top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 25 Tem 2015
  • 2 dakikada okunur


Nice’deki ikinci günümüzde tatilin hakkını vermek için ayrıca hazır önümüzde çarşaf gibi gerilen deniz de dururken günün büyük bölümünü plajda geçirmeye karar verdik.


Şehrin başından sonuna kadar uzanan sahilinde bir çok farklı plaj var. Yanımızda şemsiyemiz olsaydı hiç düşünmeyip her hangi bir yerden denize girebilirdik fakat hava o kadar sıcaktı ki güneşin kavucu ışıklarından korunmak için biraz paraya kıyıp, Nice kalesinin hemen dibindeki Castel Beach’e gittik.


Nice plajı düşündüğünüz gibi kumdan değil taşlardan oluşuyor. Denize girip çıkmakta biraz zorlasada en azından vücudunuza kum taneleri yapışmadı. Cannes’da başımıza geldiği için bunu söylüyorum!


Paralı plajlarda her türlü ihtiyacınıza göre fiyat ödüyorsunuz. Bu da giriş için her hangi bir ücret talep etmiyorlar sizin terciğinize göre fiyat çıkarıyorlar. 


Ayrıca hemen hemen her plajın içinde kendine ait restoranları da mevcut. Deniz keyfimizi biraz da eğlenceli hale Cote d’Azur  tatil sponsorlarımızdan biri olan HTC ‘nin RE Kamerası getiriyoruz. RE kamera sayesinde mutlu bir tatil geçirdiğimin özellikle altını çizmek isterim. Burada göreceğiniz bir çok fotoğrafları ve özellikle denizdekilerin hepsini onunla çektim.  bunun dışında tam bir gezginseniz ve gittiğiniz yerlerin olduğu gibi görüntülemek isterseniz bu minik alet tam size göre! 


Deniz ile 3. gününe ertelediğimiz Nice şehir içi gezi planımızı plajdan sonra en azından bir kısmını tamamlama kararı alıyoruz. 

Hazır kalenin dibine de gelmişken kaleye çıkmaya karar veriyoruz. Tahmin ettiğiniz gibi kolay iş değildir kaleye tırmanmak, önünde sıra sıra dizilen basamakları aşıp zirveye ulaşmak özellikle deniz sonrası mayhoşluğumuzdan dolayı biraz zor olsa da sonunda zirveye çıkmaya başarıyoruz.

Zirveye ulaştığımızda tüm Nice’in panoramik görüntüsü karşısında yorgunluğumuzdan eser kalmıyor doğrusu..

Kalenin yanından devam eden yolu izliyoruz ve daha yukarda duran şelaleye varıyoruz. Her turist gibi burada güzel fotoğraflar çekip kale turumuzu sonlandırıp hala yorulmadığımızın farkına varıp sahil boyunca yürümeye devam ediyoruz. Eski Nice (Vieux Nice) sokakları önümüze serilirken her zaman aşık olduğum mimari ile karşı karşıya kalmak beni yine mutlu ediyor. 

Rotamızı otelimize doğru yöneltip akşam yemeği için hazırlanıp Garibaldi Meydanındaki  Cafe de Turin’e gittik. Hayatımda ilk kez istiridye, yengeç,ve diğer kabuklu deniz ürünlerine bu tailimde yeterince doyduğumu da belirtmek isterim. Bu arada Cafe de Turin Nice’e gidecekler arasında ister öğlen isterseniz akşam yemeği için mutlaka listenizde yer alsın derim.

Nice biraz ara verip bir sonraki rotamız Saint Jean – Cap Ferrat  ve  Eze Village postunu beklemenizi tavsiye ederim.





























cote d azur


























cafe de turin
  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 25 Tem 2015
  • 2 dakikada okunur

Cote d'Azur


Hepinize tekrardan merhaba, bu aralar çok fazla seyahat yaptığım doğrudur! Hatta moda bloggerlığından vazgeçip bir an kendimi seyahat ve yaşam bloggerlığına adım atar gibi görsem de moda hep devam edecek bilgisini öncelikle size vermek isterim. Geçtiğmiz günlerdeki rotam Fransa’nın Cote d’Azur bölgesiydi…

Beni sosyal mecralardan takip edenler özellikle instagram’dan takip edenler biliyor ki harika bir tatil geçirdim. Özellikle tatil boyunca yanımda olan sevgili arkadaşım Deniz Saatçioğlu’un, benim yine yurtdışında olmam dolayısı ile tüm gideceğimiz noktaları önceden belirlemiş olması harikaydı!  Bir haftalık tatil boyunca hemen heme her gün kilometrelerce yürüdük, yorulduğumuz noktada kendimizi denize attık, bir çok köy kasaba gezdik ve birikmiş koskoca anılarla döndük.

Bu yüzden blog yazısını bir çok bölgeyi ayırarak gün ve gün yazmak niyetindeyim umarım bizim yaşadığımız kadar okumaktan keyif alırsınız.

Nice’de ilk günümüz varışımız öğleden sonraya denk geldiği için o günü biraz keşif ve güzel bir yemek eşliğinde geçirme niyetindeydik. Otel odasına (Merkeze cok yakin, Jean Medecin uzerindeki Hotel Univers) valizlerimizi bırakıp kısa bir hazırlama sonrasında kendimizi sokağa attık. Gittiğimiz gün hemen hemen her yer kapalı olmasını ilk olarak anlamadık. hafta içi üstelik öğleden sonraki saat diliminde bu manzara bizi biraz korkutsa da  14 Temmuz, Bastille Day diye bilinen, Fransiz’ların ulusal bayram günü olduğunu öğreniyoruz. Bahsettiğim gibi açık dükkan bulmak zor desemde ortalık maşer alanı gibi kalabalıktan geçilmiyordu!

Tüö caddeler, sokaklar, plajlar, restoranlar doluydu. Biraz şehri dolaşıp zar zor yemek yiyecek bir yer bulduk. Tesadüfen bulduğumuz  A L’ecurie adında şirin mi şirin bir cafeydi. Rastgele sokakta bulmamıza rağmen yemekleri harikaydı! Hatta şunun altını çizmek isterim ki alakart olarak menü seçmedik tüm Cote D’Azur bölgesinde menü içerisinde fix menüler mevcut bunun içinde tatlı olan veya olmayan olarak ikiye ayrılıyor. Bu şekilde istediğinizi seçip daha ucuza güzel bir yemek yeme şansınız doğabiliyor. 

Gelelim genel olarak Nice havasına.. Nice’de yapılanma oldukça eski sokak aralarında geçerken kendinizi bir an olsun İtalya’daymış gibi hissede biliyorsunuz. Gerçi sokakta o kadar İtalyana rastladık ki ben şahsen kendimi Roma’da hissettim desem yeridir. Bunun dışında normal olarak tüm kafeler ve restoranlar akşam saat 10’da kapatıyor bu yüzden yemeğinizi en geç saat 82de yemekte fayda var. Yemek sonrası biraz yürüyüş için sahile indik. Sahil o akşam tıklım tıklımdı bir sonraki akşamlarda o kalabalığı göremecektik tabii ki …

Bir şişe şarap eşliğinde sahilde otururken tanıştığımız birkaç kişi tarafından gece kulübü önerisi ile gecemizi G-Bar’da devam ettirdik. Bara gittiğimizde burada eğlenemeyeceğimizi düşünsek bile sonraki gecelerde bile müdavimi olduk diyebilirim. Gerçekten hem ben hem de Deniz’in çok eğlendiğine şahit oldum diyebilirim. 

Şimdilik bu satırları noktalarken Nice’de 2. günü yazmak için ben sabırsızım.

Görüşmek üzere :))

Bu arada unutmadan instagram’dan daha fazla tatil fotoğrafına #onurollstyleontheway hashtag’i ile oluşabilirsiniz.


nice


onurollstyle


nice








travel




  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 22 Tem 2015
  • 2 dakikada okunur


Hepinize kucak dolusu sevgilerimi sunuyorum öncelikle…

Özellikle yurtdışı seyahatlerim dolayısı ile postlarımı ne yazık ki geç paylaşabiliyorum. Geçtiğimiz iki hafta öncesinde Emre Erdemoğlu’nun “Penguin” koleksiyonu tanıtımı için Berlin Fashion Week’e yolumuzu uzattık.

Uzattık diyorum çünkü benimle beraber yaklaşık 20 kişilik bir gurup ile hareket ettik.

Pegasus havayolları sponsorluğunda gerçekleştirdiğimiz İstanbul- Berlin uçuşumuz sonrasında yine sponsorumuz olan Titanic Deluxe Hotel Berlin’e doğru yol aldık. Burada sadece defileden bahsetmek değil amacım! Berlin Fashion Week çıkarmasında yaşadığımız o heyacanlı defilenin yanı sıra geçirdiğmiz güzel 3 günü size anlatmak için sabırsızlanıyorum

Otelimiz gerçekten şehrin tam merkezinde tüm Berlin’de görmek isteyeceğimiz her yere yakın olması bizim için özellikle bir avantajdı! Bu sayede hem ilk kez ziyaret ettiğim şehri görebilecek hem de orada olmanın hakkını vereceğim için gerçekten mutluydum.

Berlin’e adım atar atmaz ilk olarak oranın en meşhur yerlerini gezmekle yetindik. İlk durağımız 1700 yılları ortasında Johann Boumann tarafından barok tarzında inşa edilen Berlin Katedraliydi… Bu büyülü katedralin bahçesinde çimenler üzerinde vakit geçirmek inanılmaz derecede iyi geldiğini söyleyebilirim. Sonrasında biraz daha şehrin içerisine dalarak meşhur Alman biralarının ve mükemmel lezzetli olan çöreklarin tadına bakmadan olmazdı tabii ki…

Şehir turumuzdan sonra kendimizi biraz dinlenmek için otel odasına attık sonrasında Titanik Hotel’in organize ettiği akşam yemeği için alt katta bulanan Beef Grill adındaki restoranda keyifle yemeklerimizi yedikten sonra gecenin tadını çıkarmak için yine sokak aralarına daldık!

Berlinde yaşayanlar cidden eğlenmeyi biliyor! 

Gece hayatının çok renkli olduğunu bildiğim Berlin’i birde ben doğruladım diyebilirim. Gördüğüm şu ki ; oradaki herkes eğlenmesi son derece iyi biliyor!

Yorucu ama keyifli gece gezmesi sonunda sabaha yakın bir saatlerde odamıza çekilip biraz da olsa dinlendik ki kesinlikle bunu yapmamız lazım dı, yarın çünkü büyük gündü!

Emre Erdemoğlu – Penguin

Ertesi gün hem Emre hem de bizim için çok heyecanlı bir gündü. Malum Emre’nin ilkbahar – yaz 2015 koleksiyonu Berlin Fashion Week’te sergilenecekti! Ve ne şanslıydım ki ben de onunla ve orada olan diğerleri kadar heyecanlıydım.

Herzaman diyorum bu adam işini biliyor! Emre Erdemoğlu koleksiyonları her zaman içimi kıpır kıpır ediyor. Kullandığı kumaşından tutunda baskısına kadar herşey o kadar özel ki hepsini giymemek için inanın ki ben kendimi zor tutuyordum.

Bir önceki postumda da gördüğünüz gibi yeni koleksiyon penguin’den bir parçayı günler öncesinden kapmıştım bile::)

Neyse çok uzattım farkındayım! Ama burada samimi olup olup biten herşeyi yazmak ve hissederek analatmak için blog tutuyorum.

Her neyse defile öncesinde her zamanki gib,i kendimi yine backstage’e attım. Her daim o kargaşayı çok seviyorum. Yapılan provalar, sevgili Öner’in titiz çalışması, Emre’in heyecanı modeller kıyafetler ve giydiriciler herkez öyle güzel işini yapıyordu ki sanki bir şarkının notaları gibi nağme nağme işleniyordu…

Her neyse bir kaç kare sizin için yakaladım onlar ve diğer anlattığım herşey altta fotoğrafalarda bakın lütfen.

Defile alanına geçtiğimde şova sadece saniyeler kalmıştı. Bir taraftan en güzel kareyi yakalamak diğer taraftan da biraz da olsun video çekmek için hazırlığımı yapmaya başladığımda neredeyse defile de başlamıştı.

Defile ile ilgili ufak video altta geri kalan herşey o kadar güzeldi ki tüm basın Emre’den bahsederken bana söz kalmadı dersem yeridir!

Hepinize güzel günler dileyerek geri kalan herşeyi altta paylaşıyorum.

Sevgi ile kalın.

Onur Erol



































Keşke Bunu Daha Önce Bilseydim! Gri Saç İçin Doğru Mor Şampuan ve Bakım. #saçbakımı #erkeksaç
00:50
Bir Zamanların Küçük Paris’i: İskeçe ( Xanthi )  #xanthi #iskeçe #yunanistan
00:58
Suluboya’dan Kartpostal yaptım! #xmas #xmasdiy #christmastpostcard
00:41
Yeni yıl için kartpostal çizdim? #xmas #xmasdiy #watercolor
00:25
Yılbaşı Dekoru Kendin Yap: Nutcracker / Kurşun Asker #xmasdiy #yılbaşısüsü #christmas
00:42
Kuaförde bir günüm! saçlarımı açtırdım ve gri renge boyattım.
00:10
Gri Saç Değişimi! Kuaförde 1 Günüm Nasıl Geçti?
06:35
VİRAL Olan En Sağlıklı Lezzet: VEGAN DÜRÜM!  #veggiewrap #vegantarifler  #vejetaryen
00:43

© 2025 by Onurollstyle.co. 

bottom of page