top of page


travel & lifestyle blog

onurollstyle.co


Atina Gezisi | Akropolis Atina Gezisi

Gene düştük yollara, gene Atina'ya geldim. Bu büyülü şehirdeki maceramıza başlamadan önce, buradaki evimize bayıldık ve hızla odalarımıza yerleştik.

İlk durağımız ise 1909 yılından bugüne kadar kendi ouzo, brandy ve likörlerini yapan ve Atina'nın en ünlü, instagramda çokça paylaşılan yeri olan Brettos oldu.

Atmosferi ve lezzetli içkileriyle bizi büyüledi. Ardından Akropolis'in hemen altındaki Elaia Restaurant'a geçtik ve bu muhteşem manzarada akşam yemeği yedik.


Atina'da ikinci günümüz plajda başladı! Sadece 10 dakika uzaklıktaki Edem Beach'e gidip, dalgalarla boğuştuk ve denizden taşlar topladık.

Akşam yemeği için ise Plaka bölgesindeki geleneksel Taverna Ta'ya uğradık ve lezzetli Yunan yemeklerinin tadını çıkardık.


Üçüncü günümüz oldukça yoğundu. İlk durağımız, Atina'nın en sevdiğim kokteyl barlarından biri olan Boo Kokteyl Bar'dı. Buranın bohem atmosferine bayıldık.

Akropolis'i ziyaret etmek de vazgeçilmezdi. Daracık yolları tepeleri aşıp buraya ulaştık. Giriş ücreti 20€ olabilir, ama bu deneyimi yaşamadan Atina'yı gezilmiş saymamalı! Akropolis sonrası akşam yemeği için Fine Mess'e gittik. Bu restoran, muhteşem bir konumda ve yemekleri hem lezzetli hem de uygun fiyatlı.


Son olarak, günü muhteşem bir teras olan Ciel'de tamamladık. Burada servis personeli çok ilgiliydi ve manzara harikaydı. Atina'da geçirdiğimiz bu güzel günü burada noktaladık.



Dördüncü günümüz, alışverişle başladı. Hediyelik eşyalar satan dükkanları gezdik ve hatıra alışverişi yaptık. Öğle molası için sürekli önünden geçtiğimiz ve oturmak istediğimiz Kosmikon Restaurant'a uğradık. Yemek sonrası keşfe devam ederek, şirin bir kafe olan Style Cafe'de mola verdik.


Ve sonunda, bu özel gün Funda'nın doğum günüydü! Akşam yemeği için rezervasyon yaptırdığımız yer ise The Spid Restaurant oldu. Burada lezzetli yemeklerin tadını çıkardık ve Funda'nın özel gününü coşkuyla kutladık.



Atina'da geçirdiğimiz bu 4 gün, tarihle dolu harika bir şekilde bir araya getiren bu büyülü şehri keşfetmek için mükemmel bir zaman dilimiydi. Yeni maceralara ve keşiflere yelken açarken, Atina'nın güzellikleri hafızalarımızda daima yaşayacak.


Atina'nın Taç Taşı: Akropolis


Atina'ya adım attığınızda, bu büyülü şehrin simgesi ve tarihi zenginliğinin odak noktası olan Akropolis'i ziyaret etmek kaçınılmazdır. Bu antik anıt kompleksi, Yunan tarihinin ve kültürünün bir yansımasıdır ve sizi büyülemeye hazırdır.


Akropolis Hakkında Bilgi


Akropolis, Yunanca'da "yüksek şehir" anlamına gelir ve şehir merkezinden yüksek bir tepe üzerinde yer alır. Bu tarihi kompleks, bir dizi antik yapının yanı sıra Parthenon Tapınağı ile en çok tanınan yapıyı içerir. M.Ö. 5. yüzyılda inşa edilen Parthenon, Yunan mimarisinin bir şaheseri olarak kabul edilir ve ziyaretçileri büyüleyen bir yapıdır.


Akropolis Nasıl Ziyaret Edilir?


Akropolis, Atina'nın merkezine yürüme mesafesindedir ve bu nedenle şehri ziyaret edenler için kolayca ulaşılabilir. Giriş ücreti yaklaşık 20€'dur ve manzaranın ve tarihin tadını çıkarmak için bu fiyatı kesinlikle hak eder. Özellikle sabah erken saatler veya akşamüzeri ziyaret etmek, kalabalığı azaltabilir ve daha özel bir deneyim sunabilir.


Parthenon: Antik Yunan'ın İncisi


Parthenon, Akropolis'in en göz alıcı yapısıdır. M.Ö. 5. yüzyılda Athena'nın onuruna inşa edilen bu tapınak, zarif sütunları, detaylı frizleri ve tarihi önemi ile büyüleyicidir. Tapınağın içinde, antik Yunan mitolojisinin hikayelerini anlatan kabartmaları inceleyebilirsiniz.


Manzara ve Atmosfer


Akropolis'in tepesine çıktığınızda, Atina'nın muhteşem manzarasını görmek sizi büyüleyecek. Şehir ve çevresindeki dağlar tüm ihtişamıyla gözlerinizin önünde açılacak. Ayrıca, tarihi kalıntılar arasında dolaşırken, antik Yunan'ın büyülü atmosferini hissedeceksiniz.


Akropolis, Atina'nın tarihi ve kültürel mirasının bir simgesidir. Bu muhteşem antik kompleks, sadece Yunanistan'ın değil, dünya tarih ve sanatının bir parçasıdır. Atina'yı ziyaret ettiğinizde, Akropolis'i görmek, unutulmaz bir deneyim olacak ve size bu büyülü şehri daha derinlemesine keşfetme isteği verecektir.


Bu büyülü yolculukta Akropolis ile Atina'nın kalbini keşfedin ve bu antik şehrin büyüsüne kapılın.


Atina'da keyifli bir gezi planı yapmak istiyorsanız, işte bazı öneriler:


1. Plaka: Atina'nın tarihi Plaka semti, dar sokakları, geleneksel Yunan restoranları ve dükkanlarıyla ünlüdür. Burada yürüyüş yapabilir, yerel lezzetleri deneyebilirsiniz.


2. Akropolis: Antik Yunan'ın sembolü olan Akropolis'i ziyaret etmek unutulmaz bir deneyim olacaktır. Parthenon tapınağı ve diğer tarihi kalıntıları görmek için zaman ayırın.


3. Eden Beach: Atina'nın güzel plajlarından biri olan Eden Beach, dinlenmek ve denizin tadını çıkarmak için mükemmel bir yerdir.


4. Cafeler: Atina'nın çeşitli kafe ve kahvehanelerinde yerel kahve ve tatlıları deneyebilirsiniz. Özellikle Monastiraki veya Psiri bölgelerinde bir kafe bulabilirsiniz.


5. Tavernalar: Yunan mutfağının tadını çıkarmak için tavernaları deneyin. Souvlaki, moussaka, ve deniz ürünleri gibi geleneksel lezzetleri tatmak için bir tavernalarda öğle veya akşam yemeği rezervasyonu yapabilirsiniz.


Daha fazlasını izlemek isterseniz 4 günlük atina seyahatim Youtube da!



Unutmayın ki Atina'da keyifli bir gezi için zamanınızı iyi planlayın ve bu önerileri kişisel ilgi ve tercihlerinize göre özelleştirin. İyi bir seyahat dilerim!

 
 
 
  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 21 Haz 2015
  • 4 dakikada okunur

Çeşme’de eğlence son gaz devam ediyor…

Gündüz Flyinn’de denize girip güneşlendikten sonra akşam yemeği için Marge Butik Otel’in bizim için özenle hazırlamış olduğu yemeğe eşlik etmek için bahçeye kurulmuş uzun masada yerimi alıyorum..

Yenen keyifli yemek ve sohbet ardından Çeşme geceleri için başka bir hazırlığa girip geceyi ateşliyorum anlayacağınız.

Saat gece yarısını çoktan geçmiş ve arkadaşlardan erken ayrılıp otele geri dönüyorum. Erken dediğime bakmayın saat 03:00! Otele varır varmaz valizi toparlayıp yeni bir yolculuk için hazırlığa başlıyorum.

Saat 04:00’te daha önceden ayarlamış olduğum özel araç geliyor ve yaklaşık 45 dakikalık İzmir havaalanı yolculuğum başlıyor. 

Saat 06:00 İzmir Atina Uçağı için gerekli pasaport kontrollerinden geçip uçağımı beklemeye başlıyorum.

O da ne!

Uçak korkusu olan ben için, normal olarak asla tercih etmeyeceğim bir uçağa (pırpır) biniyorum gün yeni yeni aydınlanırken..



Neyseki sakinliğim üzerimde, genelde uçak yolculuğu öncesi genelde antidepresan ilacı kullandığım için gözümü Atina’da açıyorum.

Yunanistan’a daha önce Dedeağaç, Kavala ve Selanik turu yapmama rağmen Atina beni daha heyecanlandırmıştı nedense….

Hava alanında İstanbul’dan gelecek ekibi bekliyorum ve her zaman ki gibi THY yine rotar yapıyor. Havaalanında bekleyenler bilir o saatler bir türlü geçmez! Defalarca kahve içiyorum, alamadığım uykumu valizimi yatak yaparak almaya çalıştıysam da bir türlü olmuyor işte 🙂

Her neyse o malum saatler geçiyor sonunda ekip sapasağlam iniyor ve buluşup Atina’nın merkezinde bulunan otelimize (Greco Palas Athena ) yeleşiyoruz.

Bu oteli gerçekten çok beğeniyorum dışardan bakılınca çok ahım şahım olmasa da iç dekorasyonu ve odalar son derece güzeldi. 


Hızlıca yerleşip Burcu ile kendimizi Atina sokaklarına atıyoruz. Günlerden pazar, ortalıkta in cin birde biz top oynuyoruz neredeyse!

Pazar olmasından dolayı herkes çekilmiş evine diye düşünüyoruz.  Şehrin en meşhur caddesi olan Kolanaki’de açık olan bir kafede soluklanıp Atina’nın kalbinde yükselen LYCABETTUS tepesine yol alıyoruz. Bu tepeye çıkmak için oldukça yüksek bir bayır, hatırlayamayacağım kadar merdiven ve sonrasında bir teleferik yoluculuğu yapmak gerekiyor.

Tepeye çıktığımızda yorgun olsakta karşımızda bu eşsiz manzarayı görünce bir o kadar rahatlıyoruz. Bütün Atina tarihin izleriyle karşımda duruyorken bir o kadar heyecanlanıyorum. Her köşesinde tarih kokan bu yerde olmak, burada bulunmanın sevinci kaplıyor içimi birden. 

Vardığımız noktada bir klise ve kafe var. Klise’yi gezip instagram için bir fotoğraf çektirip kafe’de birşeyler içiyoruz.




Kısa bir şehir turundan sonra Otele varıp üstümüzü değiştirip akşam yemeği ve Skinos ile tanışmak için The Clumsies adındaki kafe’ye gidiyoruz. 


Kafe gerek dekorasyonu gerek ise yemekleriyle oldukça hoşuma gidiyor.

Bizim için hazırlanmış olan Skinos kokteyllerini sırasıyla götürüp başka bir lokasyonda partilemek için soluğu alıyoruz.

Konu içki ve yurtdışı olunca bu işi ne kadar çok sevdiğimi bir ke daha anlıyorum.


Oldukça yoğun bir gün programından sonra otele dönüyoruz.

Sabah ilk hedef erken kalkmak oluyor. Çünkü; asıl Atina’ya geliş nedenimiz Skinos Mediterrane Cocktail Chalence yani Uluslar arası Skinos kokteyl yarışmasında Türkiye’den dereceye giren Osman Baycan’ı desteklemek ve yarışmayı izlemek olacak..


Sabah erkenden kalkıp kahvaltı faslını otelde bitirip öğlen için belirlenmiş barlarda tadımlar için yollara düşüyoruz

SKİNOS HAKKINDA

Skinos kokteyl yarışmasından bahsetmeden evvel önce bu içkiyi bilmeyenler için bira zbilgi vermek isterim…

“Saf damla sakızı kullanılarak üretilen Skinos’un yapımında damla sakızı kristalleri, alkol , su ve şeker ile karıştırılıyor. Bu karışım 3 ay bekletildikten sonra hassas bir yöntemle damıtılarak içki severlerin karşısına çıkıyor. Berrak rengi ve her bir şişede en az 6/ 7 gram damla sakızından elde edilen tadların bulunuyor olması içkinin en öne çıkan özellikleri arasında.

Akdeniz’in esintisiyle damla sakızını bir arada buluşturan Skinos içki severler için tam bir lezzet şöleni sunuyor. Farklı tadı ile ferahlatıcı da olan Skinos’u dilerseniz shot veya bol buzlu olarak içebileceğiniz gibi sıcak Akdeniz akşamlarında lezzetli kokteyllerinizde de kullanabilirsiniz.”yine…


 İlk durağımız Kolokotroni 9 adında şirin mi şirin bir bar oluyor. Burada kıdemli bar şefi bizim için bir kaç çeşit Skinos kokteyli hazırlayıp sunuyor. Özellikle bir likörün bu kadar hafif bir içki olcağını ve kokteyl olabileceğini düşünmüyordum taa ki bu nefis içeceklerin tadına bakana kadar. 

İçtiğimiz kokteyllerin bir çoğunda aroma ve içine kullanılan, gül kurusu, lavanta ve kekik gibi bitkiler beni benden aldığını söyleyebilirim. Altta bir kaç fotoğrafı görebilirsiniz.




Uzun ama keyifli bar gezileri sonrasında akşaö hazırlığı için hızlıca otele girip hazırlanıyoruz büyük gün dakikalar sonra!


Akşam için tüm hazırlıklarımızı yapıp Atina’nın en meşhur mekanı olan 360 Cocktail Bar’da yerimizi alıyoruz.

Kendime yukarda gördüğünüz kokteyli hazırlatıp muhteşem terasın keyfini karşımda duran Akropolis’e karşı yudumluyorum.

Osman bir taraftan telaş içinde sunumunu hazırlarken kendisini rahatsız edip beraber bir fotoğraf çektirmeden duramıyorum.


 Yarışmaya katılacak 8 farklı Barmenin sunumunu beklerken ilk sunumu bizi temsil eden Osman Baycan yapıyor. Bir barmen’in bu kadar titiz ve mükemmel olabileceğine şahit oldum demek istiyorum! Evet kesinlikle mükemmel bir şekilde hazırlamış olduğu sunumu izleyicilere anlatırken ondan fazla heyecanlanıyorum.

DEMETER

Osman Baycan’ın Skinos ile hazırladığı kokteylin adı Demeter, Yunan mitoojisinde duymuş olacağınız bu bereketin, mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçasıdır.

Osman, kokteylinde Demeter’den esinlenerek hazırladığı kokteyli hüznü ve sevincinden döktüğü yaşları sakız ağacının yaşlarına dönüştürüp oradan da akdenizin muhteşem tılsımlarıyla kokteyline yansıtarak ülkemizi son derece güzel bir şekilde temsil etti diyebilirim.



 Gece saatleri 24:00 vururken yarışma sonuçlanıyor ve yarışmanın birincisi  Argyris Vemianin oluyor. Olsun bizim içimiz çok rahat Türkiye olarak orada olmak ve o muhteşem sunumuyla ülkemizi çok çok iyi temsil etmek önemli olan değil mi?

Yarışma jurisinde Dünyaca ünlü barmen Steve Schneider vardı. Gerçekten hepimiz için heyecanlı ve önemli bir yarışmaydı diyebilirim.

Sonuç olarak o geceden yukarda gördüğünüz güzel kareler ve altaki fotoğrafta gördüğünüz yarışma birinci ve Steve ile güzel bir fotoğrafımız ile geceye son verdim.


Bugün boş gün ve Atina gezimize kaldığımız yerden devam edebileceğiz! Sokak aralarına dalıyorum en güzel fotoğraf karelerini çekmek için şehirde dolaşan onca turist ile yarışırcasına fotoğraf makinesinin tuşuna basıp duruyorum. Şehir arasında turlarken  tarihle harmanlanmış ama biraz mahsum Atina’yı görüyorum. Ekonomik kriz kendini her adımda belli ediyor. Bir çok iş yerinin kapanmış kepenkleri sokaklara bakarken derin ve sessizce şiir okuyor gibi geliyor bana…

Hayat devam ediyor…

Bu hüzünlü tablonun yanında sokakta yine az da olsa hareket var! Oturup bir yerlerde yemek yiyor kahve içiyoruz. Yemek kültürümüz olduğu gibi aynı, kebaplardan dönere, helva’dan revani’ye kadar bilindik herşey burada. 

Tarihi kalıntılar, sokak aralarındaki kliseler arasında gözümüzü Akropolis Müzesine dikiyoruz. Buraya gelmişken kesinlikle uğranması gereken bir müze olduğunun altını çizmek istiyorum.

Müze içinde fotoğraf çekmek yasak olduğu için burada ne yazık ki fotoğraf paylaşamıyorum. 

Fakat sokaktan güzel fotoğraflar altta yer alıyor. Umarım biraz olsun keyifle okumuşsunuzdur diye düşünüyorum. Burada olmayan birkaç fotoğrafa instagram’dan #SkinosMCC2015 veya SkinosMCCMacerasi taglarinden ulaşabilirsiniz.

Bir önceki yarışma videosuna altaki linkten ulaşabilirsiniz.

Hepinize sevgilerimi sunar bir sonraki gezi yazısında görüşmek üzere derim.










 
 
 
VİRAL Olan En Sağlıklı Lezzet: VEGAN DÜRÜM!  #veggiewrap #vegantarifler  #vejetaryen
00:43
Viral Olan En Sağlıklı Lezzet! Kara Lahanalı Çiğ Vegan Dürüm
05:38
İlham perilerim Yılbaşı için Süsleme Yap Dedi! #xmas #xmasdiy #yılbaşısüsü
00:23
Avrupa’ın En Güzel Noel Pazarları #xmasmarket #noelpazarı #christmastmarket
00:39
Atina’dan 1:20 dk uzaklıktaki Aegina Adasına gidiyoruz! #greekisland #aegina #gezilecekyerler
00:45
Kasım Ayına Yakışır Sonbahar Kombini Yapıyoruz! #erkekkombin #menstyle  #reklam
00:35
Sonsuz saygı, sevgi ve minnetle…1881 - ♾️ #10Kasım #MustafaKemalAtatürk
00:34
Atina Mekan Önerilerimle Geldim! #atina #mekanönerisi #yunanistan
00:49
buy-me-a-coffee7219.logowik.com.webp

© 2025 by Onurollstyle.co. 

bottom of page