top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafı: Onurollstyle
    Onurollstyle
  • 1 Eyl 2021
  • 1 dakikada okunur




Plovdiv ya da bizim bildiğimiz ismiyle Filibe; Bulgaristan’ın güneyinde tarihiyle, kültürüyle, sosyal hayatıyla sizi kucaklayan sımsıcak bir şehir.

2019 Avrupa Kültür Başkenti olan Plovdiv’i ziyaret etmek için kuşkusuz birçok sebep var.



Şehir hem çok güzel hem özenli hem de tam tatil için uygun.

Hemen hemen her köşesi fotoğraflık, tarihi ise göz kamaştırıcı….



Plovdiv, M.Ö. IV. yüzyılda Büyük İskender’in babası olan II. Philip yani Kör Philip tarafından kurulur. Kendisi Trakya’ya sefere giderken, yöre halkı kendisine yardımcı olur ve sefer dönüşü onlara şükranlarını sunmak amacıyla şehri inşa ettirir. Bu şehre de tabii ki kendi ismi verilmiş ve Philippoupolis yani Philip’in Şehri olarak adlandırılmıştır. Fakat bir süre sonra Bulgarlar Plavdiv adıyla anmaya başlamışlardır.


I. Murat döneminde Osmanlı hakimiyetine girene kadar Büyük İskender’den itibaren, Roma, Bizans, Bulgar Prensliği ve Bizans’ın egemenliğinde kalmış.

 I. Murat ile beraber Anadolu’dan Türkler fethedilen topraklara yerleştirilmiş ve coğrafyanın Türkleştirilmesi için adımlar atılmaya başlanmıştır. XIV. yüzyıldan beri Türk toprağı olan Filibe’de gezip görebileceğiniz birçok yer var ki genelde bunlar Knez Alexander I Caddesi ve Old Town denen eski yerleşimin civarında bulunuyor.












Bulgaristan Turizm Bakanlığı davetiyle gittiğimiz Bulgaristan seyahatimiz tüm hızıyla devam ederken yolumuzu kayak merkezi olan Bansko’dan hem termal suları hem de spa merkezleri ile ünlü Sandanski ve Devin’e uzatıyoruz.

Eğer bu harika gezinin ilk durağı Sofya ve ikinci durağı Bansko‘yu okumadıysan tıklayarak okuyabilirsin.

Yolculuklarda, yolda olmak halinde her zaman süprizleri ve anlık değişimleri çok severim…

Bansko sonrası varış noktamıza gitmeden önce de aynen böyle bir şey oldu.

Hazır buralara kadar gelmişken neden bir gerçek köy evi görmeyelim dedik ekipçe ve sevgili Funda’nın da ( Frenchos ) Israrı ile Ivo’nun büyüdüğü köye ve köy evini gezme şansımız oldu!

 ( Ivo da kim diye soracak olursanız hemen Sofya postuna ışınlanın!)



Ev o kadar güzeldi ki sanki 1980’lere ışınlanmışım gibi hissettim ve çocukluğuma…

Sizce de öyle değil mi?

Bu güzel anıyı paylaştıktan sonra artık gezimizi yazmaya kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Sandanski’ye gitmeden önce her zaman olduğu gibi bir yemek molası veriyoruz.

Önceki postumda da bahsetmiş olduğum gibi Bulgaristan her yönden zengin bir ülke yani sadece termal suları, sodası, nefis biraları değil şarapları ile de ünlü!

Bu yüzden gerçekten burada kaliteli şarap içtim dersem cidden doğru olur.

Öğlen için mola verdiğimiz yer Sandanski’ye giden yolumuzun üzerinde Villa Sintica oldu.

Burası bir tatil köyü ve ayrıca kendi şarap fabrikaları da var ve tabii ki öğlen yemeğimize eşlik eden de Sintica şarabıydı!

Bu arada Buranın mutfağı, yemekleri, lezzetleri ayrı bir güzel ve ayrı özenliydi.

Eğer bir tatil köyüne ihtiyacın varsa buraya muhakkak gelmelisiniz.




Villa Sintica

Villa Sintica

Nefis lezzetli Bowl salatamı ve yanında enfes kalamar ve ahtapotu yedikten sonra yolumuzu uzattık hem biraz dinlence hem masaj hem de spa için

Sandanski’nin en en şahane oteli ve spa merkezi olan Medite Spa Resort & Villas’a!




Medite Spa Resort & Villas

Bulgaristan yaz kış tatil yapmak için en iyi ülkelerden biri olduğunun farkına varıyorum arkamızda bıraktığımız gezi sonucunda!

Hem yaz hem de kış için tatil önerileri mevcut.

İster kayak yapın, ister yaz tatilinin tadını çıkarın isterseniz hem yaz hem de kış şifalı sularda spa keyfini sürün.

Sandanski’de işte aynen öyle bir yer!

Kendini şımartmak bol bol güneşlenmek, termal suların tadını çıkartıp güzel bir masaj ile de günün kötü enerjilerinden kurtulmak için birebir.



Medite Spa Resort & Villas

Medite Spa Resort & Villas

Sandanski’de bir gece kalıp yolumuzu özellikle Bulgaristan’da hemen hemen her yerde görebileceğiniz su ve soda markasının hem adı hem de yeri olan Devin’e ( Dövlen ) doğru çevirirken bir çok köy ve kasaba ziyaretimiz oluyor.

Buralarda hem hem mola verip geziyoruz hem de yemek yiyoruz.

Leshten (Leşten ) ziyaretimiz de aynen öyle oluyor.

Bir çok köy gezimizin sonunda öğlen saatlerinde varıyoruz Leshten’e…

Burası hakkında ne yazdığımı merak ediyorsanız alttaki instagram postum ile sizi baş başa bırakmak en sağlıklısı olur diye düşündüm.




Leshten Bulgaria

Leshten’de öğlen yemeğimizin ardından Devin’e yani türkçesi Dövlen’e doğru yol alıyoruz..

Ekip arkadaşlarımızdan sevgili Melih’in önerisi ile harika bir şarap fabrikası ziyaretimiz oluyor.

Evet gerçekten de öyle oluyor!

Şarap fıçısı şeklinde yapılmış bir fabrika üstelik!!!


ORBELUS


DEVIN ( DÖVLEN )

Uzunca süren bir yolculuk sonunda Devin’e varıyoruz!

Devin hem termal suları hem de  Sandanski gibi termal otelleri ile meşhur küçücük şirin bir yer.

Buraya yakın bir çok Türk köyü mevcut ve türkçe konuşan  pek çok kişiye de rastlamanız mümkün.

Bu seyahatimizde o kadar şanslıyız ki Bansko’da Caz festivaline denk gelmiştik burada da Devin’in su festivaline denk geldik.



Akşam saatinde Festival başlamadan önce bu küçücük yeri geziyoruz önce sonra ise akşamüstü yöresel bir restoranda yemeğimizi yiyip festival alanına doğru yol alıyoruz.


Küçüklüğümde 23 Nisanda hep televizyondan hayranlıkla izlediğim folklor danslarını sahnede görünce heyecanlanıyorum önce..

Hayranlıkla izliyorum onları sonra sırasını bekleyen ekip ile fotoğraf çektirip anı ölümsüzleştiriyorum ve sonrası mı muhakkak dansa dahil oluyorum ve dans ediyorum.

Eğer dansı merak ediyorsanız mutlaka instagram’da paylaşmışımdır bi göz atın bakalım:)




Devin’de bir gece kalıp yolumuzu Sofya’ya uzatacağız..

Sofya’ya varmadan Bulgaristan’ın ikinci büyük şehri olan Plovdiv yani Filibe’ye düşereceğiz yolumuzu.

Bir sonraki postumda işte tam da bunu yazacağım.

Bulgaristan’ın en sevdiğim şehri Plovdiv’i yani Filibe’i okuyacaksınız.

Ben tekrar Bulgaristan Turizm Bakanlığına bizi buraların güzelliklerini görmemiz için davet ettikleri için çok teşekkür ediyorum.

Daha fazla bilgi ve Bulgaristan güzelliklerini görmeniz için mutlaka 




Mehana Bansko



 Sofya’dan sonra Bansko’ya doğru yol almak için erken saatte koyuluyoruz yola….

Bulgaristan’daki ilk durağımız Sofya postunu okumak için BURAYA tıklayın.

Yaklaşık 2 saat sürecek olan yolculuğumuz için transfer aracının en cam kenarına yerleşip en sevdiğim şeyi yapıyorum yol boyunca …

Önümden hızla geçem araçlar ve Bansko’ya doğru yaklaşırken araçların yerini alan kocaman dağlar ve eteklerinde çamlar. 

Doğanın içinde olmak ne güzel diye düşünüyorum izlerken aracın penceresinden dışarıyı…

Ne güzel kuş olmak, bir ala geyik olmak…

Düşlerimden uyandığımda Bansko’ya varmış olduğumuzu anlıyorum. 

Otelimize yerleşmeden önce buraya Bulgaristan’a geldiğimden beri hep arzu ettiğim gibi hem otantik, hem yöresel hem de tam Bansko’lu olan bir restoranda öğlen yemeği molası veriyoruz.


Mehana Bansko

İşte bu güzel mekanın adı Mehana Bansko!

Aslında buraya taverna desek de tam yeridir lakin buradan bahsetmeden önce biraz Bansko’dan bahsetsem çok daha iyi olacaktır.

Bulgaristan’ın Kayak Merkezi Bansko!

Bansko Bulgaristan’ın Prin dağı’nın eteğinde, Glazne Nehri’nin iki yanına kurulmuş en ünlü kayak beldelerinden biridir. 

Biz gerçi buraya yazın geldik ama yazları da Bansko gerçekten hareketli!

Özellikle otellerin yaz için havuzları, tenis kortları ve tüm açık mekanları ile yaz -kış Bansko yaşayan ve turistlerin gözdesi bence!


bansko

Kaldığımız yerden şimdi ilk durağımız olan mekandan bahsedebilirim! Eğer yolunuzu Bansko’ya uzatırsanız mutlaka Mehana Bansko’da bir öğlen veya akşam yemeği yemenizi tavsiye ederim. Gerçi biz öğlen uğradık lakin akşamları daha güzel olabilir özellikle canlı müzik varsa tadından yenmez:) Biz burada ortaya karışık ızgara siparişi ettik ve Ivo’nun tavsiyesi ile ev yapımı incir rakısı da söyledik ama benim için biraz fazla keskindi bu yüzden ben biramla daha mutlu oldum.








Bankso’da bir çok mekan sıcaklığı ile sizi karşılıyor olacaktır eh bahsettiğim gibi burası bir kayak beldesi olduğundan dolayı mekanların içleri sizi sarıcak ve kucaklayacak sıcaklıkta döşenmiş ama bunların haricinde özellikle burada geceleri fazla hareketli oluyor.

Barlar ve gece klüpleri yaz kış hep açık ve çok keyifli!




Sohbetlerle ve çekimlerle baya uzun süren öğlen yemeğimizin ardından otelimiz Kempinski Hotel Grand Area Bansko’ya  doğru yol aldık. Bu arada Bansko çok büyük bir yer değil bu yüzden hemen hemen her yer yürüme mesafesinde..

Kaldığımız otel buranın belkide en güzellerinden biriydi:)

Ve belkide Bulgaristan’da olduğum süreç içerisinde en çok burada fotoğraf çekilmiş olabilirim.





Odaların içi ve teraslar oldukça geniş manzara ise enfes kesici!

Ah bir de kışın karlar altında düşünüyorum da gerçekten paha biçilemezdir..

Otele varır varmaz ilk işim her zamanki gibi mini bardan bir soğuk bira kapıp önce bir keyif molası yapmak oldu.

Sonrasında balkondan beni çağıran havuzun tadını çıkarmak için hemen tabii ki soluğu aşağıda aldım.




Yukarıda da yazdığım gibi burada süper fotoğraflarım oldu daha fazlasını instagram’da muhakkak göreceksinizdir!

Hala instagram’da beni takip etmiyorsanız tam da ŞURADAN ( @onurollstyle ) takip edebilirsiniz.


Ayrıca Bulgaristan gezimizle alakalı birkaç Reels videosu da sizi bekler!



Bansko Jazz Festivali



Bansko’ya geldiğimizde harika bir festival ile karşılaştık!

Geleneksel olarak uzun yıllardır yapılan Bansko Caz Festivali tam da bizim orada olduğumuz zamandı ve bu harikaydı…

Dünyanın hemen hemen her yerinden hatta Türkiye’den sevgili Bilal Karaman’ında olduğu harika bir organizasyonun içinde bulduk kendimizi.

Altta hem bizim tatil ekibi hem de Bulgaristan ekibi ile harika ve neşe dolu fotoğrafımızı paylaşıyorum ve ekliyorum…

Ah nasıl güzel bir gündü!




Bansko’da harika bir gün, harika bir gece yaşadığımızın ertesi günü  hem gündüz gözüyle şehri şöyle bir gezelim hem de instagram için fotoğraflar çekelim istedik.

Ama öncelikle kahvemi içmem lazımdı!

Burada da Italya’da olduğu gibi kahve otomatları sokakların köşe başlarında size göz kırpıyor!

Güne daha iyi aymak için hemen kendime bir espresso kapıyorum ve yol üstünde hem hikayelerimi paylaşıyor hem de fotoğraf için güzel köşeler aramaya koyuluyorum…






Yolumuz uzun bu sefer Sandanski’ye gidiyoruz!

Bir sonraki postumda Sandanski ama öncesinde sevgili Ivo’nun köyüne gideceğiz. 

Harika bir post daha sizi bekliyor olacak bekleyin.

Keşke Bunu Daha Önce Bilseydim! Gri Saç İçin Doğru Mor Şampuan ve Bakım. #saçbakımı #erkeksaç
00:50
Bir Zamanların Küçük Paris’i: İskeçe ( Xanthi )  #xanthi #iskeçe #yunanistan
00:58
Suluboya’dan Kartpostal yaptım! #xmas #xmasdiy #christmastpostcard
00:41
Yeni yıl için kartpostal çizdim? #xmas #xmasdiy #watercolor
00:25
Yılbaşı Dekoru Kendin Yap: Nutcracker / Kurşun Asker #xmasdiy #yılbaşısüsü #christmas
00:42
Kuaförde bir günüm! saçlarımı açtırdım ve gri renge boyattım.
00:10
Gri Saç Değişimi! Kuaförde 1 Günüm Nasıl Geçti?
06:35
VİRAL Olan En Sağlıklı Lezzet: VEGAN DÜRÜM!  #veggiewrap #vegantarifler  #vejetaryen
00:43

© 2025 by Onurollstyle.co. 

bottom of page