top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 8 Haz 2016
  • 1 dakikada okunur


onurollstyle

Alaçatı denince aklıma sonsuz mavi geliyor..

Bu kaçıncı Alaçatı çıkarmam bilmiyorum fakat her defasında bir o kadar daha heyecanlanıp keyif alıyorum orada olmakta.

Belki de maviye olan tutkum burada bütünleşip pekişiyor ve bambaşka bir beni anlatıyor. Daracık sokakları, kilidi olmayan misafirperver kapıları, insanı kendine getiren buz gibi denizi ve dahası…

Yaz geldi ve yazın gelmesiyle beraber Çeşme’nin en önemli plajları da teker teker açılmaya başladığı şu günlerde geçtiğimiz hafta bizde iyi bir ekip ile Madeo Beach‘in açılışını kutlamaya gittik. Son derece doğal bir plaj olan Madeo gerçekten insanı tam bir tatil moduna soktuğu kesin. 

Bu açılış sayesinde yeni yeni yerleri keşfederken eskilerin kapılarını da çalmakta buldum kendimi…

Dedim ya burası Alaçatı! 

Bir kere gelince dostluklar kuruyorsun en ala’sından. Aynen de öyle oldu!

Kaldığımız Leylak Otel ve o muhteşem sahiplerinin bizler için pervane olmaları mı dersiniz, geçen yıl kaldığım Sakin Ev‘in kahvesi mi dersiniz bilmiyorum ama bilmeyen anlamaz Ege’yi…

Bir de daha yeni keşfettiğim 275’in üzerinde şarabı bulunan ayrıca çok güzel bir bahçe’ye açılan restoranı ile hizmet veren Arven‘i mi ben bilemdedim. 

Buyrun o halde önce videoyu izleyin sonra çektiğim fotoğraflar arasında bu ruhu siz yaşayın.

Sevgiler, Onur



MADEO BEACH






ALAÇATI SOKAKLARI










 LEYLAK OTEL

,


SAKİN EV OTEL




ARVEN ALAÇATI


  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 20 Eki 2015
  • 2 dakikada okunur


Bir patatesin hikayesini nasıl anlatırsın deselerdi, inanın ki  buna güler geçerdim belkide..

Geçtiğimiz hafta Nevşehir’de yaşadığım deneyim sonucunda, patateslerinde hikayesi olduğunu kabullendim sonrasında ise bir patatesin ne kadar değerli olduğunu da…

Evet başta hikaye diye adlandırmış olduğum yazı aslında hayatın tam içinden ve hepimizin bildiği  %100 gerçek, lezzetli ve sırlarıyla dolu Mc Donald’s patatesleri! 

Her defasında kendi evimde aynı lezzeti yakalamak uğruna uğraşmış olduğum ama bir türlü aynısını yapamadığım o patateslerin sırrını sonunda çözmüş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. 

Bu sırrı çözmek için  ilk olarak İstanbul’dan Nevşehir’e uçuyorum ve burada bulunan bulunan Doğa Tohumculuk’a adım atıyorum. İçeriye öyle elimi kolumu sallayarak giremeyeceğimi öğrenince çok şaşırıyorum önce sonra anlıyorum tabii ki neden giremeyeceğimi… 

Her neyse! Önlük, bone ve özellikle ellerim dezenfekte edildikten sonra sırasıyla açılan kapılar ardında gördüğüm ise son derece şoka uğratıyor beni…

Tamamen deneysel tüpler içerisinde ufacık, minik henüz yeni yeni kök salmış filizler ilk gördüğüm, ardından açılan başka bir odada birini görüyorum! Büyük bir dikkat ve titizlikle bu tüplerdeki filizleri bölüp kavanoz içerisine özenle yerleştirirken…

Öğreniyorum tabii ki bu olup biteni…

İlk başta görmüş olduğum tüp 6 yıl sonunda tam tamına  500 ton patates olacağını! İçeride gördüğüm tüm bu şaşırtıcı olanlar bir tüp bebeğin nasıl dünyaya geldiği ile aynı diyeceğim ama tabii ki değildi sadece ben benzettim ama biliyordum ki garip ama gerçek olan bir patates tohumun çoğaltılmasıydı tam olarak.

Yaşadığım şokun etkisinden henüz çıkamamışken başka bir bina içerisine giriyorum. Burada köklenmiş ve dikime hazır hale gelmiş filizlerin dikili olduğunu görüyorum.

Bu filizler canlı, hastalıksız ve son derece sağlıklı olup olamadıkları denetleniyor her defasında..

Öğreniyorum ki bir adet hastalıklı filiz diğer filizleri hasta edebilirmiş.. İşte bu yüzden alınıyor bu kadar önlem.

Altı üstü bir patates filizi diye gördüğüm şeyin aslında ne kadar özenle yetiştirilip milyonlarca çoğaltındığına şahit oluyorum burada! Ve özellikle onun herhangi bir patates olmadığını da …

Gezimizi önce tarlalardan gelen patateslerin depolandığı ve tırlara yüklendiği alanları gezerek ve sonrasında ise ham bir patatesin nasıl Mc Donald’s patatesi olduğuna şahit olamak için fabrikaya yönlendiriliyoruz. 

Patates depoları Nevşehire özgü olan taş depolar içerinde yer alıyor burada patatesler 6-7 ay hiç bir özelliğini bozmadan kalabiliyormuş fabrikada ise bir patatesin saatler sonra nasıl Mc Donald’s patatesi olduğuna şahit olurken şaşkınlığımı gizleyemiyorum. Fabrikada her şey sırasıyla işliyor. Tüm makine ve insan gücü belirli bir ahenkle çalışırken son olarak paketlenmeye hazır “sırrı kalitesinde” gizli olan o mükemmel Mc Donald’s patatesi olarak masamıza geliyor.

İşte benim bir patatese olan aşkım burada son buluyor.  

Son olarak tam da yöresinde kendi memleketinde üretilen o tazecik ve lezzetli patates cipslerini yerken sonlanıyor! 

İşte  benim yaşadığım en güzel bir aşk hikayesi de böyle sonlanıyor. 










  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 20 Eyl 2015
  • 2 dakikada okunur

Bodrum sonrası Kastro Tireli bağlarını gezmek hemde 2 günlük çiftlik keyfi için Manisa Akhisar’da aldım.

Bu 2 günlük çiftlik gezisi hem ruhumu hemde bedeni temizledi desem yeridir.. Şehir yaşantısının kaosu ister istemez hepimizin üzerinde kötü bir etki bırakıyor.  Durum böyle olunca biraz uzaklaşıp doğa ile baş başa kalmak her zaman iyi bir seçim oluyor. İşte bu bağ gezisi de benim içn tam da böyle bir kaçamaktı…

Doğal yaşama dair her ne varsa karşınıza çıkabileck mükemmel güzellikteki bu yeri gerçekten görmenizi tavsiye ederim. 


AKHİSAR

Arkeolojik burgulara göre Akhisar’daki ilk yerleşimler M.Ö. 3000 tarihlerinde olup Anadolu’daki şarapçılığın doğduğu tahmin edilen zamanlara denk gelmektedir. Hititler zamanından beri Akhisar önemli bir ticaret yolu olmuştur. Kuzey Lidya medeniyetinin en önemli merkezi durumunda olan Akhisar (Thyateira) tarih boyunca içlerinde Frigler, Lidyalılar, Romalılar, Persler ve Selçuklular’ın da bulunduğu bir çok medeniyetin hakimiyeti altında kalmıştır. Büyük İskender tarafından da fethedilen Akhisar, Araplarla Bizanslılar arasında birçok savaşa sahne olmuş, XIV. yüzyılda artan Türk etkisiyle Saruhan Beyliği’ne geçmiştir.

Yüzyıllarca şarabın kutsal sayıldığı toplumlara yurt olan Akhisar, bugün Türkiye’nin en büyük üzüm üreticisidir. Osmanlı devrinde gayrımüslim azınlıklar tarafından Akhisar’da icra edilen şarapçılık, Cumhuriyet ile birlikte, azınlıkların bölgeyi terk etmesinden dolayı yok olmaya başlamış ve bağcılık sadece yemelik üzüm yetiştirmeye yönelmiştir. Şaraplık üzüm yetiştiriciliğine uzak olan yerel halk, şaraplık bağları söküp bu alanlarda sofralık üzüm yetiştiriciliği ve tütüncülük yapmaya başlamışlar.


XX. yüzyılın başlarında Akhisar’ın Kayalıoğlu kasabasında kurulan Yahudi ziraat okulunun mahseni de şaraphane olarak kullanılmış. Bu okulun en önemli ilgi alanı bölgede bağ ve şarap uzmanları yetiştirmek olmuş. Ancak, bölgede yaşayan diğer azınlıklarla beraber Yahudiler’in sayısının da azalmasıyla okul şarapla ilgili faaliyetlerine son vermek zorunda kalmıştır.


KASTRO TİRELİ

Kastro Tireli Şarapları ise  Kastro Tireli bağlarının tam ortasında, Akhisar ovasına kuşbakışı bakan bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Paslanmaz çelik ve Fransız meşe tanklarla birlikte 55 ton üzüm işleme kapasitesine sahip  bir tesis burası, üzümler pompa kullanılmadan salkım ve üzüm seçme bölümünden sonra tanklara, fermantasyon sonrası da fıçılara eğim cazibesi ile doldurululuyor. 


























Keşke Bunu Daha Önce Bilseydim! Gri Saç İçin Doğru Mor Şampuan ve Bakım. #saçbakımı #erkeksaç
00:50
Bir Zamanların Küçük Paris’i: İskeçe ( Xanthi )  #xanthi #iskeçe #yunanistan
00:58
Suluboya’dan Kartpostal yaptım! #xmas #xmasdiy #christmastpostcard
00:41
Yeni yıl için kartpostal çizdim? #xmas #xmasdiy #watercolor
00:25
Yılbaşı Dekoru Kendin Yap: Nutcracker / Kurşun Asker #xmasdiy #yılbaşısüsü #christmas
00:42
Kuaförde bir günüm! saçlarımı açtırdım ve gri renge boyattım.
00:10
Gri Saç Değişimi! Kuaförde 1 Günüm Nasıl Geçti?
06:35
VİRAL Olan En Sağlıklı Lezzet: VEGAN DÜRÜM!  #veggiewrap #vegantarifler  #vejetaryen
00:43

© 2025 by Onurollstyle.co. 

bottom of page