top of page

SEARCH RESULTS

Search this site

414 sonuç bulundu

  • Vintage Cadılar Bayramı Posterleri: Son Dakika Halloween Dekorasyonu

    Cadılar Bayramı dekorasyonu için kutu kutu plastik süs almanız gerekmiyor. Basit çerçevelerde birkaç vintage poster; şömineyi, girişi ya da mutfağı bir saatten kısa sürede sıcak ve ürkütücü bir köşeye dönüştürebilir. Yazdırılabilir posterler neden ideal? Anında: aynı gün indirip yazdırın. Ekonomik: her mevsim duvarlarınızı yeni süs almadan yenileyin. Tekrar kullanılabilir: dosyaları saklayın, her Ekim yeniden yazdırın. Beş kolay Halloween fikri 1. Klasik kara kedi Turuncu dolunay önündeki Kara Kedi Posteri tam bir retro Cadılar Bayramı klasiği. Rafta mumlar ve mini balkabaklarıyla tamamlayın. 2. Perili ev köşesi Perili Ev Posteri'ni şöminenin ortasına koyun; etrafına kuru yapraklar ve uzun mumlar yerleştirin. 3. Şeker mi şaka mı girişi Misafirlerinizi neşeli Trick or Treat Posteri ile karşılayın. Çocuklar bayılıyor. 4. Cadı mutfağı İksir şişeleriyle dolu Cadı Eczanesi Posteri, baharat kavanozlarının yanında çok yakışır; Ekim'den sonra da asılı kalabilir. 5. Salem esintili galeri duvarı Salem Cadısı Posteri'ni kara kedi ve perili ev posterleriyle aynı siyah çerçevelerde birleştirin. Tüm tasarımlar Etsy'deki Halloween ve Sonbahar koleksiyonunda; sonbahar boyunca asılı kalabilecek balkabağı ve ahır posterleri de var. Baskı ipuçları Mat kâğıt vintage poster havası verir. Siyah çerçeveler turuncuları parlatır. Çerçeveniz yoksa posterleri bir ipe mandallarla asarak kolay bir süs zinciri yapabilirsiniz. Mutlu Cadılar Bayramı!Onur

  • Meis Adası (Kastellorizo): Yunanistan'ın Kalbindeki Cennet

    Yunanistan’ın en küçük ama en büyülü adalarından biri olan Meis (Kastellorizo), benim için sadece bir seyahat noktası değil, kalbimin bir parçası. Her gidişimde aynı hissi yaşıyorum: burası sanki bana fısıldayan, içimde saklı kalmış duyguları ortaya çıkaran bir ada. Limanın huzuru, rengarenk renkli evlerin denize yansımasıyla birleşince, insanı sarıp sarmalıyor. Kaş’ın karşısında, elini uzatsan tutabileceğin kadar yakın ama ruhuyla bambaşka bir dünya… Meis’e her adım attığımda, sanki bir masalın içine giriyorum. Burada zaman yavaşlıyor, nefesler derinleşiyor, kalbin daha özgür atıyor. ve işte adayı benim kadar tanıyan biriyle Meis Adası gezilecek yerler nereler sizinle paylaşıyorum. Meis'e Nasıl Gidilir? Yolculuğun En Kısa Yolu Meis'e ulaşım, Kaş'tan oldukça kolay. Normalde 20 dakikalık bir feribot yolculuğu olan bu rota, Kahramanlar Meis Ferrylines Kalimera ile artık sadece 7 dakika sürüyor. Kısa bir deniz yolculuğuyla kendinizi bu büyülü adanın limanında bulabilir, Akdeniz'in o eşsiz atmosferine hemen adım atabilirsiniz. Yolculuk Notu: Özellikle yaz aylarında feribot sefer saatlerini ve bilet durumunu önceden kontrol etmekte fayda var. Ada küçük olduğu için günlük ziyaretçi kapasitesi sınırlı olabilir. Meis'te Görülmesi Gereken Yerler: Bir Masalın İzinde Meis küçük ama gezilecek yerleriyle oldukça zengin bir ada. Her köşesi ayrı bir hikâye saklıyor. Mavi Mağara (Blue Cave) Dünyanın en etkileyici deniz mağaralarından biri olan Mavi Mağara, Meis'in en önemli simgelerinden. Sabah erken saatlerde güneş ışığının mağaraya düşüşü, mavinin binbir tonunu ortaya çıkarıyor ve içeride kendinizi masalsı bir dünyanın içinde buluyorsunuz. Mağaraya ulaşım genellikle limandan kalkan küçük tekne turlarıyla sağlanıyor. Saint George Adası Limandan kısa bir tekne yolculuğuyla ulaşılabilen bu küçük adacık, denizin ortasında huzur arayanlar için ideal. Turkuaz sularında yüzebilir, kayalıkların arasında güneşlenebilir ve Meis'in ana limanına karşı eşsiz bir manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Megisti Kalesi (Castello Rosso) Adanın en yüksek noktalarından birinde yer alan Megisti Kalesi, aynı zamanda adanın eski adı olan Kastellorizo'ya da adını veriyor. Kırmızı taşlı kale, adanın panoramik manzarasını izlemek ve özellikle gün batımında unutulmaz fotoğraflar çekmek için harika bir nokta. Yürüyerek kolayca ulaşabileceğiniz bu kalenin kalıntıları arasında dolaşmak, adanın tarihine tanıklık etmek gibi. Meis Adanın Efsanevi Mekânları ve Lezzetleri Meis'in büyüsünü tatmak için sadece gezmek yetmez, lezzetlerini ve eğlence mekanlarını da keşfetmek gerekir. İşte benim her gidişimde uğradığım favori mekânlarım: Kavos Bar ve Faros Cafe & Bar Benim için Meis'te hem oturup keyif yapacağım hem de dilediğim an denize atlayabileceğim yerler. Her ikisi de adanın ruhunu yansıtan, hem yüzme hem de serinleme imkânı sunan harika mekânlar. Alexandra’s Restorant Sıcak atmosferi ve ev yapımı lezzetleriyle vazgeçilmezim. Lazarakis Deniz ürünlerinde uzman, mezeleri şahane. Athina Restoran Geleneksel Yunan mutfağı sevenler için birebir. Paris Restoran Hem ambiyansı hem yemekleriyle ada ruhunu yansıtıyor. Stratos Cocktail Bar Akşamları Meis'in canlı gecelerinde kokteyl içmek için tek adresim burası. Meltemi Cafe Güne lezzetli bir kahve ve kahvaltıyla başlamak için Meltemi'yi tercih ediyorum. Burada yeni dostluklar kurmak ve keyifli sohbetler etmek adanın en güzel yanlarından. Ta Platania “Mediterraneo” filminin çekildiği mekân. Bu yöresel restoran, adanın en bilinen buluşma noktalarından biri. Lezzetli yemekleri ve sıcak atmosferiyle Meis ruhunu yansıtan önemli duraklardan. Meis adasına gide gele adanın belediye başkanı Niko ile arkadaş oluyorum, şimdi artık en iyi arkadaşlarımdan biri o ve Meis adası için elinden gelen her şeyi yapıyor canım Niko. Meis Adası'nda çekilen bir film: Mediterraneo Meis, 1991 yapımı, Oscar ödüllü İtalyan filmi "Mediterraneo"ya ev sahipliği yapmasıyla da üne kavuşmuştur. Kült filmin büyük bir kısmı adada çekilmiştir. 2. Dünya Savaşı sırasında Meis'e gelen bir grup İtalyan askerinin savaşın anlamsızlığını Akdeniz'in büyülü atmosferinde unuttukları bu hikâye, adanın ruhunu o kadar iyi yansıtır ki, Meis'in dünya çapında tanınmasına büyük katkı sağlamıştır. Hatta Ta Platania restoranının bahçesi de filmde kullanılan mekânlardan biridir. Adada dolaşırken filmden sahnelerin gözünüzde canlanması kaçınılmaz. Meis, benim için bir harita üzerindeki küçük bir nokta değil. Orada bulduğum huzur, dostane yüzler, denizin tuzu ve gökyüzünün mavisi kalbime işlenmiş durumda. Her köşesinde ayrı bir hikâye gizli, her adımında ayrı bir duyguyu yaşıyorum. Bir gün yine limanda otururken kendime şunu söyledim: "Meis, sen benim kalbimin parçasısın." O yüzden bu ada benim için bir gezi durağı değil, yeniden kendimi bulduğum, kalbimi dinlediğim bir yer. Umarım siz de bir gün bu adanın büyüsüne kapılır ve benim gibi "Meis'im" dersiniz. Yolculuklarıma eşlik etmek ve daha fazla içerik görmek için beni Instagram'da takip etmeyi unutmayın: @onurollstyle.

  • Bir Sanatçının Etsy Serüveni: onurollstyle ile Dijital İllüstrasyonda Özgünlük

    Dijital sanat dünyası her geçen gün büyürken, geleneksel çizim disipliniyle modern teknolojiyi harmanlamak nadir bulunan bir değer haline geldi. onurollstyle olarak Etsy üzerindeki yolculuğumda, 20 satışı geride bırakmanın gururunu yaşıyorum. Mağazamda sunduğum her eser, sadece bir dijital dosya değil, titiz bir el işçiliğinin ve sanatsal vizyonun ürünüdür. Şehirlerin Ruhu: City Travels Koleksiyonu Mimari detaylar ve şehirlerin kendine has atmosferi, çizimlerimin ana ilham kaynağını oluşturuyor. Etsy dükkanımda yer alan City Travels serisi, New York’un devasa gökdelenlerinden Moskova’nın masalsı katedral yapılarına kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Son olarak koleksiyona eklediğim Paris illüstrasyonu, Eyfel Kulesi'nin ikonik siluetini şehrin karakteristik sokaklarıyla buluşturuyor. Bu çalışmalar, yaşam alanlarınıza dünya şehirlerinin enerjisini taşımak için özenle tasarlanmıştır. Zarafetin Detayları: Çiçekler, Vazolar ve Osmanlı Motifleri Sanat anlayışımın bir diğer güçlü ayağını ise doğanın zarafeti ve geleneksel desenlerin asaleti oluşturuyor. İnce detaylarla işlediğim dijital çiçek koleksiyonumda, mevsimin en taze renklerini estetik vazolarla buluşturuyorum. Bu seride özellikle Osmanlı desenlerinden ilham alan motifler, modern dijital sanatla geleneksel dokuları bir araya getiriyor. Lale, karanfil ve geleneksel hat sanatının inceliklerini taşıyan bu detaylı çizimler, evinizin veya ofisinizin atmosferini zenginleştirmek için tasarlanmıştır. Her bir vazo ve çiçek detayı, dijital dünyanın sunduğu netliği klasik sanatın ruhuyla birleştirerek mekanlarınıza sofistike bir dokunuş katar. Mevsimsel Temalar ve Kutlama Kartları Sanatı sadece dekorasyonla sınırlı tutmayıp, özel günlerin bir parçası haline getirmeyi amaçlıyorum. Bu doğrultuda hazırladığım Paskalya (Easter) ve St. Patrick's Day koleksiyonları, geleneksel bayramları modern illüstrasyon diliyle kutlamanıza olanak tanır. Pastel tonlardaki tavşan figürleri ve neşeli gnome karakterleri, sevdiklerinizle paylaşabileceğiniz estetik hediye alternatifleri sunar. Şeffaf Üretim ve No AI Yaklaşımı Etsy’nin dürüst reklamcılık ve şeffaflık ilkeleri (Truthful Advertising), üretim sürecimin temel taşıdır. Piyasada yaygınlaşan yapay zeka (AI) üretimlerinin aksine, onurollstyle bünyesindeki tüm çalışmalar bizzat tarafımdan iPad üzerinde manuel olarak çizilmektedir. Her bir fırça darbesi ve detay, eserlerin özgünlüğünü ve sanatsal değerini garanti altına alır. Bu dürüst yaklaşım, aynı zamanda Etsy’nin yüksek mağaza standartlarını karşılamamın en önemli nedenidir. Sanata Anında Erişim: Dijital İndirme Avantajı Dijital indirme (Digital Download) yöntemi, sanat eserine dünyanın neresinde olursanız olun anında ulaşmanızı sağlar. Satın alma işleminin ardından dosyalarınıza anında erişebilir, dilediğiniz boyutta baskı alarak duvarlarınızı kişiselleştirebilirsiniz. Sanat yolculuğuma ortak olduğunuz ve Etsy üzerindeki küçük işletmemi desteklediğiniz için teşekkür ederim. Etsy dükkanımı ziyaret etmek ve koleksiyonu incelemek için: [ https://www.etsy.com/shop/onurollstyle ]

  • Evde Yaratıcı Projeler: Evde Deneyebileceğiniz Sanat Projeleri

    Sanat, ruhun gıdasıdır derler. Ben de evde geçirdiğim zamanlarda yaratıcılığımı ortaya koymayı çok seviyorum. Siz de benim gibiyseniz, evde yaratıcı projeler yapmak hem keyifli hem de rahatlatıcı olabilir. Bugün size evde kolayca deneyebileceğiniz, eğlenceli ve ilham verici sanat projelerinden bahsedeceğim. Hadi başlayalım! Evde Yaratıcı Projelerle Kendinizi İfade Edin Evde yaratıcı projeler yapmak, sadece boş zamanları değerlendirmek değil; aynı zamanda kendinizi ifade etmenin harika bir yolu. Kendi ellerinizle bir şeyler üretmek, size özgüven ve mutluluk verir. Üstelik bu projeler için genellikle özel malzemelere ihtiyacınız yok. Evde bulunan basit malzemelerle bile harikalar yaratabilirsiniz. Örneğin, eski dergilerden kolaj yapabilir, boş kavanozları boyayarak dekoratif objelere dönüştürebilirsiniz. Ya da doğal malzemelerle (yaprak, dal, taş gibi) küçük tablolar oluşturabilirsiniz. Bu tür projeler hem kendinize saygı duymanızı sağlar hem de evinize sıcak bir hava katar. akrilik boya ile resim çizimim DIY Projesi Nedir? DIY, "Do It Yourself" yani "Kendin Yap" anlamına gelir. Kendi projelerinizi tasarlayıp yapmanız demektir. Bu, hem ekonomik hem de yaratıcı bir yöntemdir. Evde yaratıcı projeler yaparken sıkça karşılaşacağınız bir terimdir. DIY projeleri, genellikle basit adımlarla ilerler ve herkesin yapabileceği türdendir. Örneğin, eski tişörtlerden çanta yapmak, ahşap kutuları boyamak ya da kendi mumunuzu dökmek gibi. Bu projeler, hem el becerilerinizi geliştirir hem de size özgün ürünler kazandırır. Benim favorim, kendi tasarladığım defter kapakları yapmak. Basitçe eski dergilerden kesip yapıştırarak ya da kumaş parçaları kullanarak harika sonuçlar elde edebilirsiniz. Denemek isterseniz, malzemeleri toparlayıp küçük bir çalışma köşesi oluşturabilirsiniz. Evde Sanat Projeleri İçin Malzeme Seçimi Evde sanat projeleri yaparken malzeme seçimi çok önemli. İyi malzeme, işinizi kolaylaştırır ve ortaya çıkan işin kalitesini artırır. Ama unutmayın, pahalı malzemeler şart değil! Evde bulunan malzemelerle de harikalar yaratabilirsiniz. İşte benim önerilerim: Kağıt ve karton: Kolaj, çizim, origami için ideal. Akrilik ve sulu boyalar: Hızlı kurur ve canlı renk verir. Fırçalar ve süngerler: Farklı dokular yaratmak için. Eski dergiler, gazeteler: Kolaj ve süsleme için. Doğal malzemeler: Yaprak, dal, taş gibi. Yapıştırıcı ve bant: Projelerinizi sağlamlaştırmak için. Kumaş parçaları: Tekstil projeleri için. Malzemeleri seçerken, ne yapmak istediğinizi düşünün. Örneğin, resim yapacaksanız kaliteli kağıt ve boyalar tercih edin. Kolaj için ise renkli ve çeşitli dokularda malzemeler işinizi kolaylaştırır. kil hamurundan seramik yapımım Evde Sanat Projeleriyle Kendinizi Geliştirin Sanat, sadece eğlence değil, aynı zamanda kişisel gelişim için de harika bir araç. Evde sanat projeleri yaparken sabır, dikkat ve yaratıcılık gelişir. Ayrıca stres atmak için mükemmel bir yöntemdir. Benim deneyimim, düzenli olarak küçük projeler yapmak, yaratıcılığımı canlı tutuyor. Mesela, her hafta farklı bir teknik deniyorum. Bazen suluboya, bazen mozaik, bazen de seramik boyama. Bu çeşitlilik, sıkılmamamı sağlıyor. Siz de kendinize küçük hedefler koyabilirsiniz. Örneğin, bir ay boyunca her gün 10 dakika çizim yapmak ya da haftada bir yeni bir teknik denemek gibi. Böylece hem becerileriniz gelişir hem de evde sanat projeleri yapmanın keyfini çıkarırsınız. Evde Sanat Projeleriyle Evinizi Kişiselleştirin Evde yaptığınız sanat projeleri, evinize kişisel bir dokunuş katar. Hazır dekorasyon ürünleri yerine kendi yaptığınız objeler, evinizi daha sıcak ve samimi gösterir. Üstelik misafirleriniz de bu özgünlüğü fark eder. Örneğin, kendi yaptığınız bir tabloyu salonunuza asabilirsiniz. Ya da boyadığınız vazoları mutfağınızda kullanabilirsiniz. Benim favorim, kendi tasarladığım yastık kılıfları. Hem rahat hem de evin havasını değiştiriyor. Evinizde küçük bir sanat köşesi oluşturup, yaptığınız işleri orada sergileyebilirsiniz. Bu, motivasyonunuzu artırır ve yeni projeler için ilham verir. Sanatla Zaman Geçirmek İçin İpuçları Evde sanat projeleri yaparken bazı küçük ipuçları işinizi kolaylaştırır: Plan yapın: Ne yapmak istediğinizi önceden belirleyin. Malzemeleri hazırlayın: Tüm malzemeleri elinizin altında bulundurun. Küçük başlayın: Büyük projeler gözünüzü korkutmasın. Hata yapmaktan korkmayın: Sanatın güzelliği denemekte. Müzik açın: Rahatlatıcı bir ortam yaratır. Zaman ayırın: Kendinize düzenli zaman ayırın. Unutmayın, önemli olan sonucu mükemmel yapmak değil, sürecin tadını çıkarmak! Evde sanat projeleri yapmak, hem ruhunuzu besler hem de evinize renk katar. Siz de bu keyifli yolculuğa başlayarak kendi yaratıcılığınızı keşfedebilirsiniz. İster basit bir kolaj, ister karmaşık bir resim olsun, her proje sizi biraz daha mutlu edecektir. Hadi, malzemelerinizi toplayın ve kendi sanat dünyanızı yaratmaya başlayın! Daha fazla ilham ve öneri için Onurollstyle Art sayfasını ziyaret etmeyi unutmayın!

  • Erasmus Plus: Sıfır Atık Yaratıcılığı – Mısır Kabuğu El Sanatları Atölyesi

    Merhaba sevgili okuyucular! Ben Onur Erol , yani @onurollstyle . Eğer doğanın sunduğu malzemelerle yaratıcı projeler yapmayı seviyorsanız, bu yazı tam size göre. Bugün sizlere, Erasmus Plus Yetişkin Eğitimi Akreditasyonu  kapsamında gerçekleştirdiğim sadece bir el sanatları atölyesinden değil, sınırları aşan bir sürdürülebilirlik hikayesinden bahsedeceğim. Zero Waste Creativity – Corn Husk Craft Workshop 21 - 28 Şubat 2026 tarihleri arasında İstanbul’da, Erasmus+ KA1 Yetişkin Eğitimi  kapsamında çok özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptık: “Zero Waste Creativity – Corn Husk Craft Workshop” . Slovenya’dan gelen yetişkin kadın öğrenicilerle doğanın atıklarını sanata dönüştürdük. Projenin Kalbi: Yeşil Dönüşüm ve Kadın Gücü Bu atölye, Avrupa Birliği’nin yeşil geçiş, kapsayıcılık ve yaşam boyu öğrenme önceliklerini doğrudan hedefleyen uluslararası bir mobilite aktivitesidir. Slovenya’daki ZISS ( Združenje izobraževalnih in svetovalnih središč Slovenije  ) kurumu işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu programda; çevreye duyarlı davranışları teşvik ederken, mısır kabuğu gibi biyobozunur malzemelerin yaratıcı kullanımını ele aldık. Temel Hedeflerimiz: Yeşil Dönüşüm:  Sıfır atık ve döngüsel ekonomi bilincini pratik becerilerle artırmak. Aktif Yaşlanma:  50-68 yaş arası kadınların sosyal katılımını ve esenliğini güçlendirmek. Kültürel Köprü:  Slovenya ve Türkiye arasındaki sürdürülebilir gelenekleri takas etmek. Bir Haftalık Macera: Mobility Agenda İstanbul’un tarihi dokusunda, Sultanahmet’teki Grand Yavuz Hotel ’de konaklayan misafirlerimizle dolu dolu bir eğitim programı gerçekleştirdik. İşte adım adım sürecimiz: Atölyemizin ana odağı, mısır kabuklarını kullanarak estetik ve sürdürülebilir bir kapı çelengi  oluşturmaktı. 25 kadın katılımcımızla adım adım ilerlediğimiz bu yaratıcı yolculukta sadece mısır kabuklarını değil, doğanın bize sunduğu tüm materyalleri kullandık. Adım Adım Üretim Aşamaları: Tanışma ve Malzeme Hazırlığı:  İlk gün heyecanla tanışıp, mısır kabuklarını işlemeye (yumuşatma ve doğal renklendirme) başladık. Mısır Kabuğu Çiçekleri:  Takip eden günlerde, çelengimizin ana parçasını oluşturacak farklı tekniklerde çiçekler tasarladık. Her bir yaprak el emeğiyle şekillendi. Doğal Materyallerle Zenginleştirme:  Sadece mısır kabuğuyla yetinmedik; tasarımlarımıza doğadan topladığımız kuru yapraklar, dallar ve doğal ipler  ekleyerek derinlik kazandırdık. Final Tasarımı:  Tüm bu parçaları bir araya getirerek, sıfır atık felsefesini yansıtan muhteşem kapı süslerimizi tamamladık. Atölyeden Tarihi Yarımada'ya: İstanbul Keşfi Eğitim programımızın en keyifli kısımlarından biri de arta kalan zamanlarda İstanbul'un kültürel değerlerini misafirlerimize tanıtmaktı. Atölye masalarımızdan çıkıp kendimizi İstanbul'un yaşayan tarihine bıraktık: Eminönü & Mısır Çarşısı:  Malzeme araştırması yaparken baharat kokuları arasında tarihi bir yolculuğa çıktık. Kapalıçarşı:  Dünyanın en eski alışveriş merkezinde geleneksel zanaatları yerinde inceledik. Sultanahmet Gezileri:  Konakladığımız bölgenin büyüsüyle, mimari ve el sanatları arasındaki bağı keşfettik. Eğitim Programı ve Akış Özeti Gün Faaliyet İçerik 1. Gün Hoş Geldiniz & Tanışma Buz kırma etkinlikleri ve mısır kabuğu sanatına giriş. 2-3. Gün Çiçeklerin Doğuşu Mısır kabuklarından çiçek formları ve detaylı şekillendirme. 4. Gün Dokuların Uyumu Kuru yapraklar, dallar ve geri dönüştürülmiş materyallerin eklenmesi. 5. Gün Final Üretimi Çelenklerin montajı ve sanatsal dokunuşlar. 6. Gün Kültür & Sertifika İstanbul gezisi (Kapalıçarşı/Eminönü) ve veda töreni. Eğitim Programı Özeti Neler Başardık? Bu atölye sonunda katılımcılarımız sadece mısır kabuğundan çiçek yapmayı öğrenmediler; aynı zamanda: Doğal malzemeleri "upcycling" (ileri dönüşüm)  yöntemiyle değerlendirmeyi, Kültürlerarası diyalog kurarak Avrupa işbirliğini güçlendirmeyi, Kendi yerel topluluklarında uygulayabilecekleri sürdürülebilir yaşam becerilerini kazandılar. @onurollstyle Notu:  "Doğanın bize sunduğu her mısır kabuğu, aslında keşfedilmeyi bekleyen bir sanat eseridir. Bu projeyle atığın değil, yaratıcılığın sonsuz olduğunu bir kez daha kanıtladık." Teşekkürler Bu anlamlı projede emeği geçen Slovenya ZISS  ekibine, tüm kadın katılımcılara ve destekleri için Erasmus Plus programına teşekkür ederim. Doğayı korumak ve sanatı yaşatmak için yeni atölyelerde buluşmak üzere! Siz de sürdürülebilir yaşam ve el sanatları hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

  • Pasaportsuz ve Vizesiz Tiflis: Gezi Rehberi ve Tiflis Mekanları

    Pegasus ile yerlisi gibi çıktığımız yolculuğumuzun ilk durağı Tiflis 'ten herkese selamlar… Evet uzun bir yolculuğa çıkıyoruz Pegasus’un kanatlarıyla dünyayı geziyoruz ve ilk durağımız Tiflis. Daha önce dünyanın bir çok yerini gezmiştim Tiflis benim içinde heyecan verici ve keşfedilmeyi bekleyen bir şehir oldu. Alışılmışın dışında sanki oralıymışız gibi Tiflis turumuz tamamladık. Bir çok yeri sanki oralıymışız gibi gezdik yedik içtik yeni insanlarla tanıştık ve üç günlük Tiflis gezimizi tamamladık. Gittiğimiz lokasyonları özenle seçtik, en iyi restoranları araştırdık ve menülerindeki en güzel yemekleri sipariş ettik. Tiflis'te geçen günlerde hem gözümüz hem de gönlümüz doydu. Daha fazla ayrıntıya girmeden önce eğer izlemek isterseniz tüm Tiflis macerası YouTube kanalımda. Video aşağıda! Şimdi sırasıyla size tavsiye edeceğimiz ve bizim seçimimizle gittiğimiz en güzel yerleri sıralıyorum. Alubali Öğleden sonra vardığımız Tiflis’e hızlıca otelimize yerleşip ardından hazırlanıp akşam yemeği için gittiğimiz ilk restoranlardan biriydi Alubali.. Los ışıklar, sakin ambiyans ve güzel bir akşam yemeği için tercih ettiğimiz yerlerdendi. Menüsü ağırlıklı olarak gürcü mutfağından oluşan restoranın dekorasyonu oldukça hoştu. Geniş bir salon içerisine yayılmış yuvarlak masalar, masaların üzerinde beyaz örtüler ve duvardaki objeler sizde gerçekten iyi gelecektir. Sizde eğer Tiflis’te romantik bir akşam yemeği yemek istiyorsanız burayı tercih edebilirsiniz. Adres: 6 Ekaladze St, Tbilisi, Georgia Lolita Akşam yemeği sonrasında arkadaşlarla buluşmak için gittiğimiz ve keşfettik Lolita’yı. İlk girişte size bir gece kulübü ile giriyormuş havası versede içerisi bir anda kafeye dönüşüyor. Açık bir bahçe etrafında açık bir mutfak, kırmızı loş ışıklar altındaki lolita ilk buluşma için iyi olabilir. Açıkçası biz orada biraz üşüdük. Açık alan olduğu için ısıtma sistemi biraz yetersiz gelse de içinizi ısıtıcak sıcak bir çikolata veya sıcak bir şarapla bu sorunu çözebilirsiniz. Adres: Chovelidze St. 7 Tiflis, Gürcistan Stamba Tiflis’te ikinci günün ilk sabahında karnımızı doyurmak için çaldık kapısını Stamba’nın. Şehrin tam merkezinde devasa bir bina üst katları otel alt katı ise kafeden oluşan Stamba hem otel müşterilerine hizmet veriyor, hem de dışarıdan gelen müşteri ağırıyor. Otel girişinde devasa büyüklükte ki bir kütüphane selamlıyor sizi önce, sonra kapılar cafe bölümüne açılıyor. Ve burası şehrin en güzel kafesi… Geniş oturma alanları, ferahlığı, sizi karşılayan barı ve mutfağıyla Tiflis’e hoşgeldiniz diyor sanki… Ayrıca unutmamak gerekir ki servis personelleri ilgisi ve alakası da çok özenli. Yani Tiflis’e gelirseniz muhakkak buraya yolunuzu düşürün. İster kahvaltıya isterseniz akşam yemeğine burada bir masa ayırın. Adres: Kostava st. 14 Stamba Hotel, Tiflis, Gürcistan. Fabrika Fabrikayı tek anlatmaya gerek yok aslında Tiflis’e giden gitmeyen hemen hemen herkesin aşına bir yer burası. Old Town bölgesinde yer alan fabrika adından da anlaşıldığı gibi önceden yani Sovyet döneminden kalma bir fabrikadan dönüştürülmüş. Üst katı otel ve hostel'den, alt katı ise kocaman bir kafeden oluşuyor. Bahçe kısmında ortak kullanım alanları, barları, grafiti ile süslü duvarları selamlıyor sizi… Tiflis‘e gelirseniz eğer burada kalmasınız bile fabrikaya uğrayıp bir kahve molası verin derim. Adres: 8 Egnate Ninoshvili St, Tiflis- Gürcistan Shavi Lomi Tiflis’te dekorasyonunu en sevdiğin restoran neresi diye sorarsanız eğer muhakkak Shavi Lomi derim. Gerçekten bir gürcü evinde olduğunuzu hissedeceksiniz rengarenk bir yer burası ayrıca yemekleri de muhteşem. Fabrikaya yürüme mesafesinde olan Shavi Lomi, Tiflis’in en iyi restoranlar listesinde. Burada yazmaya çok gerek yok fotoğraflar zaten her şeyi anlatıyor. Tiflis yolculuğumuzda muhakkak listenize eklenecek yerlerden biri burası. Adres: 28 Zurab Kvlividze St, Tiflis, Gürcistan Puri Guliani Üçüncü günün sabahında kahvaltı için düştük yollara, Old Town bölgesinin en iyi kahvaltı mekanına doğru… Saarbrucken köprüsünün yanıbaşında olan Puri Guliani… Girişinde sizi kocaman bir Patiseri karşılıyor. mis gibi kahve kokuları yayılıyor etrafa biz üs kata doğru çıktık muhteşem köprü manzarasına karşı sabah kahvaltımızı ettik. Keyifli anlar sonrasında hemen köprü üzerinde yer alan bit pazarına doğru yol aldık. Tiflis’te halinizle bit pazarı eğer listenizde ise öncesinde muhakkak buraya uğramızı tavsiye ederim. Maspindzelo Express Hiç listenizde olmayıpta keşfettiğiniz yer oldu mu? Diye soracak olursanız, tabii ki oldu! Maspindzelo Express onlardan biri akşam yemeği için rezervasyon yaptırdığımız Keto and Kote öncesinde aparatif bir şeyler içelim ne zaman geçirelim diye gezinirken karşımıza çıktı. İyi ki de çıktı dışardan bakıldığında kendinize Avrupa ülkesinde gibi hissettiğiniz bir girişe sahip olan mekanın içerisi de bir o kadar güzeldi. Duvarda minimal resimleri, biraz modern biraz eski dekorasyonuyla o göz kamaştırıyordu. Burada gürcü şarabından içip Gürcistan’ın meşhur mantısı olarak bildiğimiz khinkali’yi denedik. Şunu söyleyebilirim ki biz burayı tesadüfen keşfetmiş olsak da sizde muhakkak buraya uğrayın. Adres: 20 Giorgi Akhvlediani St Tiflis, Gürcistan Keto and Kote Tiflis adım attığımızda ilk gitmek istediğimiz restoranlardan biriydi Keto and Kote… Ama ne yazıkki biz Çatkapı girdiğimizden ve rezervasyon sistemi ile çalıştıklarından kapısından geri döndüğümüz yer olarak hafızamda hep kalacak. Neyse ki Tiflisteki son gecemiz için rezervasyon yapmayı başarmıştık. Ve son gecemizde buradaydık. Adını 1948’de Vakhtang Tabliashvili tarafından çekilen filmden alan restoran aynı zamanda bu filme de ev sahipliği yapmış. içeriye adım attığınız anda bir anda bükleniyorsunuz, devasa avizeler, şamdanlar ve mumlarla aydınlatılan ortam sanki bir şato daymışsınız gibi hissetmenizi sağlıyor. Özenli servis personelleri, yemekleri ve atmosferi ile Keto and Kote aklinizi başınızdan alacak. Muhakkak listenize ekleyin. Adres: Gamsakhurdia Ave 27, Tiflis, Gürcistan Ch’ika Şöyle bir yerde kahve içiyim ya da hızlı bir kahvaltı edeyim, hem de yolu üstünde olsun diyorsanız muhakkak burayı kaydedin. Tiflis’te ana cadde üzerinde küçük şirin bir kahve dükkanı.. İçerisinde sağlıklı ürünler, lezzeti yumurtalar ve kocaman fincanda kahveleriyle sizi bekliyor olacak. Biz İstanbul’a dönüş yolunda keşfettiğimiz Ch’ika da belki de siz daha uzun vakit geçirebilirsiniz. Adres: Merab Kostava St. Tiflis, Gürcistan

  • Zagreb Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler, Ne Yenir ve Rota Planı

    Avrupa seyahat planı yaparken genellikle rotalar İtalya, Fransa veya İspanya’ya çevrilir. Ancak YouTube kanalımdaki Zagreb Vlog’umda da gördüğünüz gibi, Hırvatistan’ın başkenti Zagreb, "beklentimin çok üzerinde çıkan şehirler" listesinde zirveye yerleşti. Viyana’nın asil mimarisiyle Balkanların samimi ruhunu harmanlayan bu şehir; yürünebilir sokakları, şaşırtıcı müzeleri ve damak çatlatan lezzetleriyle tam bir hafta sonu kaçamağı rotası. Vlogda izlediğiniz o keyifli anları, teknik detaylar, bütçe notları ve güncel ipuçlarıyla birleştirerek bu kapsamlı Zagreb Gezi Rehberi'ni hazırladım. Hazırsanız, kahvenizi alın; Zagreb sokaklarını arşınlamaya başlıyoruz! Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler, Bavulu hazırlamadan önce seyahatinizi kolaylaştıracak şu kritik bilgileri not edin: Vize Durumu: Hırvatistan, Schengen bölgesine resmi olarak dahil oldu. Yani giriş için geçerli bir Schengen Vizesi şart. Para Birimi (Önemli!): Hırvatistan artık Euro (€) kullanıyor. (Eski bloglarda gördüğünüz "Kuna" bilgisine aldanmayın). İdeal Süre: Şehri sindirerek gezmek için minumum 2 gün kesinlikle yeterli. Ulaşım: İstanbul’dan yaklaşık 2 saatlik bir uçuşla Zagreb'e varıyorsunuz. Havalimanından şehir merkezine (Otobüs Terminali) shuttle otobüsleri ile 30 dakikada ulaşabilirsiniz. Zagreb Gezilecek Yerler: Adım Adım Şehir Turu Zagreb coğrafi olarak iki ana bölgeye ayrılır: Tarihi yapıların ve huzurun adresi Gornji Grad (Yukarı Şehir) ve modern yaşamın aktığı Donji Grad (Aşağı Şehir). Vlogda izlediğiniz o rotayı aşağıda sırasıyla listeliyorum. 1. Ban Jelačić Meydanı Şehrin kalbi burası. Mavi tramvayların kesişim noktası ve yerel halkın buluşma yeri. Şehre ilk "merhaba"yı burada diyebilir, etrafındaki Avusturya-Macaristan mimarisini inceleyebilirsiniz. 2. Dolac Pazarı (Şehrin Midesi) Sabah erken saatlerde gitmenizi şiddetle öneririm. Kırmızı şemsiyeleriyle ünlü bu açık hava pazarında, yerel teyzelerin (Kumica) sattığı taze meyve, sebze ve peynirlerin tadına bakabilirsiniz. Vlogda yediğim o taze meyvelerin kaynağı tam olarak burasıydı! [Görsel Ekle: Dolac Pazarındaki kırmızı şemsiyeler veya meyve tezgahları. Alt Metin: Zagreb Dolac pazarı ve kırmızı şemsiyeler] 3. Tkalčićeva Caddesi Burası eskiden şehrin içinden geçen bir dereymiş, şimdiyse Zagreb gece hayatı ve kafe kültürünün merkezi. Renkli evleri, yan yana dizilmiş kafeleriyle günün her saati cıvıl cıvıl. Yorulduğunuz an burada bir mola verip gelen geçeni izlemek, Zagreb ruhunu anlamak için en iyi aktivite. 4. St. Mark Kilisesi (Crkva sv. Marka) Zagreb denince akla gelen o meşhur kare! Çatısındaki renkli mozaiklerle işlenmiş Hırvatistan, Dalmaçya ve Slavonya armalarıyla büyüleyici bir yapı. Yukarı Şehir (Gornji Grad) sokaklarında yürürken karşınıza çıktığında fotoğraf çekilmeden geçmek imkansız. 5. Kırık Kalpler Müzesi (Museum of Broken Relationships) Burası "bir müze ne kadar etkileyici olabilir?" sorusunun cevabı. İnsanların biten ilişkilerinden geriye kalan eşyaları bağışladığı ve o eşyanın hikayesini yazdığı, dünyanın en özgün müzelerinden biri. Kimi hikaye sizi güldürürken, kimi boğazınızı düğümlüyor. (Vlogda favori hikayemden bahsetmiştim, detaylar videoda!) 6. Lotrščak Kulesi ve O Meşhur Top Atışı Vlogda korktuğum o anı hatırlarsınız! 😄 Her gün tam öğlen saat 12:00’de Grič Topu ateşleniyor. Bu gelenek 100 yılı aşkın süredir devam ediyor. Kuleye çıkıp şehri 360 derece izlemek de mümkün. 7. Dünyanın En Kısa Füniküleri Aşağı şehir ile yukarı şehri birbirine bağlayan bu mavi füniküler, sadece 66 metre uzunluğunda ve yolculuk 64 saniye sürüyor. "Yürürüm" demeyin, bu nostaljik deneyimi mutlaka yaşayın. Zagreb Yeme İçme Rehberi: Ne Yenir? Zagreb mutfağı, Orta Avrupa ve Akdeniz esintileri taşıyor. Fiyatlar ise diğer Avrupa başkentlerine göre daha makul. Štrukli: Listenin başında bu var. Yufka, taze peynir ve kremanın fırınlanmış hali. Lazanyaya benziyor ama çok daha yumuşak. Bu işin en iyi adresi kesinlikle La Štruk. Cevapi (Cevapcici): Balkanların meşhur köftesi. Porsiyonlar genelde devasa, yanında soğan ve Ajvar sosuyla geliyor. Kahve Kültürü (Špica): Zagreb’de kahve içmek bir ritüeldir. Özellikle Cumartesi sabahları yerel halk en şık kıyafetlerini giyip Tkalčićeva’da kahve içer. Quahwa veya Cogito gibi 3. dalga kahvecileri deneyin. Konaklama ve Ulaşım İpuçları Nerede Kalınır? Zagreb oldukça kompakt bir şehir. Toplu taşımaya neredeyse hiç ihtiyacınız yok. Ban Jelačić Meydanı'na yürüme mesafesindeki (Tkalčićeva civarı çok keyifli) herhangi bir Airbnb veya otel işinizi görecektir. İnternet ve İletişim: Türkiye hatlarınız burada yüksek ücretli olabilir. Gitmeden önce bir E-Sim paketi almanız veya oradan yerel bir hat (T-Hrvatski Telekom vb.) edinmeniz hayat kurtarır. Google Maps, bu şehirde en iyi dostunuz olacak. Son Söz Zagreb; gri binalar beklerken, sokak sanatıyla yaşayan, kahve kokan ve her köşesinde bir hikaye fısıldayan bir şehir olarak beni şaşırttı. 2 günlük, bütçe dostu ve vizesi olanlar için harika bir rota. Şehri benim gözümden, tüm samimiyetiyle ve komik anlarıyla izlemek isterseniz vlogu hemen aşağıya bırakıyorum. İzledikten sonra kanala abone olmayı unutmayın! Zagreb Vlogunu İzle: Yedik, İçtik, Çok Gezdik!

  • Ljubljana: Ejderhaların ve Masalların Şehri Gezi Rehberi

    Bu Şehirde Ejderhalar Var! Ljubljana Gezisi Ljubljana… Ejderha heykelleriyle dolu bir şehir düşünün. Öyle ki, her köşe başında sanki Game of Thrones setindeymişsiniz gibi! 🐉 Köprüsünden geçerken bile ejderhalar size göz kırpıyor gibi oluyor. Ve evet, ben de köprünün ortasında “acaba kanat çırpsam uçar mıyım?” diye düşündüm. 🙃 Şaka bir yana, Ljubljana  gerçekten de büyüleyici bir şehir. Hem romantik hem de masalsı bir havası var. İşte bu yazıda size Slovenya ’nın gizli başkentinin gerçek hikayesini, tarihini ve mutlaka görmeniz gereken yerlerini anlatacağım. Bu aynı zamanda sizin için harika bir Ljubljana seyahat  rehberi olacak. Ljubljana’nın Gerçek Hikayesi Slovenya ’nın başkenti Ljubljana , tarih boyunca Roma’dan Habsburglar’a kadar birçok kültürün izini taşımış. Eski adı “Emona” olan şehir, Orta Çağ’dan kalma sokakları, barok mimarisi ve nehriyle Avrupa’nın gizli kalmış incilerinden biri. Üstelik burada arkeologlar, dünyanın en eski tahta tekerleğini  bulmuşlar! Ejderha efsanesi ise Yunan kahramanı Jason ve Argonotlar’a kadar uzanıyor, bu yüzden şehir ‘Ejderhalar Şehri’ olarak biliniyor. Pembe Kilise ve Şehrin Atan Kalbi Şehrin kalbinin attığı yer Preseren Meydanı 'ydı. Burada ilk gözüme çarpan pembe rengiyle adeta bir pastayı andıran Franciscan Kilisesi  oldu. Meydan, gün boyu müzisyenlerle, insanların keyifli sohbetleriyle o kadar canlıydı ki, Ljubljana ’nın ruhunu en derinden burada hissettim. Üçlü Köprü (Tromostovje) de buradan nehre bağlanarak çok fotojenik bir manzara yaratıyor. Ljubljana Kalesi Tarih, Manzara ve Gizli Sanat Ljubljana gezilecek yerler  listenizin en başında mutlaka kale olmalı. Şehri tepeden gören bu Ljubljana Kalesi , adeta bir zaman makinesi gibi. Yüzyıllar boyunca şehri korumuş, hatta bir dönem hapishane olarak bile kullanılmış. Kaleden, tüm şehir avucunuzun içinde gibiydi; kırmızı çatılı evler ve nehrin kıvrımları nefes kesiciydi. Ama kale sadece bir manzara noktası değil. İçinde beni en çok etkileyen sürpriz, Kukla Müzesi  oldu. Slovenya’da çok önemli bir sanat olan kuklacılık kültürünü burada anladım. Adeta kalenin duvarları içinde gizlenmiş rengarenk bir sanat hazinesi gibiydi. Slovenya Mutfağı Ljubljana ’da Orta Avrupa ve Akdeniz mutfaklarının karışımını bulabilirsiniz. Özellikle şunları denemeden dönmeyin: Štruklji  (hamur ruloları) Kranjska klobasa  (Sloven sosisi) Tatlı olarak Potica  (cevizli rulo) Bled Gölü Ljubljana Masalsı Final: Bled Gölü Ljubljana ’ya gelmişken, sadece 45 dakikalık mesafedeki Bled Gölü ’nü görmeden dönmek olmazdı. Masmavi suların ortasındaki küçük ada ve adanın üzerindeki kilise, adeta bir kartpostal manzarası sunuyor. Gölün çevresinde yürüyüş yapmak insana müthiş bir huzur veriyor. Bu gezi nin asıl zirvesi ise Bled Kalesi ’ne tırmanış oldu. Buradan hem gölün hem de Alpler’in manzarası tek kelimeyle nefes kesiciydi. Bu rüya gibi Avrupa seyahati ni, Bled'in meşhur tatlısı kremna rezina  ile sonlandırdık. Vanilya kreması ve çıtır hamuruyla gerçekten tüm yorgunluğuma değdi. En İdeal Zamanlar Slovenya  seyahatiniz için en güzel zamanlar ilkbahar (Nisan–Mayıs) ve sonbahar (Eylül–Ekim). Yazın şehir festivallerle dolu, kışın ise masalsı bir kar manzarası var. Nasıl Gidilir? İstanbul’dan Ljubljana ’ya direkt uçuş var. Yaklaşık 2 saat sürüyor. Alternatif olarak Zagreb  üzerinden tren ya da otobüsle geçmek de mümkün. Bu şekilde birden fazla Avrupa şehri ni gezebilirsiniz. Slovenya maceranızın devamı için, sakinliğin ve huzurun şehrini keşfettiğim Sakinliğin Kıyısında Bir Masal Şehri: Slovenya - Novo Mesto Gezi Rehberi  yazıma da göz atabilirsiniz. Yolculuklarıma eşlik etmek ve daha fazla içerik görmek için beni Instagram'da takip etmeyi unutmayın: @onurollstyle .

  • Barselona Gezilecek Yerler ve Gezi Önerileri

    Barseolana Gezisi: Barselona'da 4 gün! Merhaba sevgili dostlar! Bir süredir buralarda yokum baya gezdim yepyeni rotalara yol adım ve gezilerimden geriye kalan güzel anıları burada sizinle paylaşmanın zamanı geldi! Barselona seyahatimi sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Bu şehir, öyle büyülü ki, sokaklarında gezinirken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Barselona'da yapmanız, görmeniz ve tatmanız gerekenler: Şehre varır varmaz hızlıca otelime yerleşiyorum bu o kadar ani oldu ki çünkü hiç bir anı kaçırmak istemiyorum burada geçen her dakikanın tadına bakmak istiyorum. Şansımıza tuttuğum odanın ufak bir mutfağı vardı ve bunun için hem Barselona'yı hızlıca gezmek hem de dolabımı doldurmak için koştum bir süpermarket'e.. Aldıklarımı odaya bıraktıktan sonra kısa bir hazırlanma sonrasında düşürdüm yolumu burada en yapılması gereken şeyi yapıyorum tapas turuna çıkıyorum. Akşam için adresimiz belli! Güzel bir kokteyl içmek için burada bulunan meşhur borsa bar olan Down Jones'a gidiyorum! Keyifle fiyatı düşen cosmopolitan içiyorum ve hafif atıştırmalıklar için Casa Alfonso Restoranda buluyorum kendimi burası hakikatten gittiğim en özel yerlerden biriydi.. Barselona'da birinci günü böyle bitirdim. gün planımda Park Guell var sonrasında şehrin değişik noktalarını gezeceğim. Evet Barselona'da 2. gün keyifli bir şekilde başladı yol yorgunluğumu atıp erkenden düştük Park Guell için yollara.. Park Güell , Gaudí'nin doğa ile insan yaratıcılığının uyumunu sergilediği bir açık hava müzesiydi resmen. Eusebi Güell'in orijinal bir ev projesi olarak başlatılan bu park, şimdi bir UNESCO Dünya Mirası alanı. Parkın içindeki renkli mozaikler, Gaudí'nin mimari ve peyzaj tasarımındaki yenilikçi yaklaşımını yansıtıyor. Parkın en ünlü bölümleri arasında dalgalı kıvrımlı banklar, 86 sütunlu salon ve kertenkele heykeli bulunuyor burada büyülenmemek inanın elde değil! Park Güell'de uzunca bir vakit geçirdikten sonra şehri şöyle bir gezmeye karar veriyorum ve yolda gözüme çarpan yerlerde bir içki molası veriyorum. Altta fotoğraflarda kadrajıma takılan fotoğrafları görebilirsiniz' Gerçekten Barselona görülmesi gereken yerlerden biri olduğuna karar veriyorum! her detay öyle güzel ki.. Akşam ise planın en hareketli caddede yer alan bir barda buluyorum kendimi.. Günler burada harika geçiyor ne çabuk 3. güne geldik? Bugünkü planımız arasında o meşhur Churros'u tam yerinde deneyimlemek var! Erkenden düştüm yollara elimde harita ile şehrin en iyi Churros yapan yerini bulmak için... Tabii ki buluyorum işte Barselona'da en lezzetli Churros'un adresi Xurreria! Şöyle ağzımı da tatlandırdığıma göre şimdi sıra burada görmemiz gereken en önemli yerlerden bir olan Sagrada Familia! Gaudí'nin en ünlü ve muhtemelen en ihtişamlı eseri. İnşası 1882'de başlayan ve hala devam eden bu büyük basilika, Gaudí'nin inanç, doğa ve sanat anlayışının bir ifadesi. Yapının içindeki ışık oyunları, doğadaki organik formlardan esinlenen mimari detaylar ve henüz tamamlanmamış olmasına rağmen her köşesinde hissettiğiniz ruhsal derinlik, Sagrada Familia'yı ziyaret etmenin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Bir hatırlatma biletlerinizi önceden almanızı öneriyorum. Bu akşamın başka bir Sürprizi ise Flamenko , İspanya'nın ateşli ruhunu yansıtan dansı görmeden ülkeye dönme niyetinde değildim ve öyle de oldu! Barselona gece hayatı  içinde, Plaça Reial'de Tarantos'ta yaşayacağınız flamenko gecesi, sizi dansın ve müziğin büyüsüyle sarıp sarmalıyor,bu dans sadece bir görsel şölen değil, duygusal bir yolculuk adeta! Son Barselona günümde o meşhur pazara düşürüyorum yolumu Mercat Santa Catarina'ya.. orada güzel bir vakit geçirdikten sonra sahil kısmına hareket ediyorum. Hem bu tarafları da keşfedeyim hem de şehrin en meşhur restoranında Paella ve Sangria keyfi ile Barselona gezime son vermem gerekiyor. Barselona gezisi, barseolana gezilecek yerler Barselona, İspanya'nın en göz alıcı şehirlerinden biri olarak hem tarih hem de modern yaşamın eşsiz bir karışımını sunar. Ziyaret izniniz boyunca yapmadan gitmemeniz gereken aktiviteleri, gezilecek yerleri ve yerel deneyimlerimi derledim. Gaudí'nin Eserlerini Keşfedin La Rambla'da Yürüyüş Yapın Gotik Mahalleyi Keşfedin Tapas Turu: Lezzet Dolu Bir Deneyim Flamenko Gecesi Barselona, benim için sadece bir şehir değil, adeta bir kültür hazinesi! Gezdim, gördüm ve her anın tadını çıkardım. Bu yazımda, Barselona’da yapmadan asla gitmemeniz gereken şeyleri paylaşmak istiyorum. Bu harika şehri keşfe çıkarken yanınıza almayı unutmamanız gereken birkaç önemli noktayı derledim. 1. Gaudí'nin Eserlerini Keşfedin Öncelikle, Gaudí’nin etkileyici eserleriyle karşılaşmadan Barselona’dan çıkmanız imkansız! Sagrada Familia ’yı ziyaret etmek, benim için bu seyahatin en unutulmaz anlarından biriydi. Yüksek kuleleri ve detaylı yapısı ile hayran kalmamak elde değil. Biletlerinizi önceden almayı unutmayın; bu sayede uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalmazsınız. Park Güell , sizi renkli mozaikleri ve ilginç yapılarıyla büyüleyecek. Buradaki yürüyüşüm, şehrin keyfini çıkarmak için harika bir fırsat oldu. Casa Batlló  ve Casa Milà  gibi diğer Gaudí yapılarını keşfetmek de kesinlikle göz ardı etmemeniz gereken bir deneyim. 2. La Rambla'da Yürüyüş Yapın La Rambla, Barselona’nın kalbinde bir yürüyüş caddesi. Burada dolaşırken, sokak sanatçılarına rastlamak çok keyifli. Mercat de Sant Josep de la Boqueria  Pazarı, muhteşem renkleri ve taze gıdaları ile adeta bir şölen! Taze meyve suyu içerken, yerel ürünlerin tadına bakmayı ihmal etmeyin. 3. Gotik Mahalleyi Keşfedin Gotik Mahalle'yi keşfederken, kendimi adeta bir zamanda yolculuk yapıyormuş gibi hissettim. Dar sokaklar, tarihi yapılar ve sıcacık atmosferiyle dolup taşıyor. Barcelona Katedrali ’ni mutlaka görün; büyüleyici mimarisi göz alıcı. Picasso Müzesi de bir diğer durak olarak ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. 4. Plajda Dinlenin Sıcak güneşin tadını çıkarmak için Barceloneta Plajı ’na gitmeyi unutmamalısınız. Tekneden düşüyorum diye korkmayın; burada hem dinlenip hem de denize girmek harika bir tercih. Plaj çevresindeki restoranlarda yerel lezzetlerin tadına bakabilir, serinletici bir içecekle kendinize ödül verebilirsiniz. 5. Tapas Turu: Lezzet Dolu Bir Deneyim Barselona'da yemek yemek, bir seyahatin en keyifli kısmı! Benim en sevdiğim deneyimlerden biri, çeşitli tapas barlarında dolaşarak lezzetlerin tadını çıkarmaktı. Patatas bravas  ve jamón ibérico  gibi ikonik tapasları tadarken, yerel halkla sohbet etme fırsatı buldum. Her lokma, İspanyol kültürünün bir parçası gibi geliyor! Bir diğer favorim ise churros ! Sıcak çikolata ile birlikte servis edilen bu tatlı, günün her saati harika bir atıştırmalık. Kendinizi şımartmak istediğinizde mutlaka deneyin! 6. Flamenko Gecesi Flamenko'nun tutkulu dansını izlemek için Plaça Reial'de Tarantos'ta  yaşayacağınız flamenko gecesi , seyahatimin en güzel anlarından biriydi. Göz alıcı kıyafetler, enerjik ritimler ve akşam yemeğinin eşliğinde bu deneyimi yaşamak, unutulmaz kıldı. Flamenko'nun büyüsünü hissetmek kesinlikle gerekli, bu yüzden rezervasyon yaptırmayı unutmayın.

  • Sakinliğin Kıyısında Bir Masal Şehri: Novo Mesto Gezi Rehberi

    Slovenya’yı anlatırken akla ilk gelen yerler genellikle Ljubljana, Bled Gölü ya da Postojna Mağarası olur. Fakat ülkenin güneydoğusunda, Krka Nehri kıyısında sessiz sedasız bir şehir vardır ki, ona vardığınızda zamanın akışına başka bir ritim eşlik eder: Novo Mesto. Burası turistik haritalarda çok yer kaplamaz, ama kalpte fazlasıyla iz bırakır. Tarihi, doğası ve sadeliğiyle Slovenya’nın keşfedilmeyi bekleyen hazinelerinden biridir. Novo Mesto, kalabalıklardan uzak bir yolculuk isteyenler için adeta bir içsel seyahat kapısıdır. Novo Mesto Novo Mesto Nerede? Nasıl Bir Yer? Novo Mesto, Slovenya’nın Dolenjska bölgesinde, başkent Ljubljana’nın yaklaşık 70 kilometre güneydoğusunda yer alır. 1365 yılında Habsburg arşidükü IV. Rudolf tarafından kurulmuş olan şehir, yüzyıllar boyunca hem bölgesel bir merkez olmuş hem de kültürel kimliğini koruyabilmiş. Krka Nehri’nin kıvrımlarına yaslanmış olan şehir, yeşilin ve mavinin birbirine karıştığı, huzurun mekâna dönüştüğü bir yer izlenimi verir. Bu yönüyle Slovenya’nın kalabalık şehirlerinden oldukça farklı bir deneyim sunar. Novo Mesto’nun diğer şehirlerden farkı, sessizliği ve sadeliği bir avantaja dönüştürmesidir. Şehri Özel Kılan Ne? Novo Mesto’yu ilk bakışta küçük ve sıradan bir kasaba sanmak kolaydır. Ancak sokaklarına adım attığınızda, şehir yavaş yavaş karakterini göstermeye başlar. Renkli cepheli evler, dar taş sokaklar, tarihî meydanlar ve her şeyin merkezinden usulca geçen Krka Nehri… Burada her şey kendi ritminde ilerler. Aceleye, koşuşturmaya yer yoktur. Şehrin büyüsü tam da bu yavaşlıkta ve sadelikte saklıdır. Her köşe başı, geçmişten bugüne uzanan sessiz bir anlatıdır. Modernizmin hızı henüz buraya uğramamış gibidir. St. Nicholas Katedrali: Sessiz Bir Anıt Novo Mesto’nun siluetinde hemen fark edilen yapı, şehrin en önemli simgelerinden biri olan St. Nicholas Katedrali’dir. 15. yüzyıldan kalma bu yapı, barok mimarinin zarif örneklerinden biri olarak Krka Nehri’ne ve çevredeki bağlara yukarıdan bakar. Katedrale çıkan yollar boyunca hissedilen sessizlik, yapının içindeki dinginlikle birleşir. İçeri girdiğinizde, taş duvarların ve vitray camların arasında geçmişle baş başa kalırsınız. Burada birkaç dakikalığına oturmak, şehirdeki yolculuğunuzu anlamlandırmak için ideal bir duraktır. Krka Nehri ve Şehrin Ruhu Krka Nehri, Novo Mesto’nun sadece coğrafi değil, aynı zamanda duygusal merkezidir. Şehrin sokaklarında yürürken nehir bir süre kaybolur gibi olur, ama hemen ardından tekrar karşınıza çıkar. Bu döngüde bir tür ritim vardır. Krka, şehirle birlikte nefes alıp verir. Kıyısında oturmak, suyun yüzeyinde dans eden yansımaları izlemek, doğanın bir parçası olmak gibidir. Gürültüden uzaklaştıkça şehir insanı içine çeker, sessizliğiyle sarmalar. Novo Mesto, modern yaşamın yüksek temposundan çıkıp kendine dönmek isteyenlere güçlü bir davet sunar. Yerel Tatlar ve Kültürel Zenginlik Novo Mesto, gastronomi açısından da kendine özgü lezzetler sunar. Şehir özellikle Cviček isimli hafif ve düşük alkollü şarabıyla tanınır. Asidik yapısı ve meyvemsi aromasıyla farklı damaklara hitap eden bu şarap, yalnızca Dolenjska bölgesinde üretilir ve Slovenya’nın ulusal içkilerinden biri kabul edilir. Şehrin etrafı üzüm bağlarıyla çevrilidir. Bu bağlarda üretilen yerel beyaz şaraplar ve ev yapımı likörler özellikle yöresel pazar yerlerinde bulunabilir. Bal üretimi bölgede oldukça yaygındır; doğal, katkısız ve aromatik ballar yerel kültürün önemli bir parçasıdır. Ayrıca bölge, bisiklet rotaları, doğa yürüyüşleri ve termal oteller açısından da zengindir. Şehrin biraz dışına çıktığınızda, kendinizi yemyeşil ormanların ve sessiz göletlerin arasında bulabilirsiniz. Novo Mesto’ya Ne Zaman Gidilir? Bu masalsı şehir, dört mevsim farklı yüzlerini sergilese de en canlı zamanlarını ilkbahar (Mayıs-Haziran) ve sonbahar (Eylül-Ekim) aylarında yaşar. Bu dönemlerde nehir kıyısı yemyeşil bir hal alır, üzüm bağları uyanır ve doğa kendini cömertçe sergiler. Ulaşım açısından da oldukça avantajlı bir konumdadır. Ljubljana’dan trenle 1,5 saat, arabayla 1 saat süren bir yolculukla ulaşabilirsiniz. Zagreb’ten ise arabayla yalnızca 45 dakika uzaklıktadır. Günübirlik geziler için de son derece uygundur. Neden Novo Mesto? Novo Mesto’ya gitmek, sadece bir şehir görmek değil, bir ruh hâline geçmek gibidir. Burada zaman daha yavaş akar. İnsan, şehirle birlikte yürümeyi, doğayla birlikte durmayı öğrenir. Gürültüden uzaklaştıkça sesinizin içini duyarsınız. Bir seyahatten beklentiniz sadece fotoğraf kareleri değil de, anlamlı bir duruş, sade bir nefes ve kalıcı bir huzur ise Novo Mesto sizin için doğru adres olabilir.

  • Atina'da 4 Gün: Yeme İçme, Akropolis, Tarih ve Keşfedilmesi Gereken Yerler

    Gene düştük yollara, gene Atina'ya geldim. Bu büyülü şehirdeki maceramıza başlamadan önce, buradaki evimize bayıldık ve hızla odalarımıza yerleştik. İlk durağımız ise 1909 yılından bugüne kadar kendi ouzo, brandy ve likörlerini yapan ve Atina'nın en ünlü, instagramda çokça paylaşılan yeri olan Brettos oldu. Atmosferi ve lezzetli içkileriyle bizi büyüledi. Ardından Akropolis'in hemen altındaki Elaia Restaurant'a geçtik ve bu muhteşem manzarada akşam yemeği yedik. Atina'da ikinci günümüz plajda başladı! Sadece 10 dakika uzaklıktaki Edem Beach'e gidip, dalgalarla boğuştuk ve denizden taşlar topladık. Akşam yemeği için ise Plaka bölgesindeki geleneksel Taverna Ta'ya uğradık ve lezzetli Yunan yemeklerinin tadını çıkardık. Üçüncü günümüz oldukça yoğundu. İlk durağımız, Atina'nın en sevdiğim kokteyl barlarından biri olan Boo Kokteyl Bar'dı. Buranın bohem atmosferine bayıldık. Akropolis'i ziyaret etmek de vazgeçilmezdi. Daracık yolları tepeleri aşıp buraya ulaştık. Giriş ücreti 20€ olabilir, ama bu deneyimi yaşamadan Atina'yı gezilmiş saymamalı! Akropolis sonrası akşam yemeği için Fine Mess'e gittik. Bu restoran, muhteşem bir konumda ve yemekleri hem lezzetli hem de uygun fiyatlı. Son olarak, günü muhteşem bir teras olan Ciel'de tamamladık. Burada servis personeli çok ilgiliydi ve manzara harikaydı. Atina'da geçirdiğimiz bu güzel günü burada noktaladık. Dördüncü günümüz, alışverişle başladı. Hediyelik eşyalar satan dükkanları gezdik ve hatıra alışverişi yaptık. Öğle molası için sürekli önünden geçtiğimiz ve oturmak istediğimiz Kosmikon Restaurant'a uğradık. Yemek sonrası keşfe devam ederek, şirin bir kafe olan Style Cafe'de mola verdik. Ve sonunda, bu özel gün Funda'nın doğum günüydü! Akşam yemeği için rezervasyon yaptırdığımız yer ise The Spid Restaurant oldu. Burada lezzetli yemeklerin tadını çıkardık ve Funda'nın özel gününü coşkuyla kutladık. Atina'da geçirdiğimiz bu 4 gün, tarihle dolu harika bir şekilde bir araya getiren bu büyülü şehri keşfetmek için mükemmel bir zaman dilimiydi. Yeni maceralara ve keşiflere yelken açarken, Atina'nın güzellikleri hafızalarımızda daima yaşayacak. Atina'nın Taç Taşı: Akropolis Atina'ya adım attığınızda, bu büyülü şehrin simgesi ve tarihi zenginliğinin odak noktası olan Akropolis'i ziyaret etmek kaçınılmazdır. Bu antik anıt kompleksi, Yunan tarihinin ve kültürünün bir yansımasıdır ve sizi büyülemeye hazırdır. Akropolis Hakkında Bilgi Akropolis, Yunanca'da "yüksek şehir" anlamına gelir ve şehir merkezinden yüksek bir tepe üzerinde yer alır. Bu tarihi kompleks, bir dizi antik yapının yanı sıra Parthenon Tapınağı ile en çok tanınan yapıyı içerir. M.Ö. 5. yüzyılda inşa edilen Parthenon, Yunan mimarisinin bir şaheseri olarak kabul edilir ve ziyaretçileri büyüleyen bir yapıdır. Akropolis Nasıl Ziyaret Edilir? Akropolis, Atina'nın merkezine yürüme mesafesindedir ve bu nedenle şehri ziyaret edenler için kolayca ulaşılabilir. Giriş ücreti yaklaşık 20€'dur ve manzaranın ve tarihin tadını çıkarmak için bu fiyatı kesinlikle hak eder. Özellikle sabah erken saatler veya akşamüzeri ziyaret etmek, kalabalığı azaltabilir ve daha özel bir deneyim sunabilir. Parthenon: Antik Yunan'ın İncisi Parthenon, Akropolis'in en göz alıcı yapısıdır. M.Ö. 5. yüzyılda Athena'nın onuruna inşa edilen bu tapınak, zarif sütunları, detaylı frizleri ve tarihi önemi ile büyüleyicidir. Tapınağın içinde, antik Yunan mitolojisinin hikayelerini anlatan kabartmaları inceleyebilirsiniz. Manzara ve Atmosfer Akropolis'in tepesine çıktığınızda, Atina'nın muhteşem manzarasını görmek sizi büyüleyecek. Şehir ve çevresindeki dağlar tüm ihtişamıyla gözlerinizin önünde açılacak. Ayrıca, tarihi kalıntılar arasında dolaşırken, antik Yunan'ın büyülü atmosferini hissedeceksiniz. Akropolis, Atina'nın tarihi ve kültürel mirasının bir simgesidir. Bu muhteşem antik kompleks, sadece Yunanistan'ın değil, dünya tarih ve sanatının bir parçasıdır. Atina'yı ziyaret ettiğinizde, Akropolis'i görmek, unutulmaz bir deneyim olacak ve size bu büyülü şehri daha derinlemesine keşfetme isteği verecektir. Bu büyülü yolculukta Akropolis ile Atina'nın kalbini keşfedin ve bu antik şehrin büyüsüne kapılın. Atina'da keyifli bir gezi planı yapmak istiyorsanız, işte bazı öneriler: 1. Plaka: Atina'nın tarihi Plaka semti, dar sokakları, geleneksel Yunan restoranları ve dükkanlarıyla ünlüdür. Burada yürüyüş yapabilir, yerel lezzetleri deneyebilirsiniz. 2. Akropolis: Antik Yunan'ın sembolü olan Akropolis'i ziyaret etmek unutulmaz bir deneyim olacaktır. Parthenon tapınağı ve diğer tarihi kalıntıları görmek için zaman ayırın. 3. Eden Beach: Atina'nın güzel plajlarından biri olan Eden Beach, dinlenmek ve denizin tadını çıkarmak için mükemmel bir yerdir. 4. Cafeler: Atina'nın çeşitli kafe ve kahvehanelerinde yerel kahve ve tatlıları deneyebilirsiniz. Özellikle Monastiraki veya Psiri bölgelerinde bir kafe bulabilirsiniz. 5. Tavernalar: Yunan mutfağının tadını çıkarmak için tavernaları deneyin. Souvlaki, moussaka, ve deniz ürünleri gibi geleneksel lezzetleri tatmak için bir tavernalarda öğle veya akşam yemeği rezervasyonu yapabilirsiniz. Daha fazlasını izlemek isterseniz 4 günlük atina seyahatim Youtube da! Unutmayın ki Atina'da keyifli bir gezi için zamanınızı iyi planlayın ve bu önerileri kişisel ilgi ve tercihlerinize göre özelleştirin. İyi bir seyahat dilerim!

  • Merhaba Berlin, Merhaba 45

    Herkese uzun zaman sonrasında hem yeni yaşımdan hem de yeni blog yazımdan merhaba! Başlığın size aslında her şeyi anlattığını düşünmekteyim. Evet; Artık büyüdük büyüdük ve 45 yaşına geldik. Yıllar ne hızla geçir yor değil mi? inanın ben de şaşkınım. Her neyse hemen konuya gireyim. 30 Mayıs'ta yeni yaşımı kutlamak için Berlin'deydim ve bunu uzun süre ara verdiğim blog yazısında sizinle paylaşmak ve bu sürece kadar olan diğer rotaların da bu blog sayfasında yer alacağını bildirmek istedim. Yıllar evvel 2 kez daha gittiğim Berlin'de bu sefer canım arkadaşım Frenchos ile yol aldık 2 günlük tatilimizde çok fazla turist gibi değil de sanki oralıymış gibi takıldık... Yani; oradan oraya şuraya da gidelim, yok buraya da gidelim demedik pek! Konakladığımız yer Mitte bölgesinde olduğumuz içinde epeyce şanslıydık çünkü her şey avucumuzun içindeydi zaten. Hem yeni yeni yerler keşfettik hem uzun süredir görmediğim dostlarımla buluşup güzel vakitler geçirdik. Tabii ki bu yazımda sadece bunlara yer vermeyeceğim! Gittiğimiz, gördüğümüz güzel yerleri de sizin toparlayıp bir kaç fotoğrafla süsleyeceğim. Hadi o zaman başlayalım! Berlin'de Yapmanız Gereken 5 Öneri! 1 Nehir Kenarında Dom’a yakın Strandbar’da içkininizi yudumlayın. Ayrıca akşam ışıkları altında harikadır. 2 Katz Orange Buranın mimarisi ve bahçesi şahane! özellikle rezervasyon yapmanızı tavsiye ederim. Mekan saat 18:00’da açılıyor. 3 Tiergarten; Berlinde doğa ile başbaşa kalmak, biraz kürek çekmek ve lezzetli yemekleri bu manzaraya karşı yemek isterseniz listenizde olmalı! 4 Berlin’e gelmişken tam bir Berlin’li gibi neden olmayasınız? O halde hemen marketin yolunu tutun ve piknik için burada kendinize bir yer tutun. 5 Haus Schwarzenberg pasajında vakit geçirin. Ayrıca Anne Frank sergisine vaktiniz varsa uğrayın. Daha fazlası için beni instagram'da takip etmeyi unutmayın!

© 2026 by Onurollstyle.co. 

bottom of page