bir parçasıdır. Ayrıca bölge, bisiklet rotaları, doğa yürüyüşleri ve termal oteller açısından da zengindir. Şehrin biraz dışına çıktığınızda, kendinizi yemyeşil ormanların ve sessiz göletlerin arasında bulabilirsiniz. Novo Mesto’ya Ne Zaman Gidilir? Bu masalsı şehir, dört mevsim farklı yüzlerini sergilese de en canlı zamanlarını ilkbahar (Mayıs-Haziran) ve sonbahar (Eylül-Ekim) aylarında yaşar. Bu dönemlerde nehir kıyısı yemyeşil bir hal alır, üzüm bağları uyanır ve doğa kendini cömertçe sergiler. Ulaşım açısından da oldukça avantajlı bir konumdadır. Ljubljana’dan trenle 1,5 saat, arabayla 1 saat süren bir yolculukla ulaşabilirsiniz. Zagreb’ten ise arabayla yalnızca 45 dakika uzaklıktadır. Günübirlik geziler için de son derece uygundur. Neden Novo Mesto? Novo Mesto’ya gitmek, sadece bir şehir görmek değil, bir ruh hâline geçmek gibidir. Burada zaman daha yavaş akar. İnsan, şehirle birlikte yürümeyi, doğayla birlikte durmayı öğrenir. Gürültüden uzaklaştıkça sesinizin içini duyarsınız. Bir seyahatten beklentiniz sadece fotoğraf kareleri değil de, anlamlı bir duruş, sade bir nefes ve kalıcı bir huzur ise Novo Mesto sizin için doğru adres olabilir.
- Sessiz Bir Cennet: Halki ( Chalki ) Adası
Rodos'un Yamacında Masal Kadar Güzel Bir Ada Halki Bazen büyük şehirlerin kaosundan kaçmak ve doğayla iç içe, sakin bir yerde zaman geçirmek istersiniz. İşte Meis’den sonra keşfettiğim Halki Adası tam da böyle bir yer, içinde bulunduğum kıymetli anlar için keşfettiğim ve her saniyesinde huzuru hissettiğim bir yer oldu burası. Rodos’un hemen yanıbaşında yer alan bu küçük ada, henüz turistlerin akınına uğramamış ve bu sayede doğallığını korumayı başarmış. Bir Gün, Bir Hayat Rodos'tan bir saatlik yolculuk sonrası Halki’ye ilk adım attığım an, içimde tuhaf bir huzur hissettim. Sokaklarda yürürken renkli kapıları ve rengarenk çiçekleriyle, begonvilleriyle süslenmiş balkonları görmek, cana yakın ve içten halkı ile buluşmak ruhumu bir tablo gibi sardı. Ve inanın ki asla bitmesini istemediğim bir masalın içindeydim ve uyanmak istemiyordum… Adayı ilk anda keşfetmek için sabırsızdım bu büyülü atmosferi bir an önce keşfedip her bir kaldırım taşının üzerinde iz sürmek istiyordum. Hızlıca tuttuğum eve yerleşip adadaki ilk turuma başladım, labirent gibi açılan ara sokaklardan geçtim ve tüm yolların denize açıldığını gördüm. Sonra tabii ki o berrak mavinin en güzel tonundaki denizine girme vaktiydi. Ada'nın arka tarafında 10 dakika yürüme mesafesindeki Pontamos Plajına gittim. Hani bazı yerler vardır, suyu o kadar berraktır ki sanki gökyüzünün bir parçası gibi görünür. İşte Halki’de keyfettiği Plajın denizi tam da böyle bir yerdi. Burada kendinizi olabildiğince doğal ve doğanın biparçası gibi hissediyorsunuz, kimse gelip sizi rahatsız etmiyor mesela! Havlunuzu istediğiniz yere serip sere serpe güneşlenip denizin, güneşin tadını sonuna kadar çıkarabiliyorsunuz. Aynen ben de öyle yaptım güzelce bir denize girdim havlumu serdim bir ağaç altına ve sınırsızca keyfini çıkardım hem güneşin hem denizin hem de orada olmanın keyfini. Akşamın Lezzetleri ve Yunan Dans Ritimleri Plaj sonrası üzerimi değiştirip önce aperatif bir şeyler içmek için bir yere oturdum hem gün batımını izlemek hem de şöyle bir güzel dinlence yaşadım kendimce.. Akşam yemeği için mekan arama vatkti yaklaşınca ada sahili boyunca yeni masalarını açmakta olan restoranlara göz gezdirdim. Ama bir tanesi vardı ki işte burası tam benim olmak istediğim yer dedim ve akşama güzel bir masa rezerve ettim Black Sea Restaurant 'ta ... Hemen gözüme çarpmıştı bu yer hem adından hemde tam da aradığım bir taverna dekoru olmasından dolayı… Hele bir de asılmış ahtapotları görünce evet dedim işte benim yemek yemem gereken bu yer. Neyse öncesinde rezervasyon için uğradım ne de olsa tek başımaydım ve iyi bir masada oturmak istiyordum. Güzel bir sohbet sonrasında akşam için masamı ayırttım. Masamı ayırtıp turlamaya devam ettiğim anda bir müziğin ritmine kapıldım. Adanın tam ortasında sahne kuruluyordu dedim ki kendime ''Çok şanslısın Onur akşama şenlik var!'' Biraz gezinip biraz fotoğraflar, videolar derken yemek vakti yaklaşmıştı... Bir karadenizli olarak gözüme kestirdiğim bu yerdeki masama oturdum, yunan salatası, ızgara sardalya ve polomari ouzo'mu da sipariş verip restoran sahibi ile sohbete koyuldum. Neden adının Black Sea olduğunu sorduğumda kendilerin atalarının Karadeniz'den Gürcistan'dan olduğunu öğrendim yani hemşerimi hem de laz hemşerimi bulmuştum. Ah, o lezzet! Burada yediğim yunan salatası cidden şahaneydi ve yerel otlarla yapılmıştı sardalya ya ise diyecek lafım yok! mezeler, damağımda unutulmaz tatlar bıraktı. Dans Başlasın. Yemeğin ardından meydanda düzenlenen müzik ve dans gösterisine katılmak için hemen oradaki bir bara Yerel halkın samimiyeti benim her koşula ayak uydurmam müzikle birleşince, kendimi adanın bir parçası gibi hissettim ve terlilklerimi çıkarıp sahneye attım kendimi.. Saatlerce dans ettim eğlendim. Hatta o kadar eğlendim ki gecenin sonun içki ısmarlayanlarım bile çok oldu:) Ayrılmak Zor Ama... Ertesi sabah, Halki’den ayrılma zamanıydı ve hep olduğu gibi neden daha fazla kalmadığım için hayıflanıyordum kendime! Gerçekten Meis (kastellorizo ) sonrası en sevdiğim ada Halki oldu. Burada da bir bağım olduğunu düşündüm! Neden olmasın ki? Adaya dair her şey instagram sayfamda paylaştım ayrıca öne çıkanlarda burada tarif etmeye çalıştığın anların gerçek görüntüleri var. Hem beni instagram'dan ( @Onurollstyle ) takip edin hem de bu anları benim gözümden yaşayın. Eğer sizin de yolunuz Rodos'a düşerse hemen yamacındaki bu adaya mutlaka uğrayın derim. Hem yoğun bir tempodan kaçmak ve kendinize bir iyilik yapmak istiyorsanız Halki sizi orada bekliyor olacak. Nasıl Gidilir? Halki Adası’na ulaşmak için öncelikle Rodos’a gitmeniz gerekiyor. Marmaris veya Fethiye'den Rodos'a seferler var ben bu sefer Meis üzerinden Rodos’a oradan da Halki’ye ulaştım. Gidiş-dönüş ulaşımımı feribotla 21 euro. Feribot yolculuğu yaklaşık 1 saat sürüyor. Nerede Kalınır? Halki’de konaklamak için küçük ve şirin evler mevcut. Ben booking.com 'dan bulduğum Atlantis Houses 'da kaldım ve tek gece için 71 euro ödedim. Bu konaklama yeri, adanın dokusunu en güzel şekilde hissettiren yerlerden biriydi. Hem merkeze 5 dakikalık yakınlığı hem de sıcak atmosferiyle adada keyifli bir deneyim oldu.
- Atina'da 4 Gün: Yeme İçme, Akropolis, Tarih ve Keşfedilmesi Gereken Yerler
Gene düştük yollara, gene Atina'ya geldim. Bu büyülü şehirdeki maceramıza başlamadan önce, buradaki evimize bayıldık ve hızla odalarımıza yerleştik. İlk durağımız ise 1909 yılından bugüne kadar kendi ouzo, brandy ve likörlerini yapan ve Atina'nın en ünlü, instagramda çokça paylaşılan yeri olan Brettos oldu. Atmosferi ve lezzetli içkileriyle bizi büyüledi. Ardından Akropolis'in hemen altındaki Elaia Restaurant'a geçtik ve bu muhteşem manzarada akşam yemeği yedik. Atina'da ikinci günümüz plajda başladı! Sadece 10 dakika uzaklıktaki Edem Beach'e gidip, dalgalarla boğuştuk ve denizden taşlar topladık. Akşam yemeği için ise Plaka bölgesindeki geleneksel Taverna Ta'ya uğradık ve lezzetli Yunan yemeklerinin tadını çıkardık. Üçüncü günümüz oldukça yoğundu. İlk durağımız, Atina'nın en sevdiğim kokteyl barlarından biri olan Boo Kokteyl Bar'dı. Buranın bohem atmosferine bayıldık. Akropolis'i ziyaret etmek de vazgeçilmezdi. Daracık yolları tepeleri aşıp buraya ulaştık. Giriş ücreti 20€ olabilir, ama bu deneyimi yaşamadan Atina'yı gezilmiş saymamalı! Akropolis sonrası akşam yemeği için Fine Mess'e gittik. Bu restoran, muhteşem bir konumda ve yemekleri hem lezzetli hem de uygun fiyatlı. Son olarak, günü muhteşem bir teras olan Ciel'de tamamladık. Burada servis personeli çok ilgiliydi ve manzara harikaydı. Atina'da geçirdiğimiz bu güzel günü burada noktaladık. Dördüncü günümüz, alışverişle başladı. Hediyelik eşyalar satan dükkanları gezdik ve hatıra alışverişi yaptık. Öğle molası için sürekli önünden geçtiğimiz ve oturmak istediğimiz Kosmikon Restaurant'a uğradık. Yemek sonrası keşfe devam ederek, şirin bir kafe olan Style Cafe'de mola verdik. Ve sonunda, bu özel gün Funda'nın doğum günüydü! Akşam yemeği için rezervasyon yaptırdığımız yer ise The Spid Restaurant oldu. Burada lezzetli yemeklerin tadını çıkardık ve Funda'nın özel gününü coşkuyla kutladık. Atina'da geçirdiğimiz bu 4 gün, tarihle dolu harika bir şekilde bir araya getiren bu büyülü şehri keşfetmek için mükemmel bir zaman dilimiydi. Yeni maceralara ve keşiflere yelken açarken, Atina'nın güzellikleri hafızalarımızda daima yaşayacak. Atina'nın Taç Taşı: Akropolis Atina'ya adım attığınızda, bu büyülü şehrin simgesi ve tarihi zenginliğinin odak noktası olan Akropolis'i ziyaret etmek kaçınılmazdır. Bu antik anıt kompleksi, Yunan tarihinin ve kültürünün bir yansımasıdır ve sizi büyülemeye hazırdır. Akropolis Hakkında Bilgi Akropolis, Yunanca'da "yüksek şehir" anlamına gelir ve şehir merkezinden yüksek bir tepe üzerinde yer alır. Bu tarihi kompleks, bir dizi antik yapının yanı sıra Parthenon Tapınağı ile en çok tanınan yapıyı içerir. M.Ö. 5. yüzyılda inşa edilen Parthenon, Yunan mimarisinin bir şaheseri olarak kabul edilir ve ziyaretçileri büyüleyen bir yapıdır. Akropolis Nasıl Ziyaret Edilir? Akropolis, Atina'nın merkezine yürüme mesafesindedir ve bu nedenle şehri ziyaret edenler için kolayca ulaşılabilir. Giriş ücreti yaklaşık 20€'dur ve manzaranın ve tarihin tadını çıkarmak için bu fiyatı kesinlikle hak eder. Özellikle sabah erken saatler veya akşamüzeri ziyaret etmek, kalabalığı azaltabilir ve daha özel bir deneyim sunabilir. Parthenon: Antik Yunan'ın İncisi Parthenon, Akropolis'in en göz alıcı yapısıdır. M.Ö. 5. yüzyılda Athena'nın onuruna inşa edilen bu tapınak, zarif sütunları, detaylı frizleri ve tarihi önemi ile büyüleyicidir. Tapınağın içinde, antik Yunan mitolojisinin hikayelerini anlatan kabartmaları inceleyebilirsiniz. Manzara ve Atmosfer Akropolis'in tepesine çıktığınızda, Atina'nın muhteşem manzarasını görmek sizi büyüleyecek. Şehir ve çevresindeki dağlar tüm ihtişamıyla gözlerinizin önünde açılacak. Ayrıca, tarihi kalıntılar arasında dolaşırken, antik Yunan'ın büyülü atmosferini hissedeceksiniz. Akropolis, Atina'nın tarihi ve kültürel mirasının bir simgesidir. Bu muhteşem antik kompleks, sadece Yunanistan'ın değil, dünya tarih ve sanatının bir parçasıdır. Atina'yı ziyaret ettiğinizde, Akropolis'i görmek, unutulmaz bir deneyim olacak ve size bu büyülü şehri daha derinlemesine keşfetme isteği verecektir. Bu büyülü yolculukta Akropolis ile Atina'nın kalbini keşfedin ve bu antik şehrin büyüsüne kapılın. Atina'da keyifli bir gezi planı yapmak istiyorsanız, işte bazı öneriler: 1. Plaka : Atina'nın tarihi Plaka semti, dar sokakları, geleneksel Yunan restoranları ve dükkanlarıyla ünlüdür. Burada yürüyüş yapabilir, yerel lezzetleri deneyebilirsiniz. 2. Akropolis: Antik Yunan'ın sembolü olan Akropolis'i ziyaret etmek unutulmaz bir deneyim olacaktır. Parthenon tapınağı ve diğer tarihi kalıntıları görmek için zaman ayırın. 3. Eden Beach: Atina'nın güzel plajlarından biri olan Eden Beach, dinlenmek ve denizin tadını çıkarmak için mükemmel bir yerdir. 4. Cafeler: Atina'nın çeşitli kafe ve kahvehanelerinde yerel kahve ve tatlıları deneyebilirsiniz. Özellikle Monastiraki veya Psiri bölgelerinde bir kafe bulabilirsiniz. 5. Tavernalar: Yunan mutfağının tadını çıkarmak için tavernaları deneyin. Souvlaki, moussaka, ve deniz ürünleri gibi geleneksel lezzetleri tatmak için bir tavernalarda öğle veya akşam yemeği rezervasyonu yapabilirsiniz. Daha fazlasını izlemek isterseniz 4 günlük atina seyahatim Youtube da! Unutmayın ki Atina'da keyifli bir gezi için zamanınızı iyi planlayın ve bu önerileri kişisel ilgi ve tercihlerinize göre özelleştirin. İyi bir seyahat dilerim!
- Merhaba Berlin, Merhaba 45
Herkese uzun zaman sonrasında hem yeni yaşımdan hem de yeni blog yazımdan merhaba! Başlığın size aslında her şeyi anlattığını düşünmekteyim. Evet; Artık büyüdük büyüdük ve 45 yaşına geldik. Yıllar ne hızla geçir yor değil mi? inanın ben de şaşkınım. Her neyse hemen konuya gireyim. 30 Mayıs'ta yeni yaşımı kutlamak için Berlin'deydim ve bunu uzun süre ara verdiğim blog yazısında sizinle paylaşmak ve bu sürece kadar olan diğer rotaların da bu blog sayfasında yer alacağını bildirmek istedim. Yıllar evvel 2 kez daha gittiğim Berlin'de bu sefer canım arkadaşım Frenchos ile yol aldık 2 günlük tatilimizde çok fazla turist gibi değil de sanki oralıymış gibi takıldık... Yani; oradan oraya şuraya da gidelim, yok buraya da gidelim demedik pek! Konakladığımız yer Mitte bölgesinde olduğumuz içinde epeyce şanslıydık çünkü her şey avucumuzun içindeydi zaten. Hem yeni yeni yerler keşfettik hem uzun süredir görmediğim dostlarımla buluşup güzel vakitler geçirdik. Tabii ki bu yazımda sadece bunlara yer vermeyeceğim! Gittiğimiz, gördüğümüz güzel yerleri de sizin toparlayıp bir kaç fotoğrafla süsleyeceğim. Hadi o zaman başlayalım! Berlin'de Yapmanız Gereken 5 Öneri! 1 Nehir Kenarında Dom’a yakın Strandbar ’da içkininizi yudumlayın. Ayrıca akşam ışıkları altında harikadır. 2 Katz Orange Buranın mimarisi ve bahçesi şahane! özellikle rezervasyon yapmanızı tavsiye ederim. Mekan saat 18:00’da açılıyor. 3 Tiergarten ; Berlinde doğa ile başbaşa kalmak, biraz kürek çekmek ve lezzetli yemekleri bu manzaraya karşı yemek isterseniz listenizde olmalı! 4 Berlin’e gelmişken tam bir Berlin’li gibi neden olmayasınız? O halde hemen marketin yolunu tutun ve piknik için burada kendinize bir yer tutun. 5 Haus Schwarzenberg pasajında vakit geçirin. Ayrıca Anne Frank sergisine vaktiniz varsa uğrayın. Daha fazlası için beni instagram'da takip etmeyi unutmayın!
- Sınırların Dışına Çıktığım Bir Günün Hikayesi…
.. kocaman disko topunun hem yeşillikleri hem de üzerindeki gökyüzünü aynı anda yansıtması gibiydi.. Özgürlüğü tanımla deseler nasıl bir cevap verirdiniz? Bana sorulsa cevabım içinde sonsuz neşenin, coşkunun, sınırları aşmanın, kahkahanın mutluluğun, sağlığın, arkadaşların, ailenin ve doruklarında yaşanan aşkların içinde olduğu bir hediye paketi olurdu. Neden mi? Her geçen gün yaş aldıkça hayata bakışım ve hayata sarılmışım daha da güçleniyor.Daha bir anlamlı hale geliyor gözümün gördüğü, elimin tuttuğu her şey…İşte tam da bu yaş benim ‘Dışına Çık’tığım yaş! Bir dans pistinde kocaman disko topunun rengarenk ışıkların altında dans etmek ya da en sevdiğin solistin konserine gidip o sahnenin büyüsüne kapılmak ve her bir şarkıya eşlik edip yeri gelip üzülmek ve bazen yeri gelip deliler gibi zıplamak! Geçtiğimiz günlerde aynen öyle bir gündü benim için. Unutamayacak kadar güzel ve özeldi. Abartmıyorum içerisinde hem sevdiğim dostlarım hem de yukarıda bahsettiğim o kocaman ışıltı vardı üstelik! Sıcacık yaz ve yazla beraber gelen konserlerden birinde; Tom Odell için KüçükÇiftlik Park’taydık. Erkenden soluğu orada aldık; rengarenk süslenmiş köşeler, ışıklı tabelalar, birbirinden güzel bar istasyonları ve konser için özenle seçilmiş kokteyller bir de tabii ki kocaman ışık saçan dev disko topu karşılamıştı bizleri. İşimiz gereği her köşenin halkını verdik. Birbirinden güzel pozları, selfie’leri tamamladıktan sonra sahneye doğru adım adım yaklaştık. Son hazırlıklar bitmiş ilk solistler yerini almaya başlamış ve tüm bu festivalin içerisine bir de müziğin o tatlı ritmi eşlik ediyordu bizlere… Bu arada kimler mi vardı… Kıvılcım Ural, Popüler indie grubu Away Days, Can Ozan ve muhteşem sesi ile hepimizi büyüleyen, aşkın tam içine düşüren Cem Adrian. İşte bu nedenle biraz daha heyecanlıydık. Saatler ilerledikçe KüçükÇiftlik Park daha da hareketleniyor, sahne önünü dans pistine çevirenler, sohbet edenler, fotoğraf çektirenler, keyifle kokteyllerini içenler ve benim gibi tüm bu anların büyüsüne kapılanlarla doluyordu alan. Hemen ben de o büyünün içine dahil olmak için bar önünde yerimi aldım ve o güne özel hazırlanmış 🥃 kokteyl siparişimi verdim. Arkadaşları sahne önünde bırakıp, elimde kokteylimle konser alanını, insanların o büyük coşkusunu ve solistleri görebileceğim en üst kata çıktım. İşte şimdi benim için her şey mükemmeldi! Dışına çıkmak tam böyleydi, sahne ışıkları Cem Adrian’ın üzerindeyken ve şarkılara eşlik eden binlerce el havadayken ve herkes o aşk şarkılarının içine düşmüşken ben nasıl içeride olabilirdim ki? Saatler ilerledikçe beklenen an da gelmişti ben üçüncü kokteylimi içiyordum. Ve bir anda ortalık çığlık çığlığa oldu. Sahnedeki isim, listeleri altüst eden ‘ Another Love’ şarkısıyla Tom Odell’den başkası değildi… Herkes tek bir ağızdan şarkılarına eşlik ederken o sahnede büyüdükçe büyüyordu; işte bunu tarif edecek kelimeyi ben bulamıyorum… Ama şunu söyleyebilirim ki benim günüm, o kocaman disko topunun hem yeşillikleri hem de üzerindeki gökyüzünü aynı anda yansıtması gibiydi. Sevgiler, Onur Erol
- Merhaba Xanthi : İskeçe Seyahatim
Herkese uzun bir aradan sonra merhaba, Artık yasakların tamamen kalkması ve sınır kapılarının açılmasıyla beraber ara verdiğim yurtdışı seyahatlerine kaldığım yerden devam edebilirim. Haliyle 3 yıla yakın bir zamandır yurtdışı seyahati yapamıyordum ve ilk fırsatta bu özlemi gidermek için vize başvurusunda bulundum. İlk olarak seyahat için gideceğim yer Amsterdam olmasına rağmen konsolosluktaki yoğunluktan dolayı vizemi Yunanistan Konsolosluğundan aldım. haliyle öyle olunca da ilk giriş yapacağım ülke de yunanistan olmalıydı! - Ve yolumu düşürdüğüm çok özlediğim Xanthi yani İskeçe'ye... İskeçe'ye gidince tabii ilk işim canım Ayşegül ve Rıdvan ile buluşmak oldu! Oradaki ailem diyebilirim. Yıllar evvel yolumu düşürdüğümde tanışmıştık ve uzun bir süredir de görüşüyoruz, görüşeceğiz. Her neyse; Özlediğim İskeçe'nin tadını 2 günde olsa çıkardım diyebilirim. Şehir zaten çok küçük iki adımda tüm her yeri gezebiliyorsunuz! Gitmek ise çok kolay İstanbul esenlerden kalkan otobüse atlayıp en fazla 7 saat içinde xanthi - iskeçe'ye varıyorsunuz! Hadi o zaman gelin bakalım neler yapmışım ve kadrajıma hangi kareler takılmış? Ama bunlardan evvel şuradaki Xanthi Reel videomu izlemenizi tavsiye ederim. Reel videomu izlediğinize göre şimdi bakalım nereleri gezmişim? bu arada lokasyon ve mekanlarla ilgili daha fazla bilgiye instagram hesabım 'onurollstyle'dan' ulaşabilirsiniz!
- İyi bayramlar
Eskiden bayramlar heyecanlıydı. Bayramlıklarımızı alır, sıraya girer, büyüklerimizin ellerinden öperdik. Çocuktuk, mutluyduk. Mutluluk ne kadar ucuzdu bir zamanlar. Avucumuzu dolduran şeker kadardı mesela! Her şeye hesapsız sevinirdik. Mutluluk çocukluğun kalbindeydi… “Nerede o eski bayramlar” hemen hemen herkesten duymuş ve bu sözle büyümüştük hepimiz. çocukluğumu hatırlıyorum da bayramlarda lunaparka gider çarpışan arabaya binmek için can atar, balerinin eteğinde savrulmak için sıraya geçerdik hani! Ne zaman değişti, hangi ara “bayram”dan uzaklaştık, bilmiyorum. Bugün, öyle bir ayrımcılık var ki memlekette, neredeyse bayramı kutlayanlarla kutlamayanlar birbirine girecek! Şöyle bir bakın etrafınıza, geçmişinizle kıyaslayın. Yaşam şartlarınız nasıl değişti? İklim nasıl değişti? İnsanların birbirine bakışı nasıl değişti? Birileri birilerine “sen oruç tutmadın, ne hakkın var bayram kutlamaya” diyerek giriyor lafa. . . Oysa bayram birleştirir. Bunun için bayramdır. Hepinize iyi bayramlar.
- Look of the day: Grey Goose
Kasım geldi tabi, artık biraz daha sıkı giyinmenin ve hatta koyu renklere geçme zamanı! Gerçi ben de pek haz ederim koyulardan ve tüm son kombinlerimin arasında muhakkak siyahlarım ve grilerim vardır. Kombinlerimi yaparken genelde tek renk giymeyi ama detaylarda farklılaşmayı sevenlerdenim. Bugün ki kombinimde de gri boğazlı kazak ve pantolonuma yeşil çoraplarım eşlik etti. Biliyorum birbirine zıt renkler ama işte ben buna bayılıyorum. Gözlük: GENTLE MONSTER Kazak: TUBA ERGİN Pantalon: ZARA Çorap: COS Ayakkabı: DEICHMANN #onurollstyle #BLOGGERSSTYLE #style #mensfashionpost #STYLEOFTHEDAY #LOOKOFTHEDAY
- Baharın NFT Hali Feriye’de!
Feriye’de 10-30 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan bahar temalı Nft sergisine 20 farklı sanatçı arasında bende varım. Bahar temasıyla bir araya gelececek olan NFT sergisi, Türkiye’nin ilk NFT sergilerinden biri olacak. İstanbul’un ikonik semtlerinden biri olan Ortaköy’de; konumu, manzarası ve sunduğu bütünlükçü yaşam alanı felsefesi ile şehrin ritmini tutan Feriye, kültür sanat etkinliklerine bir yenisini daha ekliyor. Feriye, bu kez 10-30 Mart tarihleri arasında gerçekleştireceği NFT sergisi ile sanatseverleri bir araya getiriyor. İllüstrasyon, yapay zeka destekli video çalışmaları, animasyon, fotoğraf, kolaj gibi farklı disiplinlerdeki 20 sanatçının, 30’dan fazla bahar temalı NFT eserleri Yeşer Sarıyıldız küratörlüğünde Feriye’de sergilenecek. Ayrıca ”Baharın NFT Hâli” sergisi Türkiye’nin ilk NFT sanat sergilerinden biri olma özelliğini taşıyor. Sanatçıların Eserleri “Hol Feriye” ve “Fuaye Feriye” Alanlarında Sergilenecek Feriye’nin içerisinde yer alan “Hol Feriye” ve “Fuaye Feriye” alanlarında yaklaşık üç hafta sürecek olan “Baharın NFT Hâli” adlı serginin küratörü Yeşer Sarıyıldız olurken, sergide dijital olarak eserleri sergilenecek sanatçılar arasında; Andreas Frei, Ceren Aksungur, Deniz Sülek, Dilara Akbal, Ender Diril, Ezgi Topdağı, Fatma Kurnaz, Ginger Potter, Gizem Renklidağ & Osman Can Karacı, Gülden Kaynar, Hande Koçhan, İlker Günaydın, Karman Verdi, Kutay Can Doğan, Kübra Su Yıldırım, Merve Atılgan, Onur Erol, Orhan Sayın, Ozan Atalay, ve Selay Karasu yer alıyor. Arto ve Carla’nın Bahar gezisine eşlik etmek isterseniz. Arto’s Blog: https://opensea.io/collection/artonft Carla’s Blog: https://opensea.io/collection/carlanft #artonft #nftbaharsergisi #baharınnfthali #nft #ArtoampCarlaNft #nftsergi #feriyesergi #carlanft #feriyenftsergi
- Arto & Carla Nft Collection On Opensea!
Arto Nft Collection Where will Arto go next? Arto is a digitally illustrated character inspired by a real life Travel Blogger! 100% hand drawn nft collection with only one copy of each item inspiring you through a door to the wonders of the world. All items are 1/1 with different countries and cities. Created by Onur Erol I ARTO NFT COLLECTION Carla Nft Collection Carla is a character inspired by a real life Fashion & Travel Blogger 100% hand drawn nft collection with only one copy of each item inspiring you through a door to the wonders of the world. All items are 1/1 with different countries and cities. Created by Onur Erol I CARLA NFT COLLECTION – – – – #nftkoleksiyonu #artonft #opensea #nftcara #nftcollection #bloggernft #fashionnft #NFTartist #nft #nftart #openseanft #travelblogger
- Yeni Yıl Hediye Paketlerini Açıyorum | Size de Yılbaşı Hediyesi Var
Herkese merhaba arkadaşlar, Yeni yıl hediyeleri kapımı çalmaya başladı ve bu heyacanı sizinle de paylaşmak istedim ve markalardan gelen yeni yıl hediye paketlerini Youtube kanalım Onurollstyle Tv‘de açtım. Tabii ki sizi de unutmadım! 🎁 Yılbaşı’nda size de içinde dolu dolu ürünlerin olduğu kocaman bir yeni yıl hediyesi hazırladım. Hem hediyeleri görmek hem de size ayırdığım paket içeriğini izlemek için altta youtube videosunu paylaşıyorum. Hediye Kutusu içinde ne var diye merak ediyorsanız onları da altta görebilirsiniz.Maybelline Cheek Heat Maskara Maybelline Lash Sensational Allık Maybelline Hyper Precise Eyeliner L’Oréal Paris Matte Lip Crayon 103 Ruj L’Oréal Paris Brow Artist Le Skinny 105 NYX PMU Epic Ink Liner Eyeniler Garnier Aloe Jel Nemlendirici Garnier Rose Micellar Water La Roche-Posay Anthelios Invisible Fluide Kérastase Fusio Scrub L’Oréal Paris Excellence Cool Creme 7.11 L’Oréal Paris Excellence Cool Creme 8.11 Matrix Biolage All-in-one Spray Matrix shape switcher molding paste Elseve Saç Güzelleştirici Mucizevi Yağ Krem Elseve Dream Long Şampuan Elseve Dream Long Saç Kremi Elseve Dream Long Bye Bye Makas Elseve Arginine Şampuan Elseve Arginine Saç Kremi Elseve Arginine Dökülme Karşıtı Güçlendirici Bakım Kremi L’Oréal Professionnel pro longer 300 ml şampuan L’Oréal Professionnel pro longer 250 ml maske CeraVe 50ml Nemlendirici Acqua Di Gio Profondo Edp Erkek #hediyepaketaçımı #markadangelenhediyeler #youtubeçekiliş #yılbaşıhediyesi #hediyeçekilişi #2021yılbaşıçekilişi #yeniyılhediyesi #markadangelenler #hediye
- ARTO & CARLA NFT COLLECTIONS ON OPENSEA
Arto is a character inspired by a real Travel Blogger. 100% hand drawn nft collection with only one copy of each item inspiring you through a door to the wonders of the world. All items are 1/1 with different countries and cities Digital illustration (4000px * 4000px) More cities will be added soon. Created by Onur Erol I ARTO NFT COLLECTION Carla is a character inspired by a real life Fashion & Travel Blogger 100% hand drawn nft collection with only one copy of each item inspiring you through a door to the wonders of the world. All items are 1/1 with different countries and cities. Digital illustration (4000px * 4000px) More cities will be added soon. Created by Onur Erol I CARLA NFT COLLECTION – – – –
.png)











